Çevremizdeki fakirlere nasıl yardım edebiliriz? ” efendim

Zıtlıklar çağında yaşıyoruz. Zenginle fakirin alabildiğine birbirinden uzaklaştığı, aradaki uçurumun giderek açıldığı bir dönemde… Küreselleşen dünyada mesafeler birbirine çok yakın olsa da bu tür çelişkilerin bir arada bulunması vicdanları kanatıyor. Bir yanda açların televizyon ekranlarına yansıyan görüntüleri her gün yayınlanırken, onu izleyenlerin israf ekonomisi sınır tanımıyor.

“Böyle bir dünyada ne yapabiliriz?” Bu soruyu kendimize sormak insanın görevi olmalıdır. Sahip olduğumuz tüm nimetlere herkesin erişemeyeceğini düşünmeli, başta kendimiz ve yakınlarımız olmak üzere israfa karşı ciddi bir mücadele içerisinde olmalıyız. Ama bu yeterli mi? “Hiçbirimiz komşusu açken uyumayız” diyen bir kültürün insanlarıyız. Cimriliğimizi dizginlemenin ve ekmeğimizi başkalarıyla paylaşmanın bir yolunu bulmalıyız. Son zamanlarda bazı fırınlarda görülen “askıda ekmek” uygulaması belki de ekmeğimizi ihtiyaç sahipleriyle paylaşmak için bir fırsat olabilir diye düşünüyorum. Aslında bu uygulama toplumumuzun geçmişte farkında olmadığı ancak zaman geçtikçe unuttuğu adetlerden biridir. Eskiden sokaklarımızın köşesinde içi boş bir taş vardı. İnsanlar sabahları işe giderken sadakalarını bu taşların içine bırakırlardı. Taşların çoğu işlerini kaybettikleri bir yeri işaret ettikleri için “işaret taşları”na dönüşürdü. Gündüzleri ihtiyaç sahipleri gelir. Zarar görmeden, ihtiyacı olduğu kadar parayı alır ve gerisini başkası için taş gibi bırakırdı. Kulağımıza artık tuhaf bir masal gibi gelen bu romanlar, geçmişten günümüze şehirlerimizde süregelen bir gelenek olarak yaşamaktadır.

Ülkemizde sınırlı sayıda fırın ve işletmede görülen “askıda ekmek” uygulamasını diğer temel ihtiyaçlara da genişletmek mümkün olabilir. Alışveriş merkezleri ve marketler de gönüllü müşterilerinin bağışlarından yaptıkları sepetlerde topladıkları ürünleri belirli kurallar çerçevesinde dağıtabiliyor. Restoranlar ayrıca açlar için “yemek tutma” uygulaması da yapabilirler. Örnekler çoğaltılabilir. Ama her şeyden önce tüm fırınlarımızda “askıda ekmek” uygulamasına başlamak ve ekmeğimizi daha çok insanla paylaşmak gerekiyor çünkü bu temel ihtiyaç.

Açlık, ülkemiz de dahil olmak üzere dünyanın birçok yerinde hala yaygın bir olgudur. İsrafa karşı durarak ve ekmeğimizi paylaşarak mücadele etmezsek, bir gün ona sahip olabiliriz. Askılı Ekmek uygulamasını kullanarak bir fırından ekmek alırken fazladan bir parça ekmek alıp askıya bırakarak bu mücadeleye başlayabiliriz. Ekmeğin nesi var demeyin. Bu uygulama yaygınlaşırsa, sokaklarda “Açım” diyen insanlarla karşılaşmayacağınızdan emin olabilirsiniz. Asılı ekmek yapan bir fırının penceresine yapıştırılan küçük bir kağıda yazılan şu cümle, kapladığı alandan çok daha fazlasını ifade ediyor: “Ekmek, paylaşmak yemekten daha tatlıdır.” Gerçekten acıktığınızda, kuru ekmeğin tadının nasıl olduğunu bilirsiniz. Ayrıca ahıra bıraktığınız ekmeğin günlerdir yemek yememiş birine ulaştığını hayal edin. Onun mutluluğunu, duasını hayal edin. Kim bilir, “tüm varlığın ve hesapların alt üst olacağı sıkıntılı bir günde” bu ahırda bıraktığın tek ekmek çıkacak ve onu kim yerse elinden alacak.

yazar:Anais Ecker

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın