CHP’li Açıkel: Füze olayı hava savunma sistemindeki yapısal açıktır

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili ve NATO Parlamenter Asamblesi Üyesi Fethi Açıkel, İran’an ateşlenerek Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen ve imha edilen balistik mühimmata ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Açıkel, Hatay’ın Dörtyol ilçesine parçaları düşen balistik mühimmatın can kaybına yol açmamasının teselli kaynağı olduğunu ifade ederek konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Sınırların ve Orta Doğu’nun kritik bir süreçten geçtiğini vurgulayan Açıkel, Türkiye’nin ulusal radar ve füze güvenlik sistemlerinde kendine yeterliliğe erişmesinin yaşamsal önem taşıdığını kaydetti.

Fethi Açıkel, hava savunma sistemindeki duruma ve yaşanan mühimmat olayına ilişkin ayrıca şunları söyledi:

“Hatay’ımızda Dörtyol ilçemize geçtiğimiz gün düşen balistik füzenin can kaybına neden olmaması en büyük tesellimizdir. Sınırlarımızın ve Ortadoğu’nun bir ateş çemberine döndüğü bu kritik dönemde, İran’den ateşlendikten sonra Suriye hava sahasını geçerken NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından düşürülen balistik mühimmat da göstermektedir ki; Türkiye’nin bir an önce ulusal radar ve füze güvenlik sistemlerinde kendine yeterliliğe erişmesi yaşamsal önemdedir. Bu olay yalnızca münferit bir güvenlik vakası değil, Türkiye’nin hava savunma mimarisindeki yapısal eksiklerin yeniden ve açık biçimde ortaya çıktığı bir uyarıdır.”

STRATEJİK SAVUNMA KARARLARI DEVLET AKLIYLA ALINMALIDIR

Son dönemde benzer vakaların yaşandığına dikkat çeken Açıkel, geçtiğimiz aylar içinde Çankırı ve Elmadağ arasında, Kocaeli İzmit’te ve Balıkesir Manyas’ta muhtelif hava unsuru vakalarıyla karşılaşıldığını belirtti. Bu tablonun, Türkiye’nin çevresindeki jeopolitik risklerin doğrudan hava sahası ve sınır güvenliği üzerinde somut sonuçlar üretmeye başladığını ifade etti.

Türkiye’nin son on yılda aldığı stratejik kararları değerlendiren Açıkel, S-400 savunma sistemleri alımı sonrasında NATO müttefikleri tarafından savunma programlarından çıkarılma ve ambargolara maruz kalma süreçlerini hatırlattı. Stratejik kararların günlük siyasi gerilimlerin konusu olmaması gerektiğini belirten Açıkel, ayrıca şunları kaydetti:

“İran’a saldırılarla başlayan ve Körfez bölgesine yayılan savaş da göstermektedir ki, Türkiye’nin ulusal savunma endüstrisinde iç siyasi gündemlerden ve hamasetten uzak, hızlı, etkin ve sürdürülebilir politikalar yaşamsal önemdedir. F-35 programından çıkarılmış bir Türkiye, yıllardır sonuçlandırılamayan F-16 modernizasyonu ve fiilen devreye sokulamayan S-400 sistemi de göstermektedir ki, Türkiye’nin ulusal savunma sanayisinden kaybettiği her gün ulusal güvenliğimiz için bir kayıptır; siyasi hamasete ve seçim kampanyalarına kurban edilen her çaba ulusal güvenliğimiz adına bir kayıptır. Geciken her proje, ertelenen her modernizasyon ve ulusal planlamaya dayandırılmayan her hamasi refleks Türkiye’nin caydırıcılığını doğrudan zayıflatmaktadır.”

Milli savunma kuruluşlarının önemine değinen Açıkel; ASELSAN, HAVELSAN, TUSAŞ ve ROKETSAN gibi kurumların Türkiye’nin stratejik bağımsızlığının en güçlü dayanakları olduğunu vurguladı. Bu kurumların kurumsal kapasitesinin siyasal tartışmaların dışında tutularak güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Açıkel, Türkiye’nin güvenliğinin ancak planlı ve milli kapasiteye dayalı bir stratejiyle sağlanabileceğini belirtti.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın