Eğitim-İş Sendikası, Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremlerin ardından 11 ilde öğretmen ve öğrencilerin eğitimde yaşadıkları sorunlara ilişkin rapor hazırladı. Deprem bölgelerine giden gönüllü öğretmenlerin barınma, malzeme ve ücret almadan çalıştıkları raporda kaydedildi.
Öğrencilerin de bunu yaşadığını belirten rapora göre; “Yaklaşık 2 milyon 800 bin öğrencinin eğitim alamadığı”, “depremzedeleri arayıp okula gelin diyen yöneticilerin bile olmadığı” bildirildi.
Raporda, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri şu şekilde sıralanıyor:
Öğretmen zorlukları
11 ile giden hocalar gelir gelmez başlarlar: 11’e giden öğretmenlerin yaşadığı sorunlar daha gelir gelmez başlıyor. Birçok yerde öğretmenleri karşılayacak, kalacakları yere götürecek, okulların yerini ve durumunu anlatacak bir görevli yoktu. Bunun nedeni, oradaki eğitim yöneticilerinin aynı zamanda deprem mağduru olmaları nedeniyle günlük mücadelelerinin daha ciddi olmasıdır. Ama tabi bu Ortadoğu Bankası’nın uzun zamandır düşündüğü bir durum.
Gönüllü olan öğretmenlere ücret ödenmez: Normalde böyle istisnai bir durumda görev yapan öğretmenler ek ders için aldıkları maaşın iki katını alırken, bu illere gönüllü olarak giden öğretmenler maaşlarını alamazlar. Bölgeye gönüllü olarak giden öğretmenlerin çoğu yolluk ve Milli Eğitim Bakanlığı’ndan harçlık bile almamıştır. Gönüllü öğretmenler için teşvik eksikliği, yetersiz sayıda gönüllü öğretmene yol açtı. Birçok okulda müdür ve yardımcılarına bile ulaşılamıyor, en basit ihtiyaçlar bile öğretmenlerin inisiyatifiyle giderilmeye çalışılıyordu.
Öğretmenlerin beslenme ihtiyaçları karşılanamıyor: Ayrıca yemek dağıtım çadırlarında yemek yemeye çalışan öğretmenlerin okul kantinlerinden yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını karşılamaları da kantinlerin büyük çoğunluğunun kapalı olması ve açık olan bazı kantinlerin karaborsaya çıkması nedeniyle imkansızdı. ve mallarını fahiş fiyatlara sattılar.
Öğretmenlerin barınma ihtiyaçları ince ince çözüldü: İlçeye gönüllü ya da geçici görevlendirme ile giden öğretmenlerin barınma ihtiyaçları da oldukça fazladır. Pansiyonda misafir edilen öğretmenlerin çoğu yorgan, yastık, çarşaf bile bulamamış; Bazıları kaldıkları yerde priz dahi bulamadıklarından bahsetmiştir. Bu illerde görev yaparken defalarca depremlerle sarsılan bazı öğretmenler, kaldıkları yurt binalarının güvenli olmaması nedeniyle ulaşabildikleri yetkililerden çadır talep etmelerine rağmen “çadır yok” yanıtını aldılar.
Yetersiz malzeme: Özellikle çadır ve konteynırlarda malzeme yetersizliği nedeniyle alıcı bulamayan öğretmenler, acil çözümlerle eğitim vermeye çalışıyor. Öğrencileri için katlanır masa ve kuru meyve kutularından sandalye yapan öğretmenlerin sipariş ettiği malzemelerin birçoğunun depolarda olduğu söylense de bu talimatların okuldan nasıl ve kimler tarafından getirileceği bilinmiyor. depo.
Öğrencilerin zorlukları
Yetersiz öğretmen sayısı: Öğrencilerin gerektiği gibi eğitim alamamalarının en önemli sebeplerinden biri öğretmen sayısının yetersiz olmasıdır. Öğretmen sayısının yetersiz olması nedeniyle öğretmenler sınıfları birleştirmek ve ders anlatmak zorunda kalmaktadır. Örneğin bir ilçede 3 okul birleştirilir ve okul bahçesine 1 veya 2-3 konteyner derslik konur ve 9,10,11,12. Öğretmen sayısı ve çadırlı derslik sayısı yetersiz olduğundan 9. sınıftan gelen öğrenciler 9. sınıf, 10. sınıf ve 11. sınıf ile 12. sınıf birleştirilerek okutulmak zorundadır. YKS’ye hazırlanan 12. sınıflar için kadro ve derslik yetersizlikleri nedeniyle eşit ağırlık ayırımı, sayısal ve sözel ayırım yapılamaz.
Öğrencileri arayıp “okula gel” diyen yöneticiler bile yok: İlçeye gönüllü olarak giden öğretmen sayısı az olduğu için öğrenciler kendi alanlarında (sayısal, sözel, dilbilimsel ve eşit ağırlıkta) ders alamamaktadırlar. Bir çadırda öğrenciler haftada iki saat biyoloji dersi alırken, diğer çadırda 68 gün biyoloji hocası bile göremiyor. Hatta Milli Eğitim Bakanlığı öğrencilerin bu okullara gelip gelmediğini bile bilmiyor çünkü öğrencileri arayıp ‘okula gel’ diyen yöneticiler bile yok.
2 milyon 800 bine yakın öğrenci eğitime ulaşamıyor: Ulaşım ana sorunlardan biri haline geldi. Sahada yaptığımız gözleme göre. 11 ilde 100 öğrenciden sadece 20-25’i çadırda eğitim alabiliyor ki bu düzenli bir şekilde yapılamıyor. Resmi rakamlara göre depremin vurduğu 11 ilden 10’unda 3 milyon 250 bin öğrenci bulunuyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın Mart ayı sonunda yaptığı açıklamaya göre 252 bin 829 öğrenci başka valiliklere geçiş hakkını kullandı. Bu rakamı esas alıp çadır ve konteynırda eğitime katılım oranını hesaplarsak yaklaşık 2 milyon 800 bin öğrencinin eğitim görmediği ortaya çıkıyor.
Kaynak kitap eksik: Öğrenciler için kaynak kitap sıkıntısı çok fazladır. Özellikle derslerinde başarılı olan öğrenciler için sınırlı kaynakları işe yaramaz. Üniversiteye hazırlanan öğrencilerin yeterli sınavları yoktur. Kırtasiyede de durum benzer.
Öğrencilere öğle yemeği verilmez: Öğle yemeği de birçok yerde sorun. Çadır kentlere yakın olmayan okullarda/konteynerlerde öğle yemeği verilmemektedir. Okulların büyük çoğunluğunda kantinlerin kapalı olması ve açık okullarda fiyatların karaborsa sistemine göre keyfi olarak belirlenmesi öğrencilerin beslenmesi büyük sorun haline geldi.
YKS’ye devam eden öğrenciler için transfer ücretleri: Ayrıca ÖSYM 4 ilde (Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş, Malatya) üniversite sınavı olmayacağını duyurduğundan YKS sınavına girecek öğrencilerin ikamet ettikleri illere nasıl gidecekleri dikkate alınmıyor. Sınava girmeyi tercih ediyorlar ve ulaşım ücretini nasıl alacaklar. Bu konuda herhangi bir açıklama yapılmaması, öğrenci ve velilerin sırtına yeni bir maddi ve manevi külfet yüklemiştir.”
“Milli Eğitim Bakanlığı’nın acilen harekete geçmesi gerekiyor”
Meteorolojiden hava tahmini ve şiddetli yağmur uyarısı
Eğitim-İş, sorunların çözümü için şu önerilerde bulundu:
“11 ilde eğitimdeki en büyük sorun öğretmen açığı olduğu için bu bölgedeki öğretmen sayısının bilimsel yöntemlerle sayısal olarak tespit edilmesi ve bu açığın doldurulması için ordu gibi kabaran atamasız öğretmen atama yöntemine geçilmesi gerekiyor. yıldan yıla benimsenmelidir.
Diğer illerdeki öğretmenlere, bu 11 ile atamaları kabul etmeleri halinde mümkün olduğu kadar çok ek ders ücreti ödeneceği anlatılmalı ve bir cazibe yaratılmalıdır. 11 ilde görev yapan ve çalışacak olan öğretmenlere maaşlarının 1,5 katını ödeme kararı alarak başlayabilir.
– Nitelikli bölge okullarının bu valiliklerde konteynerler halinde ivedilikle artırılması ve illerin her köşesine ulaşacak şekilde dağıtılması. Konteyner okulları TYT, AYT, 8. sınıf gibi sınıflara ayırarak ve bu yakın sınıflardan herhangi bir öğrenciye ders vererek düzen oluşturmak gerekiyor.
– Bölgedeki okullarda veya öğrencilerde malzeme eksiklikleri dikkatlice belirlenmeli ve bunların dağıtımı bir an önce planlanmalıdır.
– İleri eğitim denenen tüm çadırlara elektrik sistemi getirilmeli, çadırlar su basmayacak ve rüzgarda savrulmayacak şekilde olmalı ve bu çadır eğitiminin sadece geçici bir çözüm olması gerektiği unutulmamalıdır.
Deprem anında öğrencilerin tüm eğitim ihtiyaçları devlet tarafından derhal ve ücretsiz olarak karşılanmalıdır. Bu alanlarda LGS’ye girecek öğrencilerin Milli Eğitim Bakanlığı’nın başarısızlığı ve dar görüşlülüğü nedeniyle sınava yeterince hazırlanamadığı unutulmamalıdır. Kısa vadeli bir çözüm olarak kotalar yatay olarak artırılmalı ve ulaşımda fayda sağlanmalıdır. YKS’ye hazırlanan öğrenciler için de bazı teknik faydalar oluşturulmalı, özellikle bu iki gruptaki öğrencilere tablet/bilgisayar/internet gibi teknik destekler acilen sağlanmalıdır.
– Depremin vurduğu illerde okul öncesi eğitim tamamen boşaltılmış, vakıf maskesi takan tarikatlar bu boşluktan yararlanmaktadır. Bu baskı politikası ve bu felaketi fırsata çevirme eğilimi kabul edilemez. MEB acilen burada okul öncesi çocuklar için eğitim konteynerleri oluşturmalıdır.”
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]