Sirkizoğlu, “Ülkeyi şirket gibi yöneten zihniyetin hakim olduğu bu dönemin özeti, işin değersizleşmesi ve istikrarsızlığıdır. Bu sistemin çarkları işçiden sermayeye, işçiden sermayeye geçmeye hazırdır.” fakirin zengine vermesi.Özellikle başkanlık sistemi ile birlikte bu çarklar daha titiz çalışmaya başladı ve raporumuzda sunulan sonuçlar bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır.Evet, hükümetin politikaları ve tercihleri sonucunda emek kaybedilmiş ve emek kaybedilmiştir. Sermaye bu dönemde kazanıldı.” Gerkizoğlu, bu seçimin milyonları perişan eden otoriter başkanlık sistemini değiştirmek için bir fırsat olduğunu söyledi.
DİSK Başkanı Erzu Gerkizoğlu, düzenlediği basın toplantısında, “AKP ve Cumhurbaşkanlığı döneminde işçiler ne kaybetti?” Raporu kamuoyu ile paylaşın. Sirkizoğlu, yeni bir tarihsel sürecin eşiğinde, 20 yılı aşkın süredir ülkeyi yöneten AKP hükümetlerinin, başta başkanlık sistemi olmak üzere, izledikleri politika ve tercihlerin işçi sınıfı ve emekçiler üzerindeki sonuçlarını ortaya koyduğunu belirtti. Kapsamlı bir raporla, işçiler ve işçiler için 2018’de getirildi.
“İş Kaybı, Kazanılmış Sermaye”
Çerkezoğlu, son olarak ne söyleyeceğini de ifade etmek istediğini belirterek, “İşçi sınıfı açısından bu dönemin özetine geçmeden önce, en başta söyleyeceğimiz son şeyi söyleyelim. Bunun özeti” dedi. Ülkeyi şirket gibi yöneten zihniyetin hegemonyası altında olan dönem, işin değersizleşmesi ve istikrarsızlığıdır.” Fakirden alıp zengine vermek için kurulmuştur. Hele başkanlık sistemiyle birlikte bu çarklar daha da acımasızca işlemeye başlıyor ve raporumuzdaki sonuçlar da bu gerçeği açıkça ortaya koyuyor. Evet, hükümet politikaları ve tercihleri sonucunda bu dönemde kaybedilen emek ve kazanılan sermaye.”
80 sayfalık raporu özetleyen Çirkizoğlu, şöyle devam etti:
Milli gelirde emeğin payı yüzde 35,3’ten yüzde 25,2’ye geriledi: Adalet ve Kalkınma Partisi ve başkanlık sistemi döneminde bölüşüm ilişkileri bozuldu. Cumhurbaşkanlığı öncesi emeğin milli gelir içindeki payı yüzde 35,3 iken 2022’de yüzde 25,2’ye geriledi. Öte yandan başkanlık sistemi öncesinde sermayenin milli gelir içindeki payı yüzde 48 iken yüzde 56,7’ye yükseldi. 2022’de yüzde
Türkiye asgari ücret alan bir ülke haline geldi: 2005’te ortalama ücretin %46’sı olan asgari ücret, 2020’de %60’a çıktı. Türkiye asgari ücretli bir ülke haline geldi. Kadınlar daha fazla asgari ücretle çalışmaya başladı. 2006 yılında bir kadının ortalama aylık ücreti ve geliri asgari ücretin iki katıydı. 2020 yılında kadınların ortalama ücret ve maaşları asgari ücretin 1,5 katı kadar düştü.
2009 yılından bu yana verimlilik 60 puan artmış, reel birim ücretler 8 puan azalmıştır: Evet çalıştık, ürettik, Türkiye büyüdü, devlet övündü ama hakkımızı alamadık. AKP döneminde işçiler daha çok çalışıp daha çok üretirken ücretleri düştü. 2009’dan bu yana verimlilik 60 puan artarken, reel birim ücretler 8 puan düştü.
Başkanlık sisteminden sonra enflasyon tırmandı: AKP’nin ilk dönemlerinde enflasyonda düşüş yaşanırken, özellikle başkanlık sisteminden sonra enflasyon hızla yükseldi. AKP’nin iktidara geldiği Aralık 2002’de yüzde 29,7 olan enflasyon, TÜİK’in inandırıcı olmayan rakamına rağmen Nisan 2023’te yüzde 43,6’ya ulaştı.
AKP döneminde vergi yükü işçinin belini kırdı: AKP döneminde vergi yükü işçinin sırtını büktü. Sermaye için sürekli vergi indirimleri ve tavizler verilirken, işçiler vergi dilimleriyle soyuluyordu. 2000 yılında 200.000 TL olan 1. vergi dilimi yeniden değerleme oranına göre artırılırsa 2023 yılında 182 bin 109 TL olarak uygulanacak. 70 bin Türk Lirası. Böylece bu dönemde işçiler sanki zenginleşmiş gibi üst vergi diliminden vergi vermeye başladılar. İşçiler üzerindeki bir diğer vergi yükü de tüketim üzerinden alınan dolaylı vergilerdir. Dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı 1990’da yüzde 48 ve 2000’de yüzde 59’dan 2022’de yüzde 64’e yükseldi. 1990’da yüzde 52, 2000’de yüzde 41 olan kazanç üzerinden alınan dolaysız vergiler, yüzde 33’e geriledi. AKP döneminde bir yanda yüksek gelir vergileri, diğer yanda tüketim vergileri ile çalışanlar ezildi.
Yeşil Sol Parti Ankara Milletvekili Adayı Selma Gürkan: Bu gerilimlere ne kadar başvursalar da değişimin önünde duramayacaklar
Zayıf sendikal haklar: 21 yıllık AKP iktidarının ardından resmi sendikaların oranı yüzde 14, fiilen sendikaların oranı yüzde 12,4 ve toplu sözleşmelerin kapsamı yüzde 8,1 civarında. Özel sektörde toplu sözleşme kapsamı yüzde 4,7’dir. Özel sektördeki işçilerin %95,3’ü sendika korumasından yoksundur.
Şaplamayı yasaklayan bir akıl, tokat atma hakkımızı yok eder: Grev yasaklamakla övünen zihniyet, grev hakkımızı fiilen yok etmiştir. Grevlere katılan işçi sayısı 1963’ten bu yana en düşük seviyesine geriledi. AKP hükümetleri grev ertelemelerini (yasaklarını) uzattı. AKP döneminde 20 grev erteleme kararı çıkarıldı ve 195 binden fazla işçinin grevi yasaklandı. Öte yandan AKP’nin iktidarda olduğu 21 yıllık süreçte sadece 90 bin işçi grev yapabildi.
Emeklilik veya iş başvuru oranı yüzde 45’e çıktı: Adalet ve Kalkınma Partisi emeklilik yaşını ve prim gün sayısını yükseltti. Emekliler arasında eşitsizlik yarattı. Emeklilik güncelleme katsayısı, aylık belirleme oranları ve asgari aylıklar düşürülmüştür. Aylık artışlar, resmi enflasyon oranında sınırlandırılmıştır. 1999’dan önce SSK’da asgari emekli maaşı yüzde 70 iken, 5510 sayılı Kanunla emeklilik sınırı yüzde 35-40’a düşürüldü. 2002’de asgari ücret 184 TL iken, en düşük işçi emekli maaşı 257 TL oldu. En düşük emekli maaşı 2002’de asgari ücretin yüzde 40 üzerindeyken, 2023 Nisan’ında asgari ücretin altına düştü. Emekli maaşları düşürüldüğü için 4 milyon 81 bin emekli ya çalışıyor ya da iş arıyor. Emekli olan veya iş arayan çalışan sayısı 2002’de yüzde 37’den 2021’de yüzde 45’e yükseldi.
