Boğaziçi Üniversitesi’ndeki Nureddin Yıldız protestosu davasında ikinci duruşma yapıldı

Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen ve ilahiyatçı Nureddin Yıldız’ın konuşmacı olarak katıldığı etkinliğe yönelik protestolar nedeniyle açılan davanın ikinci duruşması görüldü. T24 muhabiri Can Öztürk ve 14 öğrencinin yargılandığı İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, dosyada müşteki sıfatıyla bulunan 11 polis memurundan 8’i ifade verdi. Duruşmada, o gün görevli polis memurları hakkında İstanbul Valiliği‘nin soruşturma izni vermemesi üzerine İdare Mahkemesi’ne yapılan başvuru sonucunda, mahkemenin valilik kararını bozduğu öğrenildi. Bir sonraki duruşma 27 Nisan’da görülecek.

“Dayak yiyen kadın sabaha kadar şükretsin”, “6 yaşında çocukla evlenilebilir” şeklinde sözleri nedeniyle tepki çeken ilahiyatçı Nureddin Yıldız, 13 Mayıs’ta Boğaziçi Üniversitesi’ndeki bir etkinliğe konuşmacı olarak katılmıştı. Konuşması sırasında öğrencilerden biri Yıldız’ı yumurta atarak protesto etmişti. Yıldız’ın üniversitelerine konuşmacı olarak davet edilmesini protesto eden öğrenciler bir süre sonra polis tarafından ablukaya alınmıştı. Ablukanın ardından gözaltına alınan 97 öğrenciden 15’i adliyeye sevk edilmiş, öğrencilerden 6’sı tutuklanırken T24 muhabiri Can Öztürk ve beraberindeki 8 öğrenci ise imza ve yurt dışı yasağı şeklinde adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakılmıştı. Tutuklulardan biri iki gün sonra re’sen, diğer 5’i ise 16 gün sonra tensiple tahliye edilmiş ve tüm adli kontrol tedbirleri kaldırılmıştı.

“Görevi yaptırmamak için direnme”, “Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” suçlamalarıyla haklarında dava açılan 15 kişinin yargılanmasına İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesi’nce 21. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda devam edildi. Duruşma, saat 10:00’da başladı.

Duruşmaya sadece adliye basın kartı bulunan bir gazeteci alındı

Müşteki yakınlarının salona alınması ardından hâkim, basının ve sanık yakınlarının salona alınmayacağını söyledi. Gerekçe olarak, “alan yetersiz, sanık yakınlarını da almak zorunda değilim” dedi. Avukatların “duruşma kapalı değil ve sanıkların da yakınlarını almanız gerekiyor” diye şikâyet etmesinin ardından hâkim, “hiçbir zorunluluğum yok” ifadelerini kullandı.

Duruşmada, dosyada müşteki sıfatıyla yer alan 11 polis memurundan 8’i dinlendi. Ayrıca T24 muhabiri Can Öztürk’ün avukatı, o gün görevli polis memurları hakkında İstanbul Valiliği‘nin soruşturma izni vermemesi üzerine İdare Mahkemesi’ne yaptığı başvuru sonucunu dosyaya sundu. Mahkeme’nin valiliğin kararını bozarak polisler hakkında soruşturma izni verdiği öğrenildi.

Dosyada müşteki olarak yer alan o dönem Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdür Yardımcısı şikayetçi olduğunu söyleyerek, şöyle konuştu:

“Olay tarihinde şube müdür yardımcısı olarak görevdeydim. Oradaki öğrenci arkadaşlar tepki göstermek için toplandı. Rektör tedbir için polisi üniversiteye davet etti. Müzakere yoluyla arkadaşları ikna edemedik. Basın açıklamasının ardından ‘yüklen yüklen barikata yüklen’ gibi slogan attılar. Güvenlik şubenin sayısı çok yetersizdi. 300 kişi bir anda yüklendi. Yanımızda inşaat varmış. İlk etapta bariyerler devrildiğinde arkadaşlara yalvardık, ‘durun’ dedik. Ağır yaralandım. Hastaneye gittim, iyileştikten sonra da taburcu oldum.”

“Bütün toplumsal olaylarda gazetecilere bu muamele mi gösteriliyor?”

Ardından söz alan gazeteci Can Öztürk, “Benim o gün orada boğazım sıkıldı, çektiğim videoların paylaştırılmayacağı söylendi. Bu genel bir uygulama mı? Bütün toplumsal olaylarda gazetecilere bu muamele mi gösteriliyor?” diye sordu. Müşteki Güvenlik Şube Müdür Yardımcısı, “Ben böyle bir şey yapmadım” diye yanıtladı.

Daha sonra söz alan avukatlardan biri, “Valilik yasağından bahsedildi ama bu kararı öğrencilere tebliğ ettiniz mi, ne zaman ettiniz? İlk ifadenizde ‘onlar önümüzü kestiler ‘ dediniz ama şimdi ‘biz onların önünüzü kestik’ diyorsunuz, hangisi doğru?” diye soru yöneltti.

Polis memuru, “Üniversitede önce özel güvenlik tarafından öğrencilerin önü kesildi. Biz dahil olduğumuzda onlar önümüzü kesti” diye yanıtladı.

“Yargılamanın tarafsızlığı yok”

Avukat Serap Sergin, reddi hakim haklarının bulunduğunu hatırlatarak “Yargılamanın tarafsızlığı yok. Müştekilerin yakınının salona alınması, sanık yanıklarının ve basının yer almamasını istediniz. Bunun tutanağa geçirilmesini istiyoruz” diye konuştu.

