Defneli depremzede: Havalar ısınıyor, sivrisinekler şimdiden başladı

Kahramanmaraş’ın merkez üssü olan depremlerin üzerinden iki ay geçti. Antakya’nın Defne ilçesine bağlı Meydancık Mahallesi’nde depremzedeler, yardımların hâlâ yeterli olmadığını söyledi. Depremzede Fuad Mumm, yaşadığı süreci ANKA haber ajansına anlattı. annem söyledi:

“Mücadelede çadırımız ve aksesuarlarımız var.”

“Deprem oldu kimse sormadı. Zorla çadır aldık kavga ettik. Zorla erzak alıp kavga ettik. Üç aydır bir ay ödemedim. Asgari ücretle çalıştım, sigortalıydım. düştü, ayağım kaydı, diz kapağım kaydı. Yardımım kalmadı. Evin fiyatı on bin lira mı bilmiyorum, sebebini de bilmiyorum ve sadece bir tane aldım. lira ona. Battaniyelerin üzerinde yatıyoruz yani yatacak yatağımız yok. Evin içinde duvarlar çöktü, peki uyarıyor, “Eve girmeyin” Girmiyoruz. ikiside sallanır yine eve giremiyoruz bu korkudan çadırın içine bak git çadır için bir nefes al battaniyeye yatıyoruz 10-15 gün sonra nasıl çadırda yaşayacağız ?Sıcak,sıcak.Biz Sivrisinekler şimdiden başladık buralara…Yarın bu sıcakta 10-15 gün sonra bu çadırların altında nasıl yaşayacağız Konteyner şehir kurmuş ben buradan nasıl giderim Konteynır şehir Evim biraz hasarlı… Bir çok sorun var.

“Sorun hakkında konuşuyorsak, akşama kadar bitmeyecek.”

Şimdi suyu kesiyorlar ve artık dağıtmıyorlar. Nereden su alacak paramız yok. Eskiden çalışıp yaşardık, şimdi iş yok, iş yeri darmadağın. Paramızı bile vermiyorlar. Sorunlar bunlar.

“Yetkililer gelsin tutanak yazsın sonra ne görürsek arayacaklar”

Yetkililer geldi. Bir sürü kayıt yazdılar. Ondan sonra görmedik, aramadılar ve yardım gelmedi. Dediler: yardım edeceğiz. “Yardım göndeririz, yöneticiye söyleriz” Şey, ufak tefek şeyler getirmişler ama yetmemiş. Şimdi bir evde silindir değiştirirken 350 lira… 350 lirayı nasıl koyarsınız bu sözler herkes için geçerli benim için değil parayı nereden bulacağız? Antakya’da şantiye var mı şimdi? hayır. Buradan ayrılıp başka illere iş için mi gidelim? hayır. İkinci sorun ise Antakyalılar mesela burada minibüsten kamyona yüzlerce ulaşım aracı var. Neden yurt dışından izin alıp bu vinçleri, bu taşıma araçlarını getirmişler? İnsanlarımız burada açlıktan ölüyor. İşi de yapmadılar. Başka bir deyişle, birkaç kuruş kazanıyorlardı ve artık işi yapamıyorlardı.

“İçme suyumuz yok, artık fiyatlar dağıtılmıyor”


Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a “basit takım” ile yanıt verdi: Bu zehirli dili biliyoruz

aynı yerde hesaplanır. ne ilerleme. Gerileme var, ilerleme yok. İlk zamanlar cebimizde birkaç kuruş vardı, gidip ekmek alırdık, gidip meyve sebze alırdık. şimdi yok Yok abi cebinde para yok devlet duysun ama yok. Seçimler yaklaşıyor. ‘Seçimden sonra’ diyor, ‘Seçimi kazanacağım ve yapacağımı yapacağım’ diyor, buradaki insanlar ihtiyaçlarını devam ettirsin. En başında içme suyumuzun olmadığını söyledim. Şimdi kestiler ve artık dağıtmıyorlar. Bu insanlar nereden içecek? kendimi kastediyorum Gidip su getiremem, 15 kişilik bir aileyim.”

Depremin büyük hasara yol açtığı Antakya’nın Defne ilçesine bağlı Medançik Mahallesi’nde depremzede olan Mehmet Haiba, komşusu gibi yardımların yapılmamasından şikayetçi oldu ve şunları söyledi:

“Evim burası, sabırsızlıkla çadır kente yerleşeceğim”

Hatay halkının tamamı göç etmiştir. Hatay nüfusunun %40’ı göç etmiştir. Geri gelsinler diye Hatay bizim, başkasına bırakamayız. Evim burası, kalkıp çadırkente yerleşemem, başka şehre gidemem mesela, ben burada insanım. Neden ayrılmak zorundayım? Hatay halkı geri dönsün. Ve devlet bu imkanı sağlayacak. Mesela artık bu evde yaşayamazsın. Devlet bana diyor ki, “Senin evin yıkılmış, peki gel formu doldur, bari konteyner mi istiyorsun yoksa kiralık ev mi?” Konteyneri biz seçtik ama sonradan onun da verilmeyeceğini duyduk. Ya Container City’e gidersin ya da kendi imkanlarınla ​​bir şeyler yap der, şimdilik bekliyoruz. Peki bize ne açıyorlar? Devlet bunu yıkma kararı almış, hadi yıkın arkadaşım… Söyleyin bakalım, imkanınız olsa bu konteyner evi yapar mıydınız, kendi imkanlarınızla yapacaksanız, kural ‘Bana bu işin kurallarını söyleyin, becerebilirsek yapalım’ kuralına göre.İçinde aydınlatma da yok.Kimseyi aydınlatmıyorlar.Jandarma’ya diyorum ki ‘Ne var? Bu işin kuralı ben imzalarım” diyor, “Bize böyle söyleniyor, bilgi verilmiyor, ‘Ben evin kirasını kabul ettim” diyor. Ev kirası nasıl olacak? Biz de bilmiyoruz. Okul müdürüne sordum, görevli haklı olarak “Bize hiç göstermediler, bize de haber verilmedi” dedi.

Yani herkesin kafası karıştı, herkes mağdur ama şu an etrafa bakıyoruz, diğer illerde herkes seçim havasında. Deprem unutulur. İnsanlar unutuldu. Gündemimiz bu, seçimler umurumda değil. Şu anda yaşam mücadelesi veriyoruz. Diğer ilçelerde diyelim ki 11 dışında herkes için pembe bir hayat olabilir ama burada hayat öyle değil. Hayat, sadece dönüp insanlara havadan bakmak yetmez. Yani insanları anlamak için gelip dinlemek ve insanların yaşadıklarını yaşamak gerekiyor ama ne yazık ki bunu yapabilecek insanları göremiyoruz…”

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın