DİSK İç Anadolu Bölge Temsilciliği, konfederasyonun 59. kuruluş yıl dönümü kapsamında Ankara Ulus Atatürk Anıtı önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. “Haydi örgütlenmeye, haydi DİSK’li olmaya” sloganıyla bir araya gelen grup, sendikal mücadelenin demokrasi için taşıdığı öneme dikkat çekti. Açıklamada, işçi sınıfının nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturduğu ifade edilerek, örgütsüz bir toplumda iş, aş ve ekmek mücadelesinin yanı sıra demokratik değerlerin de tehditlere karşı korumasız kaldığı vurgulandı. Etkinlikte ayrıca DİSK’in kurucu genel başkanı Kemal Türkler ile Abdullah Baştürk, Rıza Kuas, İbrahim Güzelce, Mehmet Alpdündar ve Kemal Nebioğlu gibi sendikal hareketin önemli isimleri anıldı.
İçindekiler
“BİZİ KURTARACAK OLAN KENDİ GÜÇLÜ KOLLARIMIZDIR”
DİSK’in 13 Şubat 1967’de işçi sınıfının sermaye düzenine bir yanıtı olarak kurulduğunu belirten temsilciler, konfederasyonun tarihsel misyonunu ve güncel ekonomik adaletsizliklere karşı duruşunu şu sözlerle ifade etti:
“DİSK, ‘Artık bu böyle gitmez’ diyen işçilerin, tarihin akışını değiştirme iddiasıdır. Sermaye düzeni adaletsizlik üretirken DİSK’in yanıtı ‘Kısa çöp uzun çöpten hakkını alacak’ olmuştur. Bizi kurtaracak olan kendi güçlü kollarımızdır. Biz işçiler patronlarımızdan daha fazla vergi veriyorsak; üstelik vergi dilimlerinin düşük belirlenmesi nedeniyle 2026’da çok daha fazla vergi vereceksek bu adaletsiz düzeni değiştirmek için örgütlenmekten başka çare yoktur. Son 12 yılda ücretlilerden kesilen toplam gelir vergisi 5,2 trilyon lira iken şirketlerin kârlarından alınan kurumlar vergisi 3,6 trilyon lirada kalmıştır.”
GERÇEK BİR DEMOKRASİ İÇİN ÖRGÜTLÜ TOPLUM ŞART
Asgari ücretin açlık sınırının altında kalması ve emekli maaşlarındaki gerilemenin sendikalaşma önündeki engellerden kaynaklandığı savunulan açıklamada, kıdem tazminatı hakkının korunmasının da örgütlü mücadeleye bağlı olduğu kaydedildi. Demokratik hakların korunmasında işçi sınıfının en önemli güç olduğu belirtilen açıklamada ayrıca şu ifadeler kullanıldı:
“Nüfusun büyük bir çoğunluğunu oluşturan ve sendikalı olduğunda hayatı durdurabilecek olan işçi sınıfı, örgütsüz kaldığında sadece işimiz, aşımız, ekmeğimiz değil demokrasimiz de tehditlere karşı savunmasız kalmaktadır. İktidarı ele geçirenler ‘Anayasa’yı tanımıyorum’, ‘Mahkeme kararlarını tanımıyorum’, ‘Seçimleri tanımıyorum’, ‘Seçmen iradesini takmıyorum’ dediğinde; yargı siyasallaştığında ve tüm bunları önleyecek olan güç kimdir? Her zaman söylediğimiz gibi; gerçek bir demokrasi için örgütlü toplum şarttır.”
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]