Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, İran’da devam eden protestolara ilişkin sosyal medya hesapları üzerinden yazılı birer açıklama yayımladı. Açıklamalarda İran yönetimine baskı ve şiddet politikalarından vazgeçmesi yönünde çağrı yapılırken, halkın refah, adalet ve eşitlik taleplerinin karşılanması gerektiği vurgulandı.
Emperyalist güçlerin Orta Doğu ve Afrika’yı yeniden dizayn etme girişimlerine dikkat çeken Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğulları, bu duruma karşı en güçlü savunmanın halkların özgür iradesine saygı duyulması ve demokratik bir düzenin inşa edilmesi olduğunu belirtti. Hatimoğulları, İran yönetimini baskı ve şiddetle yönetme ısrarından vazgeçerek demokratik çözüm kanallarını derhal açmaya çağırdı.
İçindekiler
İRAN HALKLARININ ONURLU VE MEŞRU MÜCADELESİNİN YANINDAYIZ
Tülay Hatimoğulları açıklamasında, İran’da derinleşen ekonomik kriz ve artan baskılara karşı sokağa çıkan kadınların, gençlerin ve farklı kimliklerden yurttaşların ağır şiddetle karşılaştığını ifade etti. İran İnsan Hakları Örgütü’nün verilerine değinen Hatimoğulları, protestolarda en az 19 kişinin yaşamını yitirdiğini ve yüzlerce kişinin yaralandığını kaydetti. Yaralıların gözaltı merkezlerinde tutulmasının ve çocukların zorla itirafçılığa maruz bırakılmasının insanlık dışı olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, başta Kürt kentleri olmak üzere İran genelinde can kayıplarına yol açan saldırıları kınadığını belirtti. Hatimoğulları, İran halklarının onurlu ve meşru mücadelesinin yanında olduklarını dile getirdi.
Tuncer Bakırhan ise yaptığı açıklamada, İran’da kadınların, gençlerin, emekçilerin ve yoksulların yıllardır yükselttiği itirazın yalnızca ekonomik çöküşe karşı bir feryat değil; aynı zamanda eşit yurttaşlık, adalet ve özgürlük talebi olduğunu vurguladı. DEM Parti olarak bu talepleri meşru gördüklerini belirten Bakırhan, halkların iradesini bastırmaya yönelik her türlü zor politikasını kınadığını ifade etti. Bakırhan, İran rejiminin demokratik taleplere şiddetle yanıt vererek krizi çözmek yerine derinleştirdiğini kaydetti.
Sokakların, meydanların ve özellikle Kürt kentlerinin bir güvenlik alanı değil, fiilen savaş alanına çevrilen yaklaşımını reddettiklerini belirten Bakırhan; gözaltılar, işkence iddiaları, yargısız infazlar ve ölümcül müdahalelerin derhal durdurulması gerektiğini bildirdi. Bakırhan, rejimi milyonların sesine kulak vermeye ve halkların ortak yaşamını güçlendirecek demokratik adımları atmaya çağırdı. Tarihin dış baskılara ve toplumsal çözülmeye karşı en güçlü savunmanın halkın rızasına dayanan demokratik bir düzen kurmak olduğunu gösterdiğini söyleyen Bakırhan, istikrarın yolunun özgürlük, adalet ve eşitlikten geçtiğini belirtti.
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]