Geniş işsizlik oranı 2022’nin sonunda yüzde 28,4’e yükseldi: AKP öncesi dönemde yüzde 8 civarında olan net işsizlik oranı, AKP yıllarında ortalama yüzde 11’lere yükseldi. Öte yandan, işsizlik büyük ölçüde arttı. 2002 yılının üçüncü çeyreğinde kesin tanımlı işsizlik oranı yüzde 9,6, genel işsizlik oranı yüzde 15,3 olarak belirlendi. 2022’de kesin olarak tanımlanmış işsizlik oranı %10,2’ye ve geniş işsizlik oranı %20,8’e yükseldi. AKP döneminde kadın işsizliği daha ciddi boyutlara ulaştı. Özellikle başkanlık sisteminden sonra geniş kadın işsizliği tanımı hızla arttı. 2018’de %22,5 olan kadın işsizliğinin geniş tanımı, 2022’de %28,4’e ulaşacak.
İşsizlik Sigortası Fonunun İşveren Sandığına Aktarılması: İşsizlikle mücadelede önceki hükümetlere göre daha başarısız olan AKP iktidarı döneminde İşsizlik Sigortası Fonu (İSF), bir işveren destek fonuna dönüştü. 2002’de ISF’nin kaynaklarının yüzde 82,2’si işsizlere ödendi. 2022 yılında işsizlik sigortası fonu harcamalarının sadece %22,1’ini işçi avansları oluştururken, %76,1’i sermayeye aktarıldı. Bu durum, İç Güvenlik Güçleri’nin kurulması hedefi ve sosyal devlet ilkesi ile çelişmektedir.
Teknolojik gelişmelere rağmen karşılıklar azalmadı: Resmi verilere göre 2003-2021 yılları arasında iş kazalarından ölenlerin sayısı 23.958 işçiye ulaşmış olup, yıllık ortalama 1.261’dir. Açılan davalar ve müfettişler sonucunda sonuçlanan iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümlerin sayısı ve sıklığı çok daha fazladır. 2006-2021 döneminde bildirilen iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölüm sayısı 22.305 iken, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölüm sayısı 42.927’dir.Teknolojik gelişmelere rağmen iş cinayetleri azalmamış, aksine “üretim zorlaması”na dayalı birikim modelinde işçiler ölesiye çalıştılar.
Cumhuriyetin 1. yüzyılın serveti 21 yılda çarçur edildi: Kamu sektörünün tasfiye ve özelleştirilmesinde AKP hükümetlerinin büyük payı var. Toplam özelleştirmelerin yaklaşık yüzde 90’ı AKP hükümetleri döneminde gerçekleşti. Cumhuriyet döneminde AKP hükümetleri tarafından 63.8 milyar dolara kamu tasarruflarının yaklaşık yüzde 90’ı özelleştirildi. Cumhuriyetin birinci yüzyılın birikimi 21 yılda çarçur edildi.
AKP yaşlılık tazminatını da kaldırdı: Kıdem tazminatının gaspı AKP iktidarı döneminde hiçbir zaman gündeme gelmese de, bu girişimler işçi mücadelesi tarafından hep engellendi. Ancak 2002’de asgari ücretin 4,8 katı olan kıdem tazminatı tavanı, 2023’ten itibaren asgari ücretin iki katına indirildi. AKP kıdem tazminatını da kaldırdı.
OHAL’in Ağır Stok Kâğıdı Unutulmaz Oldu ve Yasa Dışı İhracat: Acil durumun en ağır bilançosu haksız ve hukuksuz ihraçlardı. Gazeteciler, milletvekilleri ve belediye başkanları tutuklandı. İki yıllık olağanüstü hal süresince Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük kamu görevlisi tasfiyesi gerçekleşti ve 135 bin memur ihraç edildi. Kamu sektöründeki işten çıkarmalar ve tasfiyeler, 12 Eylül dönemine kıyasla ölçülemeyecek kadar yaygındı. Olağanüstü hal kapsamında ihraç edilenlerin yargı yoluna başvurma ve adil yargılanma hakları da kaldırılmış, kanun hükmünde kararnamelere itiraz etmek üzere Olağanüstü Hal Usulleri Soruşturma Kurumu adında bir idari kurul oluşturulmuştur. Görevden alınan Barış Akademisyenleri, Anayasa Mahkemesi ve yargı kararlarına rağmen görevlerine iade edilmedi. Hak, hukuk ve adalet ayaklar altında çiğneniyor.
AKP’nin COVID-19 ile mücadeledeki başarısızlığı: AKP hükümeti, ücretliler için sosyal ve ekonomik sonuçları yıkıcı olan Covid-19 salgınıyla mücadelede yetersiz kaldı. Vatandaşlarını Covid-19’un etkilerinden korumak için etkili önlemler almadığı gibi, güçlü sosyal politika önlemleri de uygulamadı. Zengin ülkeler Covid-19’un etkisini azaltmak için milli gelirlerinin yüzde 17,3’ünü vatandaşlarına ayırırken, Türkiye’de milli gelirlerinin sadece yüzde 2,7’sine ek harcama ve gelir desteği veriliyor.
Çerkizoğlu, başlıklar halinde anlattığı kısa raporun ardından sözlerini şöyle noktaladı:
“21 yıldır uygulanan politikalar ve başkanlık sistemi işçilere zarar veriyor: Aşağıda özet sonuçlar verilmiştir. “Adalet ve Kalkınma Partisi ve başkanlık sistemi döneminde işçiler ne kaybetti?” başlıklı raporumuz detaylı olarak incelendiğinde 21 yıldır uygulanan politikaların ve başkanlık sisteminin işçiler aleyhine olduğu daha net görülecektir. Siyasi partiler her seçim döneminde başta nüfusun dörtte üçünü oluşturanlar olmak üzere toplumun tamamına vaatlerde bulunurlar. İşçiler bu vaatlere dayanarak kararlar alırlar. İstihdam açısından AKP döneminin ve özellikle başkanlık sisteminin verdiği zarar ortadadır. Ama daha da önemlisi, AKP yıllarında işçilerin haklarını ve hukukunu koruyup savunabilecekleri tüm mekanizmalar adım adım tasfiye edildi.
Demokrasi işçinin ekmeğidir: Sendikalar büyük baskılara maruz kalmış, grev yasakları gurur vesilesi haline getirilmiş, en basit yürüyüş, toplanma ve gösteri hakkı daraltılmış, adalet saraylarında işçi hakları aranamaz, sosyal diyalog mekanizmaları daraltılmıştır. tamamen uygulandı. Ekonomik ve Sosyal Konsey’den Üçlü Danışma Konseyi’ne kadar tüm yasal haklar kaldırılmış, anayasal kurumlar fiilen faaliyete geçirilememiştir. Kısacası, işçi sınıfının haklarını korumak için kullanabileceği tüm demokratik mekanizmalar ciddi şekilde zarar görmüştür. Raporumuzda bahsettiğimiz sermaye lehine ve işçi aleyhine olan tüm gelişmeler demokrasinin yok edilmesinin sonucudur. Demokrasinin işçinin ekmeği olduğunu bir kez daha görmüş olduk.
Bu seçim, milyonları sular altında bırakan başkan-delege sistemini değiştirmek için bir fırsat: Bu nedenle 14 Mayıs seçimlerinde vereceğimiz karar, verilen sözleri değerlendirerek ülkemizi kim yönetecek cumhurbaşkanı, hangi parti veya partilerin iktidara geleceği ile sınırlı değildir. Bizim için bu sandık, emekçileri yaralayan, adaleti ve demokrasiyi bu kadar yerle bir eden, ülkeyi bir şirket gibi yöneterek milyonları perişan eden otoriter başkanlık sistemini değiştirmek için bölünmeden, parçalanmadan birleşeceğimiz bir sandıktır. . Daha önce Başkanlar Kurulu’nun sonuç metninde de belirttiğimiz gibi, 4 Mayıs’a kadar iş yerinden işyerine, meydandan meydana, sokaktan sokağa haykıracağımız gerçek ve çağrımız açıktır: Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi topluma zararlıdır. işçilere, halka zararlıdır, ülkeye zararlıdır ve dolayısıyla işçi sınıfına, özellikle işçi sınıfına zararlıdır, halkımızın iradesi ile değiştirilmelidir; Değişecek.”
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]