Celine Syk Bok: Rantçılık, sömürü ve yolsuzluk dönemi sona erdi

CHP Genel Sekreteri Celine Saik Bok, CHP’nin “İkinci Yüzyıl Çağrı Toplantısı”nda; Bugün yaşanan bu büyük yıkımı hep birlikte kalıcı olarak ortadan kaldıracağız. nasıl diyorsunuz? Üretimi değiştireceğiz. Günümüz ekonomisi rant üzerine kuruludur. Döndüğümüzde, üretilen yatırımlara bağlı olacaktır. Bugün ekonomi ağır bir sömürü rejimine giriyor. Yarın gelişme olacak.”

“Bugün vergi yükü milletin sırtına yüklendi. Yarın adil bir vergi reformu yapılacak. Daha çok kişinin daha çok vergi ödediği adil bir sistem oluşacak. Üretimin dönüşümü ile istihdam yaratacağız. Üretimin dönüşümüyle istihdam yaratacağız Üretimin dönüşümüyle verimlilik elde edeceğiz Çeşitlendirilmiş üretimle geliri artıracağız “Üretimle hayat pahalılığına son vereceğiz. Üretime dönüşerek sağlıklı, güvenli ve kaliteli bir yaşamı hep birlikte yaşayacağız” dedi.

“Cumhuriyet Halk Partisi 2. Yüzyıla Davet Buluşması” İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirildi. CHP Genel Sekreteri Celine Saik Bok şunları söyledi:

Büyük değişimin en iyi halindeyiz.

İşte bilim ve siyaset arasındaki köprüyü kurmaya geldik. Bilimle siyaset arasında köprü kurma iradesini gösteren tüm bilim adamlarını, tüm siyasi ve siyasi liderleri, aynı şevk ve heyecanla bu yemeği yapmak için burada bir araya gelen tüm halkımızı ve takipçilerimizi selamlıyorum.

Büyük bir değişimin eşiğindeyiz. 85 milyon Ortak geleceğimiz konusunda keskin bir yol ayrımındayız. insanların yoksullaşması ve ülkemizin dünyada bir ucuz emek deposuna dönüşmesi; Bilim dışı rantçı bir ekonomik yaklaşımla mı devam edeceğiz? Yoksa hak temelli gelişimle, çalışmaya ve üretmeye değer veren yeni bir anlayışla, çağı yakalayan ve bugün varız diyen yeni bir kalkınma hikayesiyle mi?

Seçimimiz belli. Vizyonumuz net. Cumhuriyetimizin ikinci asrında Türkiye’yi kalkındıracağız. Toplumun tüm kesimleri birlikte gelişecek. Bugün yaşanan bu devasa yıkıma hep birlikte kalıcı olarak son vereceğiz.

nasıl diyorsunuz? Üretimi değiştireceğiz. Günümüz ekonomisi rant üzerine kuruludur. Döndüğümüzde, üretilen yatırımlara bağlı olacaktır. Bugün ekonomi ağır bir sömürü rejimine giriyor. Yarın geliştirme olacak. Bugün vergi yükü halkın sırtına yüklenmiştir. Yarın adil bir vergi reformu olacak. Daha çok kazananın daha çok vergi ödediği adil bir sistem oluşturulacak.

Üretimi dönüştürerek istihdam yaratacağız. Üretimin dönüşümü ile verimlilik yaratacağız. Dönüştürülen üretim ile geliri artıracağız. Değişken üretimle hayat pahalılığına son vereceğiz. değişen üretim ile; Sağlıklı, güvenli ve kaliteli bir hayatı hep birlikte yaşayacağız. Bugün üç buçuk milyon insanımız işsiz. İş arıyor ve bulamıyor. Hatta yaklaşık 3 milyon çalışanımız iş bulamayacağını düşünerek iş aramaktan vazgeçti ve umudunu kesti. Ama umutsuzluğa yer yok. Üretimi dönüştürdüğümüzde, herkes için iş ve herkes için istihdam olacak.

Bugün işçilerin yüzde 65’i asgari ücret veya ona yakın ücret alıyor. Ama umutsuzluğa yer yok. Üretimde yapacağımız dönüşüm ile verimlilik artacak ve herkes için ücretler artacaktır. Bugün Türkiye, dünyada çalışanlar açısından en kötü çalışma koşullarına sahip 10 ülkeden biri. Ama üretimde yapacağımız dönüşümle güvenli istihdam ile sosyal adaleti sağlayacağız.

“Yeşil ve mavi vardiyayı soluyacağız ve bu temiz üretim.”

bugün rantiye zihniyeti; İnsanlar doğayı katlederek iklim krizinin en ağır koşullarıyla baş başa bırakılıyor. Ama üretimde yapacağımız mavi-yeşil geçişle yani temiz üretimle nefes alacağız. Kelimenin tam anlamıyla nefes alacağız. Bu dönüşüm yarını beklemeyecek. Bu dönüşüm iktidara geldiğimiz gün başlayacak.

Bugün tanık olduğumuz büyük yıkımın çözümü biz olacağız. Bugün nefes alacağız. Ama en önemlisi bunu yaparken bugünden atacağımız adımlarla yarının gelişimini sağlayacağız. Sadece bugünün sorunlarını çözmeyeceğiz. Bugün dünyada büyük değişimler yaşanıyor. Yeni duyduk. Bu değişimlerin yarattığı riskleri ortadan kaldıracak, Türkiye için fırsatları gerçeğe dönüştüreceğiz.

“Önceki üç büyük sanayi devrimini kaçırdık. Bu sefer yayınlamayacağız.”

Dünya yeni bir üretim devriminin eşiğinde. Bu devrim bilgiye, veriye ve bilginin ürettiği yeni ve yeşil teknolojilere dayanmaktadır. Önceki üç büyük sanayi devrimini kaçırdık. Bu sefer kaçırmayacağız. Biz bunun bir parçası olacağız. Öncü olmaya geldik. Dijitalleşmeye dayalı yeşil bir endüstri, yeşil enerji dönüşümü ve yaratacağı yeşil istihdam ile bu fırsatı kaçırmayacağız ve herkesin hayatında gerçeğe dönüştüreceğiz. Maalesef günümüzde üretimimizin ve ürettiğimiz ve ihraç ettiğimiz ürünlerin kalitesi çok düşük. Gelir yaratma potansiyeli çok düşüktür. İhracatımızın kilogram başına getirisi 1,2 dolar. Almanya’da bu üç kat daha fazladır. Polonya’dakinin iki katı. İhracatımızda yüksek teknolojili ürünlere baktığınız zaman sadece yüzde 2,9. Ancak bu oran Brezilya’da yüzde 11, Güney Kore’de yüzde 36 ve hedefimiz belli. Yeni bir bilim ve siyaset anlayışıyla üretimimizi dijital çağın gerçekleriyle birleştirecek ve bu değişimi öncü bir şekilde gerçekleştirmek için çalışacağız. Bilim adamlarımız bilim üretecek, iş adamlarımız teknoloji üretecek. Genel olarak toplumun tüm kesimlerinin bu teknoloji ile tanışmasını sağlayacağız. Teknolojiden sağlanacak yeni gelirde toplumun tüm kesimlerinin eşit paydaş ve ortak olmasını sağlayacağız.


TÜRKONFED Başkanı Sönmez: Üç iş adamından ikisi işten çıkarma düşünüyor

Türkiye üretimini yeşil üretime dönüştürmezse bu limit dahilinde Avrupalılara her yıl 3 milyar euro ödeyecek” dedi.

Küresel tedarik zincirleri değişiyor. İş dünyamız değişiyor. Ekoloji ve dayanıklılık artık ticaret için ön koşul. En büyük ticaret ortağımız, en büyük ihracat pazarımız olan Avrupa Birliği, Yeşil Mutabakat ile bu dönüşümün öncülüğünde adım atıyor. Avrupa Birliği, yakında yeşil ekonomiye uygun olmayan, sınırlarını aşan ürünler için vergi toplamaya başlayacak. Türkiye üretimini yeşil üretime dönüştürmezse o sınırlarda Avrupalılara her yıl 3 milyar euro ödeyecek. Ancak üretimimizi değiştirmeye geliyoruz. Üretimimizi yeşil üretime çevirdiğimizde Avrupa sınırlarında Avrupalılara vergi vermeyeceğiz. Her yıl 3 milyar euro Türkiye’de kalacak. Türkiye’de üretim, yatırım ve istihdam yaratacak.

“Üretimimizi emek dostu, yeşil ve eskiyen teknolojiye dönüştürdüğümüzde ülkemize temiz bidonlar gelecek, işte o zaman adil bir dönüşüm gerçekleştireceğiz”

Öte yandan, dünyada finansal fırsatlar değişiyor. Finans artık sosyal kaygılar, sosyal riskler, sosyal adalet ve ayrıca çevresel risklerle de ilgileniyor. Bu riskleri gözeten ESG fonları yıldan yıla büyüyor. Her yıl yaklaşık 10 milyar dolarlık bir büyüme yaşıyoruz. Üretimimizi emek dostu, yeşil ve çağdaş teknolojiye dönüştürdüğümüzde, yani adil bir dönüşüm sağladığımızda bu temiz para ülkemize gelecek. Onu getireceğiz. Böylece temiz para ile ülkemizde yüksek gelirli, güvenli ve nitelikli iş imkanı sağlayacak yeni yatırımların önünü açmış olacağız.

“Yeni bir kamu anlayışıyla yönetime geliyoruz. Kamu yararını her şeyin üzerinde tutacağız.”

Üretimimizin bu dönüşümü gerçekleştirmesi için yeni bir yönetim anlayışına ihtiyacımız var. Yeni bir propaganda anlayışıyla yargıya geliyoruz. Kamu yararını her şeyin üzerinde tutacağız. Bu arada piyasada bir aksaklık olursa mutlaka düzelteceğiz. Verimliliği hedefleyeceğiz. Güvenli iş hedefleyeceğiz. Yeşil bir geçişi hedefleyeceğiz. Yeteneğe, insanlara ve ürün kapasitesine yatırım yapan yeni bir tanıtım yaklaşımı getiriyoruz. Girişimci ve dinamik bir devlet anlayışıyla ülkemizi yönetmeye geliyoruz.

Kamu kaynakları, güvenli ve iyileştirilmiş iş yaratmak için kullanılacaktır.

Her türlü destek halk tarafından değerlendirilecek, etkileri analiz edilecek ve buna göre teşvikler sağlanacaktır. Diğer bir deyişle, tüm politikalarımızın öncesinde, sırasında ve sonrasında etki analizi yapacak bağımsız bir Etki Analizi Değerlendirme Kurulu oluşturacağız. Etkili politikaların ne olduğunu, kamuoyuna yaratacağımız kapasiteyi o kurullarda akademisyenler en net haliyle bize anlatacaklar. İşsizlik nasıl bitecek? Bu şekilde sona erecek. Bunun gibi farklı şeyler yaptığımızda bitecek. Böylece kamuya sunacağımız teşvikler, vergi indirimleri, hibeler, araştırma geliştirme destekleri, kamu ihaleleri…

Diğer bir deyişle, güvenli ve zenginleştirici iş fırsatları yaratmak için kamu kaynakları kullanılacaktır. Geldiğimizde kamuda temiz ihale dönemi başlayacak.

“Geleneksel işlerde işverenlerin, bu yeni işlerde işverenlerin sosyal hak ve güvencelerini sağlamak birincil görevimiz olacaktır”

İşsizlik nasıl bitecek? Reçetemiz var. hazırız. Dünya değişiyor. Yeni işler ve iş yapmanın yeni yolları var. Güvenli, zenginleştirilmiş ve kaliteli istihdam yaratan üretim politikamızda, hem geleneksel işlerde çalışanların hem de bu yeni işlerde çalışanların sosyal hak ve güvencelerden yararlanmalarını sağlamak birincil görevimiz olacaktır.

“JUMP to LIFE FUND ile teknolojiyi sadece kullanan değil, girişimcilik yapan ve teknoloji üreten dünya lideri olacaklar”

Genç girişimcilerin yeteneklerini kullanmalarını sağlayacağız. Risk almaktan çekinmezler. Akıllarına gelen her şeyi deneme cesaretini göstereceklerdir. Çünkü gençlerin iş fikirlerini hayata geçirmeleri için gereken ilk maddi desteği biz sağlayacağız. Hayata Giriş Fonu ile gençler sadece teknolojiyi kullanmakla kalmayacak, aynı zamanda girişimcilik yapan ve teknoloji üreten dünya liderleri olacaklar.

Tüm çalışanların kişisel olarak sahip olacakları kişisel eğitim hesapları olacaktır.

Halk tehlike altındaki şirketleri belirleyecek. Planlama bir geri dönüş stratejisi ile gelecek. Buna göre eğitim programları açacağız. Tüm çalışanların kendi kişisel eğitim hesapları olacaktır. Bu nedenle mesleği yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan ya da mesleğini değiştirmek isteyenler için bu kişisel eğitim hesapları hayallerinin teminatı olacaktır. Herkesin kendi hayali, ulaşılabilir ileriye dönük bir hedefi olacak.

“İŞ-KUR tarafından Milli Eğitim Bakanlığı koordinasyonunda hayata geçirilecek ‘Danışmanınla Görüş’ uygulamasını hayata geçireceğiz”

Tanıdıklarımız için, hangi adreste doğduğumuz için değil, inşa etmeyi öğrendiklerimiz için var olacağız. Yani okusanız da kimse ne olacak demeyecek. Bu nedenle İş-Kur’un Milli Eğitim Bakanlığı ile koordineli olarak hayata geçireceği “Danışmanınla Görüş” uygulamasını başlatacağız. Böylece her genç, yeteneklerine ve hayallerine göre bir Sosyal Hizmet Danışmanı ve Danışmanı ile eşleştirilecektir.

“TÜBİTAK, temel ve uygulamalı araştırma faaliyetlerine ağırlık verecek şekilde yeniden tanımlayacak”

Bilim insanı dostları, her şeyden önce onları üreten bilimi destekleyecek güçlü, dinamik ve çeşitli işbirliklerinden oluşan bir araştırma ekosistemi oluşturacağız. TÜBİTAK, temel ve uygulamalı araştırma faaliyetlerine ağırlık verecek kimliğini yeniden kazanacaktır. Kamu araştırma ve geliştirme enstitüleri kuracağız.

“Tarım için model çiftlikler kuracağız”

Çiftçilik için model çiftlikler oluşturacağız. Ziraat Mühendisleri bu çiftliklerde çalışacak. Bu çiftliklerde teknolojik ziraat uzmanları çalışacak. tavsiye verecekler. Çiftçimiz o çiftliğe gidip yeni teknolojiyi öğrenecek. Daha sonra, öğrendiği teknolojiyi toprağını işlemek için kullanabilecekti. Çiftçi toprağını terk etmek zorunda kalmayacak.

“Artık rant sömürüsünün artmasıyla yolsuzluk dönemi sona eriyor”

Öncelikle bugünkü krizde hiç de karamsar olmayacağız. Çünkü artık artan kiralarda sömürü ve yolsuzluk dönemi kapandı. Artık insan, üretim ve geliştirme zamanı başlıyor ve hepimizin katıldığı ortak bir geleceği inşa etme zamanı başlıyor. Üretimdeki bu büyük değişimle Türkiye’yi ikinci yüzyıla taşıyacağız. Biz buradayız ve hazırız.”

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın