6 Şubat depremi felaketi şehirleri yerle bir ederken, on binlerce insan hayatını kaybetti. Afet bölgelerinde yakınlarını kaybedenler, bulamadıkları cenazeleri arıyor. Ve o acılı babalardan Ali Yardaql…
Hatay Antakya’daki depremin ardından yıkılan Elke’nin dairesinde eşi Semih ve ikiz oğulları İpek ve Duru ile birlikte yaşayan Aishinur Canan Koyuncu, arama kurtarma çalışmalarında bulunamadı. 25 gün geçmesine rağmen çocuklarına ulaşamadıklarını anlatan Koyuncu’nun babası Ali Yurdakul, “Gece gündüz enkazın üzerindeydik kızım, damadım ve torunlarım bulunamadı. Arama yaptık. Bütün hastaneler resimlere baktı gittiler.Bu saatten sonra “Pek umudum kalmadı. Yeni ev aldılar, bize yakın olmak için orada oturmuyorlar. O ev yıkıldı, değil. Diant’a cevap bekleyerek yazdım, “Bir çantayı molozla doldurup dördünü gömmeyi düşünüyorum” dedi.
“6-7 gün aradılar”
Çok şiddetli bir depremle uyandıklarını anlatan Yurdakul, “Durmasını bekledik, ikinci kez tekrar vurdu. Binamız çöktü sandım, kızımla komşuyuz. Gördük ki onun olduğu bina da yokmuş.” oturanlar çökmüştü hemen binanın içinde dolaşmaya başladık bağıra çağıra telefon etmeye çalıştık ulaşamadık havaların düzelmesi üzerine AFAD ekipleri geldi bazı mahalleleri kaldırdılar mahallelerden kürek kriko istediler belediye veremeyiz deyip başka bir enkaza gittiler akşam vinç kova geldi 6-7 gün aradılar biri çıktı ama kızım damadım ve torun bulunamadı.
Ailemin kemikleri karışıp çöksün
Gece gündüz enkazın üzerinde olduklarını anlatan Baba Yurdakul gözyaşları içinde, “Damadım polisti, bütün hastaneleri aradık. Güvenlik güçleri sağ olsun çok ilgilendiler. Parmak izleriyle gömülenler vardı. , fotoğraflara baktık bize en son DNA örneği verildi henüz eşleşme yok.Afet ve acil durum ekipleriyle görüştük depremin hemen ardından binada yangın çıktı.Enkaz kaldırma çalışması yapılırken , yangın devam etti ve söndüremediler. Enkazdan çok sayıda yanık kemik çıktı. Ailemin yanan kemiklerinin onun da kaldığı ve baskıdan kırıldığı sanılıyordu. kovanın ve enkazın içine karıştı.Şimdi ben de inanmak zorundayım, ne yapacağımı bilmiyorum.
“Buraya geri dönmemiz için günler sayıldı.”
Dedikoduların çok olduğunu belirten Yurdakul, “Kimse gelip 15 kişiyi hastaneye götürmedi. Biri aradı 30 kişiyi götürdüm. Hangi hastaneye götürdüyseniz bize yardım edin diyorum. Ama durdular. Daha da sinirlendiler.” Bu sefer pek ümidim yok çünkü torunlarımın ve kızımın aklı başında. Buraya geri dönmemiz için günler geçti. Bir ay önce taşındık ve beni aradılar”.
En azından bir mezarları var.
Yurdakul, “Dedemin sesleri hep kulağımda, bulutlara baktığımda hep görüntülerini görüyorum, sanki bana doğru geliyorlar. En azından mezarları olsun istiyorum. Kolay değil.” artık köyde yaşamımıza devam edeceğiz.”
binalarda yaşamak istemiyorum
Naci Görür’den iki ilçeye deprem uyarısı
Yurdakul, doğaya dönmek istediğini ancak köydeki evlerine elektrik verilmediğini belirterek, “Artık binalarda yaşamak istemiyorum. Yıllardır kreşe gittim, büyüttüm. yüzlerce çocuğa.Yüzlerce büyüğüme hizmet ettim ve şimdi kendime hizmet etmek istiyorum.Belki doğayla ve toprakla daha iyi olabilirim.”
Çocuklarımın çok hayalleri olduğunu anlatan Yurdakul, “Yeni bir ev aldılar ve bize yakın olalım diye içinde yaşamadılar. Komşu olalım diye yanımızdaki çöken binada oturuyorlardı. Yeni aldıkları ev.” o da yıkılmadı yıkılan binanın yaşı 8-9 yıl iki inşaat mühendisi ile görüştüm demiri çok iyi betonu çok kötü kardeşim teyzem dayım da öldü her yerinde ağrı var her köyde ev. Allah hepinizden sabrınız için mükafatlandırsın.” (DHA)
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]