Avukat Sergin, “Müşteki, ‘ne gözaltı işlemlerinde ne de ablukayı kabul etmiyorum, zaten orada değildim’ dedi. Ancak elimizdeki videolarda hiçbir şekilde öyle görünmüyor. Bir grubun şefi ya da amiriyken nasıl görevlendirildiğiniz bölgeden haberiniz olmaz? Olay anında gayet de oradasınız ve kayıtlar altında görünüyor. Bu dosyaya giren video kayıtlarını da polis memurları çekti” dedi.

Ayrıca Sergin, “Hekim raporunda basit tıbbı müdahalenin yeterli olduğu yazıyor ama kendisi kırıklar ve iç kanama riski olduğunu söylemiş. Yani bu raporu düzenleyen de bir memur. Nasıl oluyor da öyle bir rapor düzenliyor” şeklinde soru yöneltti. Müşteki, bilmediğini söyledi.

Sergin, bilgisayarındaki videoları göstererek, “Kendisi orantısız güç yok diyor ama videoda her şey belli oluyor. Çukurun önüne insanları konuşlandırmışlar. Ayrıca o arbedede düşenler olmuş ama müşteki düşmemiş. Videoda yere düşen öğrencileri de tekmeledikleri görülüyor” şeklinde konuştu. Hakim, videonun dosyayla ilgisinin olmadığını belirtti ve “şu anda delil toplanmaya çalışılıyor” diyerek videoyu izlemek ve müştekiye izlettirmek istemedi.

Avukattan hakime: “Siz duruşma başladığından beri tarafsız olduğunuzu düşünüyor musunuz?”

Avukat Sergin ise “Bu videonun dosyayla alakası yok diyorsunuz ama bunlar dosya kapsamındaki videolar. Ben müştekiden evvel size sormak istiyorum. Siz duruşma başladığından beri tarafsız olduğunuzu düşünüyor musunuz? Neden bizlerle konuşurken gülerek ve böyle bir tavır içerisinde konuşuyorsunuz?” diyerek talebin reddine tepki gösterdi.

Hakim, “Bu bir değil, ikinci celse. İlk celse savunmaları uzun uzun dinledim. Neden ilk celsede reddi hakim yapmadınız?” şeklinde tepki gösterdi. Avukatlar ise “İlk celsede tavrınız bu şekilde değildi” dedi.

Müşteki polis memuru: “Benim parmağım yaralandı, şikayetçiyim”

Bir diğer müşteki polis memuru da “benim parmağım yaralandı, şikayetçiyim. Amirimizin de detaylı anlattığı üzere uyarılar yaptık, 3’ten fazla sözlü ikazda bulunduk” dedi.

Duruşmadaki usulsüzlüklere dikkat çeken avukatlar ise beyanlarında şu ifadeleri kullandı:

“Az önce belirttiğim gibi, biz buraya toplandığımızda sanıklar ve basın buradaydı. İzin verilmediği için sanık yakınları ve basın dışarı çıkarıldı. Sonra duruşmayı açtık. Tam olarak buradaki koltuk sayısı kadar müşteki yakını salona alındı. Bu birinci bozma sebebim. Sonrasında yalnızca 1 muhabire izin verildi o da duruşmanın ortasında gelebildi. Sözlerimizi sorularımızı kestiniz bazen de onlar yerine cevap verdiniz.

Delil toplamayacağız dediniz. Delil toplamıyorsak burada ne yapıyoruz. O zaman dinlemeyelim kimseyi.”

“Kasti bir durum olduğunu düşünüyorum”

Olay gününde üniversitede görevlendirildiğini söyleyen bir trafik polisi de şu ifadeleri kullandı:

“Olayın yaşandığı anda biz inşaat alanının oradaydık. Orada bulunan öğrenciler kampüslerini çok iyi biliyordu. İnşaat alanını çukuru çok iyi biliyorlardı. ‘Yapmayın’ dememize rağmen devam ettiler. Ben kasti bir durum olduğunu düşünüyorum. Benim kolumda hâlâ çizikler var”

“Bütün basın kartlarımı göstermeme rağmen üç polis memuru da o ablukadan çıkmama izin vermedi”

Ardından bir kez daha beyanı alınan gazeteci Öztürk, “‘Koridor açıldı, ilk etapta arkada personel yoktu giden gitti’ denildi az önce. Bunlar doğru değil. Benim ilk ablukaya alındığım grubun arkası hemen kesildi. Ben haber takibi yapıyordum. 40 kişinin gözaltına alındığını düşündüm çünkü 40 kişi abluka altındaydı. Bütün basın kartlarımı göstermeme rağmen üç polis memuru da o ablukadan çıkmama izin vermedi. Suçlamaları kabul etmiyorum” dedi.

Son olarak sanık avukatlarından biri, “o gün görevlendirilmiş olan tüm polis memurlarından şikayetçiyiz. Sayın mahkemenizin de re’sen soruşturma başlatmamasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Avukat talepleri reddedildi, bir sonraki duruşma 27 Nisan’da

Yaklaşık 30 dakikalık aradan sonra ara kararını kuran hakim, dinlenilmeyen müştekiler yönünden zorla getirme kararı çıkardı. Avukatların “mesul amir araştırılsın” ve “o gün görevlendirilmiş polis memurları için re’sen soruşturma başlatılsın” şeklindeki birçok talebi reddedildi. Dosyada başta 10 müşteki polis memuru yer alırken daha sonra Güvenlik Şube Müdür Yardımcısı’nın da müşteki olarak dahil edilmesi nedeniyle tüm sanıkların birleşen dosyaya dair beyanlarının alınmasına karar verildi.

Bir sonraki duruşma 27 Nisan’da görülecek.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın