Engin Altay: Bunun bir bedeli olması gerekmez mi?

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, bugün TBMM Genel Kurulu’nda konuştu. Altay, deprem öncesi ve sonrası gelişmeleri değerlendirdiğinde şunları söyledi:

“Depremden önce yıkım ve sonuçlarının tartılması ihmal, depremden sonra yenilmeye karşı”

Bir ay bir gün önce Türkiye 85 milyon kişi tarafından sarsıldı. Bir deprem yaşadık. Kuşkusuz bunu kimse istemez elbette, ne iktidarlar ne de muhalefet böyle bir şey istemez. Ancak yöneticilerin sorumluluğu Tanrı’ya devretmesini anlayamıyoruz. Bulguların yıkıcılığı ve ciddiyeti, depremin şiddeti ve büyüklüğünden kaynaklanmamaktadır. Sonuçların zararı ve ağırlığı deprem öncesi iki temerrüt ve deprem sonrası ne yazık ki yetersizliktir. Bunu siyasi bir tartışmaya dönüşene kadar buradan bir şeyler çıkaralım demek korkaklıktır. Bu tür konularda CHP iktidardan devletle işbirliğine hatta iktidardan hükümetle işbirliğine kadar her zaman samimi olmuştur.

Ve Sayın Cumhurbaşkanımızın da itiraf ettiği gibi özellikle ilk iki gün vatandaşların haykırışları ikinci gün oraya gittiğimde yaşadıklarımıza ve gördüklerimize dayanmaktadır. Feryadımız vatandaşın sesi oldu. Ancak Cumhurbaşkanı bize hakaret içeren sözler sarf ederek gördüğümüz gerçekleri kamuoyu ile paylaşmamızı yadırgamadı. Sonra devletin valisi gitti vatandaşa ilk üç gün gelemedik özür dileriz dedi. Sayın Cumhurbaşkanı geldi, ‘ilk zamanlarda gerekeni yapamadık’ dedi, ‘helal’ istedi. O yüzden baştan itibaren muhalefetin sesini dinlemek gerekiyor.

“İlgili bakanlar da dahil olmak üzere bu yöneticiler, özellikle Kızıli ve Avad”

Biz söylediğimizde bize hakaret ettiniz, peki neden Adıyaman’da söylediklerimizi tekrar ettiniz? bu doğru değil. “Vinç vardı, operatör yoktu” dedik. Dedik ki: Çadır var ama kurulamıyor. Dedik ki: Yiyecek vardı, depoda çürüdü. Battaniye vardı ama herkes üşüdü dedik. Hepsi doğru. Bizler bağlı olduğumuz televizyonlarda Hayyam sesiyle şarkı söylerken aradan bir süre geçti ve Kızılay Hayyam satmaya başladı. Kızılay denilince akla üç şey gelir; Kan stoğu, çadır stoğu, erzak stoğu. AFAD da yapmadı. Üçüncü gün ülke kendini gösterebildi. “Devlet hiçbir zaman var olmadı” demiyorum.

Cumhurbaşkanı’nın vurguladığı ama CHP’nin ilk gün söylediği gerçek maalesef bir salgın. Her belanın bir bedeli vardır. Erdoğan istifa etsin demedim ama komşumuz Yunanistan’da tren kazası oldu ve Ulaştırma Bakanı istifa etti. Afet ve acil durum yönetimi çadır kurmada yetersiz kaldı, geç oldu, ardından Kızılay çadırları sattı. O adamın orada oturması işe yaramaz. AFAD yöneticileri de aynı şekilde; Orada 9 gün geçirdim, Avad, Kızılay, belediyeler ve gönüllüler başta olmak üzere ilk günden beri siperde çalışanlardan Allah razı olsun. Herkes işini yaptı. Görevini yapmayanlar ise başta Kızılay ve Afet ve Acil Durum Daire Başkanlığı olmak üzere o görevliler ve ilgili bakanlardır.

“Bunun bir bedeli olmalı mı?”

Valilerinizden biri, 50.000’den fazla ölü olduğunu söyledi, “ölü sayısı ilan edilen miktarın üç katıdır.” Gerçekler gizlenmemelidir. Ve deprem öncesi ihmal, beceriksizlik, ihmal ve dikkatsizlikten dolayı ölü sayımız depremden fazlaydı. Yani birçok insanımız depremin şiddeti ve şiddetinden değil, ihmal üstüne beceriksizlikten hayatını kaybetti. Türk Silahlı Kuvvetleri madencileri ilk gün eğitmeyi başarsaydı bugün en az 10 bin kişi ölmüş olacaktı. Bunun bir bedeli olması gerekmez mi? “


Brunei Sultanı Ankara’da

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın