Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bolu’da vatandaşlara seslenerek, “Orman köylüleri Türkiye’nin en yoksul kesimidir. Çalışırlar, üretirler ama sigortasızdırlar. İşveren olarak kabul ederler. Değiştireceğim.” Bu düzenlemeyi değiştirerek yapacağım.Orman köylülerimiz bedelini görecek.Orman köylülerimiz ormanda çalışırken ne kadar cesur olduklarını dünyaya gösterecekler ve bir gelirleri olacak.Benim sözüm var.Köylerde, ormanlar,balıkçılık… Kim yaparsa yapsın, emek harcasın, devlet bütün kadın ve gençlere sosyal prim ödeyecek.Ormanlardaki bütün köylüler de güvence altına alınacak.İşveren Orman Genel Müdürlüğü olacak. Yıllardır çalışıyorlar, hiçbirinin sosyal güvencesi yok, Kemal Bey buna izin verir mi, vermez.
Kılıçdaroğlu, mitingde şunları söyledi:
“Bolu değişime hazır mı? Yeni, güzel, aydınlık ve huzurlu bir Türkiye’ye hazır mıyız? Söz veriyorum. Siz hazırsanız ben de hazırım. Öncelikle merhumun hatırasını saygıyla anıyorum. Burada emeği geçen, üniversiteyi açan, binlerce öğrenciyi okutan Uzza Baysal’ın, Ortak Görevimizdir Bir ülkeye, şehre, özellikle eğitime katkısı olan herkesin hatırasını minnet ve şükranla anmak boynumun borcudur. yardım.
“Hükümetimize saygı ve adaleti sağlamak için birlikte çalışacağız”
Başkan Ekrem, konuşmasında “Devlet, devletin aklına hükmetmeli” dedi. Evet. Devlet senin istediğin gibi, istediğin gibi hükmetmez. Devletin aklı olmalı. Devlet bilmeli ve vatandaştan toplanan her kuruşun hesabı vatandaşa verilmelidir. Devlet şeffaf olmalı. Devlet adalet üzerine kuruludur. Devletin dini adildir. Bu nedenle adalete ve devletimize saygılı hale getirmek için hep birlikte çalışacağız. Bu nedenle Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Cumhuriyet vatansızlarındır” demiştir. Kimsenin kendini yalnız hissetmediği bir ülke inşa edeceğiz.
“Bizim evlatlarımız çalışmazsa biz sıkıntıya düşeriz, biri kendi sarayında gül gibi yaşar.”
Biri yiyorsa, birileri bakıyorsa, birileri mal alıyorsa, birileri yoksulluk çekiyorsa, birileri saraylarında gül gibi yaşarken bizim çocuklarımız başıboş geziyorsa, bizde bir sorun var demektir. Bu sorunu çözmeye geliyoruz. Birlikte çözeceğiz. Sandıklara gideceğiz ve oylarımızı kullanacağız. Bir an önce bitireceğiz. Çocuklar, size söylüyorum. Türkiye’nin kaderini değiştirecek olan sizlersiniz. Seçime gidip demokrasi, özgürlük, iş ve yemek talep edeceksiniz. Öyleyse sandık başına gidin ve otoriter bir hükümeti değiştirin. Liberal demokratik bir hükümetle değiştirin.
Kaftancıoğlu: Başkalarının tercihlerinden bahseden birine oy vermezsiniz, sorun değil
“Bizim taş ve sertlikle işimiz yok. Bu bir koro işi. Cesur ve güçlü insanlar bunu yapmaz. Dürüst insanlar yapmaz.”
Evet. Sopa ve taşlarla işimiz yok. korkakların işidir. Cesurlar yapmaz. Dürüstler yapmaz. Biri benden farklı düşünüyor diye ona vurur muydum? hayır. Herkesin görüşüne saygı duymak aslında Kemal Bey’in görevidir. O yüzden diyorum ki; Kimseyi kullananın değil, ayrım gözetmeksizin 85 milyon insanın patronu olacağım. Herkesin kimliğine ve inancına saygı duyacağım. Reis dediğiniz, bir evde çocuk açsa, kışın ortasında doğalgaz biterse o reis o koltukta değil, o ailenin yanında olmalı. Onun problemini çözmelisin. Bu benim ana hedefim. Ayrımcılık bizim kitabımızda yok. Ayrımcılık yoktur.
“Bütün orman köyleri de sigortalanacak”
Bolu, dünyanın en güzel coğrafi bölgelerinden biridir. Olağanüstü ormanlar vardır, olağanüstü güzellikteki ormanlarda orman köylüleri vardır. Orman köylüleri Türkiye’nin en fakir kesimidir. Çalışıyorlar, üretiyorlar ama sigortalı değiller. Onları işveren olarak kabul ederler. Bu sırayı değiştireceğim ve değiştireceğim. Ormanlarımızdaki köylüler bedelini görecek. Orman köylülerimiz ormanda çalışırken ne kadar cesur olduklarını tüm dünyaya gösterecek ve gelir elde edecekler. bir sözüm var Köylerde, ormanlarda, balık avında… Kim yaparsa yapsın, emek versin, devlet bütün kadın ve genç erkeklere sosyal prim ödeyecek. Tüm köylüler de ormana kilitlenecek. İşveren Orman Genel Müdürlüğü olacaktır. Yıllardır iş yapıyorlar ve hiçbirinin Sosyal Güvenliği yok. Kemal Bey buna izin verecek mi? hayır. Çünkü herkesin hakkından vazgeçeceksin.
“Milliyetçiliğimizi sorgulayanlara soruyorum: Kim bilir 3 milyon 600 bin Suriyeli Türkiye’ye nasıl geldi, bu insanlar nereden geldi?
Başka bir konu… Bazen bizi milliyetçilik diye eleştiriyorlar. Milliyetçi değilsin diyorlar. Açık ve net söylüyorum. Milliyetçiliğimizi kim sorgulayacaksa anasından doğmamıştır. Milliyetçilik altı hissemizden biridir. Milliyetçilik vatanseverlik ve vatanseverliktir. Milliyetçilik vatanseverliktir. Askerlik yapmış tüm kardeşlerim sınırda “Sınırlar onurludur” yazısı olduğunu bilirler. Şimdi milliyetçiliğimizi sorgulayanlara soruyorum: Kim bilir 3 milyon 600 bin Suriyeli Türkiye’ye nasıl geldi? Bu insanlar nereden geldi? Sandığa gideceksin, oy kullanacaksın. En geç iki yıl içinde 3 milyon 600 bin Suriyeli ve Afgan’ı ülkelerine geri göndereceğim. Merak etme. Bu gerçekten o kadar da şaşırtıcı değil. “Keşke Yunan kazansa” diyen adamın ayağına gidiyorlar. Sandıklara gideceksiniz, oyunuzu kullanacaksınız. Onlara bu ülkede milliyetçiliğin ne olduğunu göstereceğiz. seninle bir sözüm var Hiçbir vatandaşımın yüzünü küçük düşürmeyeceğim. İki kırmızı çizgimiz var. Tüm dünya duysun. Bayrağımız ve ülkemiz. Yani bir soru. Süleyman Şah’ın türbesinde bayrağımızı kim indirdi? Süleyman Şah’ın türbesini toprağından kim kaçırdı? Bizden milli edebiyat yapıyorlar. sen kimsin milliyetçi İnşallah Seyyid Kemal cumhurbaşkanı olacak ve Süleyman Şah’ın kabri topraklarımıza inecek, bayrağımız orada dalgalanacak. Milliyetçilik ayrımcılık değildir, kutuplaşma değildir. Herkesin kimliği ve inançları başımızın tacıdır. Milliyetçilik, ekonomiyi büyütmek ve geliştirmektir.
“Artık kalkınmaya ihtiyacımız var, Türkiye’nin büyümeye ihtiyacı var. Artık kutuplaşmayı ve kavgayı bitirmemiz gerekiyor.”
Adam tehdit ediyor. Trump tehdit ediyor. “Bana kızma, malını araştırırım” der. tıklama yok Ama Kemal Bey aynı şeyi Kemal Bey’e söylese ne derdi? “Bakmazsan piçsin” derdi. Bunu Adalet ve Kalkınma Partisi’ne ve Milliyetçi Hareket Partisi’ne oy veren kardeşlerimize söylüyorum. Artık bizim gelişmemiz gerekiyor, Türkiye’nin büyümesi gerekiyor. Artık kutuplaşmaya son vermeli ve savaşmalıyız. Birlikte ve barış içinde yaşamamız gerekiyor. Bir çocuk yatağa aç giriyorsa, o zaman tüm çocukların aç yattığını kabul etmeliyiz. Herkesin memnun olduğu bir Türkiye istiyoruz.
“Üreteceğiz dünyaya satacağız. Dünya ile rekabet edeceğiz. Kapıda para istemeyeceğiz.”
Buğday, arpa, yulaf, mercimek, canlı hayvan ve et yurt dışından geliyor. Neden yurt dışından geliyor? Toprağımız yok mu, suyumuz yok mu? Çalışkan insanlarımız yok mu? Orada çalışıyorlar ve onlar için çalışıyorlar. Bu tabloyu tersine çevireceğiz. Üretip dünyaya satacağız. Dünya ile rekabet edeceğiz. Kimsenin kapısında dilenmeyeceğiz. Bu ülkenin hiçbir vatandaşının yüzünü asmayacağız. Çünkü biz kahve milliyetçisiyiz.
“Aile destek sigortası getireceğiz. Hiçbir aileden kimse ‘Gelirim yok’ demeyecek.”
Toplumun her kesiminin bir sorunu var ve bunu çözmek zorundayız. Yaşam maliyeti mutfaklarda. ben biliyorum. Evde en çok acı çeken kadındır. Bu ülkenin kadınlarına bir sözüm var. Size aile destek sigortası getireceğiz. Hiçbir aileden kimse “Gelirim yok” demez. Fakir ailelerde kadınların bir banka hesabı var ve biz hesaba para yatıracağız. Kadın, memur gibi, emekli gibi gidecek, çocuklarına yiyecek sağlayacak. Sağ elin verdiğini sol el görmez. Bu ülkede kadınların yoksulluk çekmesini istemiyorum. Ailemizde çok acılar çektik. Biz yedi kardeşiz. rahmetli babam; Tatilde yedi çocuğuna ayakkabı aldığımı hatırlamıyorum. Birimiz tatildeydik, ikimiz başka bir gün, üçümüz başka bir tatildeydik. Yani artık 21. yüzyıldayız, her evin asgari bir geliri olmalı.
“Gıda poşeti uygulamasına son vereceğiz”
Beslenme çantası uygulamasını da sonlandıracağız. Anne çocuğunu güler yüzle okula gönderecek. Çocuk suyunu içecek, sütünü içecek, yemeğini okulda yiyecek. Bu coğrafyada hiçbir çocuk aç yatmayacak. Okula gidecek ve anne kaygıyı beslenme çantası gibi taşımayacak.
“Önümüzde Kurban Bayramı var. 15 bin lirayı gören tüm emekliler görecek”
2015’ten beri söylüyorum. Ramazan ve Kurban bayramlarında emeklilere asgari ücret kadar ikramiye verin diyorum. yapmadılar. Sonra bana bin lira verdiler. Şimdi seçim yaklaşıyor, işi bir adım öteye taşıdılar. benim sözüm var Ramazan ve Kurban Bayramı’nda emekli bankaya gittiğinde asgari ücret kadar ikramiye alacak. Şimdi kurban bayramımız var. 15 bin lira alacak olan tüm emekliler. Bunu söyleyince hikayeye yeniden başlıyorlar; “Parayı nereden buluyorsun?” Beşli Çete için para alıyorsun. Uyuşturucu baronlarıyla kol kola yaşıyorsun. Gang of Five’ı alıp hepsini vereceğim.
Göreceksiniz şeffaf ve hesap verebilir bir devlet ortaya çıkacak bu ülkede. Yeniden inşa edeceğiz. Etik ve adil yapı. Bunun üzerine devlet kuracağız.
100 öğretmen alacağız.
“Öğretmenleri unutmayın” diyor. Öğretmenler unuttu mu? Tüm Türkiye’ye, hepimize en büyük katkıyı sağlayanların öğretmenlerimiz olduğunu asla unutmayın. Köy okulları kapalı. Köy okullarını yeniden açacağız. 100.000 öğretmen istihdam edeceğiz. Şunu da söyleyeyim: öğretmenlere özel bir yasa çıkacak. Meslek hukuku… çünkü öğretmen dediğiniz kişi toplumu eğiten kişidir. Öğretmen iyi bir eğitim alırsa, çocuklarımız iyi bir eğitim alırsa hayatı daha rahat sorgulama fırsatı buluruz. Bu yüzden öğretmenlerle bir sözüm var. Öğretmenler huzur içinde okullarına gidecekler. Köylerde ziraat mühendisleri ve veterinerler de olacak. Yani yeni bir Türkiye’yi, güzel Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz. Birlikte kazanacağız.”
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]