Bebek yaklaşık iki aylıkken insanları takip etmeye başlar. Tutulmayı severler. Önce annelerini tanır. Anneleriyle birlikte olmaktan keyif alırlar. 3-4 aylık olduklarında tanıdık ve tanıdık olmayan yüzleri ayırt etmeye başlarlar. Çocuk kendisiyle ilgilenenlere daha olumlu tepki verir. Tanıdığı insanları tanımadığı insanlara tercih eder. Böylece çocuk kendisine yakın olanlarla etkileşime girer. Bebekler kendi başlarına hareket etmeye başladıklarında annelerine yakınlık ararlar ve hep annelerine dönerler. Annelerinin peşine düşer, onu asar ve annesinin kucağına girmeye çalışır. Annelerinden ayrı kalmaktan hoşlanmazlar. Tanımadıkları biri yakınlarına gelince yabancılardan korkmaya ve ağlamaya başlarlar. Kendilerine dokunulmasına izin vermeyebilirler.
Çocukla en yakın ilişkiyi anne kurar. Bir çocuk ve bir anne arasındaki her ilişki farklıdır. Bazı bebekler annelerinden ayrıldıklarında ağlarlar, anneleri dönünce tekrar ağlarlar. Bazı bebekler anneleriyle fazla fiziksel temas aramaz, anne gittiğinde ağlamaz, anne döndüğünde tepki göstermez. 1-1,5 yaşlarında aynı tepkiyi veren çocuklar okul öncesi dönemde de bu özelliklerini devam ettirirler.
Çocukların anneleriyle kurdukları ilişkide annenin rolü büyüktür. Emziren anneler bebekleri ile daha sıcak bir ilişki kurabilirler. Annenin fiziksel teması, bebeğin ihtiyaçlarına olan duyarlılığı ve ona verdiği güven duygusu anne-bebek ilişkisinde kritik faktörlerdir. Anne çocuğuyla yakın, sıcak ve tutarlı ise bu durum çocuğun başkalarıyla olan ilişkilerini de etkiler. Bu çocuklar daha az ağlarlar, akrabalarına karşı daha dürüsttürler ve akranlarıyla daha kolay anlaşırlar. Annenin davranışları tutarsız, bazen samimi, bazen duyarsız ise çocuk da huzursuz, sinirli ve çok ağlıyor.
Bağlanma ve bağlılık duyguları birbirinden farklıdır. Bu, annesine ve babasına bağımlı olan bir çocuğun büyüdüğünde bağımlı bir birey olacağı anlamına gelmez. Bağlanma, çocuğun dış dünyaya alışmaya çalışırken kendini güvende hissetmesidir. Ona bağımlı olmasın diye çocuktan yüz çevirmek yanlıştır. Çocuk yakın ve güven verici olmalıdır. Bu şekilde büyüyen çocuklar bağımlı değil, özgüvenli hale gelirler. Daha güçlü bir kişilik yapısına sahiptirler. Bağımlı insanlar, çocukluktan itibaren yapabileceklerini, yaşlılar devraldığında yapabilirler. Örneğin, yemek yedirmeyin, ellerinizi yıkamayın, dişlerinizi fırçalamayın, ayakkabılarınızı giymeyin vb. Bir bebeğe veya bebeğe elinden gelen her şeyi yapmasına izin verilmeli ve kırılacak veya dökülecek diye geri tutulmamalıdır.
yazar: Sarpil Altunyay
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]