Perdesiz bir çalgı olan ud, telli ve mızraplı çalgılar kategorisine girer. Ses aralığı 3 oktav olan ud, 11 veya 12 tel ile çalınır. Tel gruplarında 6 adet tel bulunmakta olup, üst pam teli tekli olarak kullanıldığında 11 adet, çift olarak kullanıldığında 12 adet teldir. En üstteki bam teli, Türk musikisinde kaba dugah denilen kalın sese göre akortlanır ve genellikle fermantasyon amaçlı kullanılır.
Lavta gövdesi yarım armut benzeri bir yapıya sahiptir. Gövde kısmı için maun, gürgen gibi sert ahşaplar tercih edilir. Arka kısım olan sırt tarafı, yaprak denilen 20 ila 21 eşit parçadan oluşur. Saptaki burgular ters sıralanmıştır. Tüyü diğer tüy aletlerinden daha uzundur ve parmakların arasında tutulur.
Türkçedeki ud kelimesi Arapça ud kelimesinden türemiştir. Çok eski bir çalgı olan ud aslında udun bugünkü halini almış ve Anadolu’da kullanılan şeklidir. Lavtaya göre daha geniş bir gövdeye sahiptir ve boyut olarak daha büyüktür. Ayrıca uddaki klavye ottaki klavyeye dönüşmüştür.
İran’da yaygın olarak kullanılan Udi, Udi Afet Bey tarafından ülkemize getirilerek bugünkü halini almıştır.
Çok eski bir çalgı olan udun yöntemi ülkemizde çok eski değil ve 1920’li yıllardan beri yazılmakta. Muhyiddin Tarjan, Neveris Bey, Yorgo Bacanos, Ali Rıfaat Chatay ülkemizin yetiştirdiği önemli ud sanatçılarından bazılarıdır.
katip: Ömer Hanut
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]