daha mutlu bir dünya arayışı; Üç klasik metin

İnsanlık var olduğundan beri hep kendisi için iyi olanı yapmaya çabalamıştır. Çoğu zaman içgüdüsel olarak bilinçsizce gerçekleştirilen bir eylemdi ve sonra teknoloji, insan aklının ve yeteneğinin gelişmesiyle bilim dediğimiz evrensel ölçülebilir gerçekler ışığında bilinçli olarak ilerledi.

Teknolojinin gelişmesi, istikrarlı bir yaşam sistemine geçiş, toplumun doğmasına neden olmuş ve kimileri teknolojiyi geliştirirken kimileri de bir arada daha iyi yaşamanın yollarını araştırmaya başlamıştır. Tarihinde nispeten yeni olan toplu yaşam (birlikte yaşama), birçok teknik sorundan daha karmaşık ve insanlar için zordur. Çünkü toplum dediğimiz oluşumda teknolojinin evrenselliği ve biricikliği ilkesi yoktur.

İlk uygarlıkları kuran insanlardan bu araştırma konuları kendi içlerinde çeşitli alt dallar oluşturmuştur. Sosyoloji, kamu yönetimi, sosyal psikoloji gibi dallar örnek olarak verilebilir.

Bu bağlamda dönemin ileri görüşlü düşünür ve yazarları bir arada yaşama konusunu yaşadıkları dönemin ihtiyaçlarına göre ele almışlar ve günümüze kadar ulaşan eserler üretmişlerdir. Bu makalenin konusu, bunlardan en ünlü üç tanesidir.

MÖ 427 ile 347 yılları arasında yaşayan Platon (Platon), devlet adı altında yazdığı kitapta hocası Sokrates’in vaazlarını aktarmış ve o dönemin antik Yunan şehirlerinin nasıl daha iyi yönetilebileceğine dair düşüncelerini kaleme almıştır. . Dönemine göre ilerici ve keskin olarak karşılanan kitap, aynı zamanda dönemin siyaset ve kamu yöneticilerine yönelik bir eleştiri niteliğindedir. Bu kitap bugüne kadar siyaset bilimi okuyanlar için önerilen ilk eserlerden biridir. Bu kitabı önemli kılan pek çok özelliğinden biri de “mutluluk felsefesi” üzerine yazılmış en eski eserlerden biri olmasıdır.

İnsan toplumunun (ya da tek başına insanı oluşturan ve insanı sosyal bir varlık haline getiren toplumun) oluşumunun bir sonucu olarak halen aradığımız “toplum nasıl mutlu olabilir” konusunun incelenmesine devam edilmiştir. kesintisiz ve kesintisiz çalışılacaktır. Platon’dan beri artan yöntem. Daha mutlu bir dünya arayışı üzerine hayatta kalan ikinci en ünlü kitap Ütopya’dır.

16. yüzyıl devlet adamı ve hukukçusu Thomas More tarafından yazılan Var Olmayan Bir Dünyanın Rüyası. Yunanca “yer yok” ve “iyi yer” kelimelerini birleştirerek “yer yok” anlamına gelen Ütopya kelimesini oluşturdu. Ütopya kelimesini hayatımıza sokmak bir yana, kitapta önerdiği kurgusal dünya okunduğunda “Neden olmasın?” Bugün hala heyecan yaratıyor. Zamanında büyük bir etkiye sahipti ve çevresinde zaten saygı duyulan More’un o dönemde tüm batı dünyasını temsil eden Avrupa’da tanınmasını sağladı.

Kendisinden yaklaşık yüz yıl sonra Avrupalı ​​şair ve yazar Campanella, Güneş Ülkesi’ni bitirerek döneminin okuyucularına sunmuş, aslında yüzyıllardır var olan arayışı farklı kelimelerle bir kez daha ifade etmiştir.

Sosyal bir varlık olarak mutluluk arayışını anlatan bu içsel eser herkes tarafından okunmalı ve aslında herkes “daha mutlu bir toplum” amacıyla neler yapabileceğini düşünmelidir. Bahsi geçen eserlerde bahsedilen dönemlerin özellikleri günümüz modern toplumunda bulunmamakla birlikte konunun özüne baktığımızda nihai amacın bireyin huzur ve mutluluğu, bireyin mutluluğu olduğu gerçeğini görmekteyiz. bireysel. Topluluk, bu sonuca ulaşmanın en önemli yoludur.

Kaynak:
Vikipedi

katip:Arda İzomer

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın