Bilimin açıklayamadığı insan mucizeleri

Neden uyuyoruz? Rüyalar ve anılar nelerdir? Beyin nasıl çalışır? Ancak insan vücudu hakkında çözülmeyi bekleyen birçok gizem vardır. Bu yazımızda bilim adamlarının açıklayamadığı bu sırları inceleyelim.

Dünyadaki en büyük mucizenin ne olduğunu hiç merak ettiniz mi? Hayır, dinozorlar veya diğer tarih öncesi yaratıklar değil. Bu soruyu cevaplamak için uzağa gitmenize gerek yok, sadece aynaya bakın. Evet, yıllardır bilim adamlarını ve araştırmacıları şaşırtan insan vücudu ve hala gizemini koruyan pek çok işlevi, en büyük mucizedir. Tıp biliminde insan fizyolojisi ve psikolojisindeki dikkat çekici ve önemli keşiflere rağmen, hala bilim adamlarını şaşırtan ve çıkmaz sokak gibi görünen bazı gizemler var.

bunlar;

Körelmiş organlar ve vücudun bazı bölümleri: Apandisit, normal vücut fonksiyonlarını bozmayan körelmiş bir organdır. Vücudun anatomik yapısını bozan hiçbir işlevi ve organı yoktur. Yani bu organlar vücudumuzda bulunur ama belirli bir amaca hizmet etmezler. Bazı bilim adamları apandisitin fetüsün yaşamında bağışıklık sistemini güçlendirdiğini söylüyor ancak bu konuda bir görüş birliği yok. Aynı şekilde koksiks ve yirmi yaş dişlerinin de büyük bir çene ve kuyruğun kalıntıları olduğu düşünülmektedir. Bu organlardan gelen ağrı dayanılmaz ve dayanılmaz olabilir. Bu körelmiş organların kalıtsal mı, evrimsel mi yoksa tamamen gelişmiş mi olduğu bilim adamları için bir sır olarak kalıyor.

Mikropların varlığı: Vücudumuzdaki her hücre için, içinde yaşayan on mikrop vardır. E.Coli, Bacteroides fragilis ve Clostridia gibi bazı bakteriler burunda, ağızda, sindirim sisteminde ve deride yaşar. İnsan vücudunda oluşabilmesi için insan vücudunda meydana gelen metabolik süreçlerde yardımcı olur. Bu mikroplar aynı zamanda sizi hastalık yapıcı patojenlerden koruyarak vitamin üretmenizi sağlayarak aktif ve sağlıklı kalmanızı sağlar. Mikropların varlığını, türlerini ve vücudumuzda oynadıkları bazı olayları bilmemize rağmen neden bu kadar çok olduklarını ve tam olarak nasıl bir rol oynadıklarını bilmiyoruz. Bu, hala açığa çıkmayı bekleyen sırlardan biridir.

açıklık: Esnemenin pek çok sebebi olduğuna inanılsa da bilim insanları bu soruya henüz net bir cevap veremediler. Esneme vücudun oksijen emilimini artırsa da, bazı bilim adamları esnemenin beyni aşırı ısınmadan korumanın bir yolu olduğunu ve bizi daha uyanık ve aktif hale getirdiğini söylüyor. Sıklıkla yorgunluk, can sıkıntısı ve uyuşukluk ile ilişkilendirilse de bazı araştırmacılar atalarımızdan miras kalan bir alışkanlık olduğuna inanmaktadır.Atalarımız dişlerini gösterip onları korkuturlardı. Esneme aynı zamanda bir iletişim yolu da olabilir. Bununla ilgili kesin bir teori olmasa da bulaşıcı olduğunu ve her an ortaya çıkabileceğini biliyoruz.

Uyku ve rüyalar: Uykusuzluğun sağlığımız için kötü olduğunu bilsek de, bilim adamları neden uykuya ihtiyacımız olduğunu tam olarak açıklayamıyorlar. Bir teoriye göre, uyku beyin gelişimi için gereklidir ve vücudun dinlenmesini ve ertesi güne hazırlanmasını sağlar. Peki ama durum buysa neden biz uyurken beynimiz sürekli uyanık ve aktif? Gizemi derinleştiren ise uyurken gördüğümüz rüyalardır. Rüyalar hakkında birçok teori üretilmiştir, onlara göre rüyalar gün içinde yaşadıklarımızı analiz etmek, duygularımızı, arzularımızı ve fantezilerimizi yansıtmak ve hafızamızı pekiştirmek gibi amaçlara hizmet edebilir. Gerçek sebep hala bilinmiyor.

hatıralar: Anneannenizin yaptığı pastanın tadını ya da bir sorunun çözüm formülünü nasıl hatırlarsınız, bilimin buna da bir cevabı yok. İhtiyaç duyduğunuzda beyniniz gerekli bilgileri nasıl çıkarır? Bu anıları nasıl oluşturuyor? Anılar nerede saklanır? Bilim adamları şu anda cevaplayamıyor.

Öpüşmek: İlk öpücüğünü hatırlıyor musun? Tabii ki, bu sonsuza dek hafızamıza kazınmış bir hatıra. Neden kabul ediyoruz? Bu hamlenin amacının ne olduğu bilinmiyor.
Bazı araştırmacılar bunun sosyal bağ ve şefkat göstermenin bir yolu olduğunu söylüyor. Bazıları, bu eylemin samimiyeti artırmak ve çiftleşmeyi başlatmak için hormonların salınmasını tetiklediğine inanıyor. Diğerleri, tüm toplumlarda görülmediği için kalıtsal olamayacağına inanmaktadır.

bir miktar: Birisi size iltifat ettiğinde veya sizi övdüğünde neden midenizde kelebekler uçar ve kızarırız? Kızarma, kontrol edemediğimiz istemsiz bir eylemdir, ama neden? Henüz nedenini açıklayabilecek bir teori yok, ancak bazıları bunun kendilerine yalan söylendiğini göstermek için olduğunu düşünebilir.

Olgunluk: Ergenlik vücutta fiziksel, biyolojik ve psikolojik değişiklikler meydana getirir. Uzmanlar, bunun beyni bekleyen sorumluluklara hazırlayan bir süreç olduğuna inanıyor. Ancak doktorlar ve bilim adamları, bir insanın hayatın zorluklarını ve engellerini aşmak için fiziksel olarak gelişmesinin neden bu kadar uzun sürdüğünü açıklayamıyor. Eminim bu süreci yaşayan herkes bu sorunun cevabını bulmak için olduğu kadar heveslidir.

içgüdü: Bir iş teklifini kabul edip etmemeniz gerektiğini size ne söyler? Bir şeyin doğru ya da yanlış olmadığı hissini veren nedir? Bazıları buna güçlü hisler diyor, bazıları bunun altıncı his olduğunu düşünüyor ve diğerleri bunun sadece bir tesadüf olduğunu düşünüyor. Nasıl adlandıracağınızı bilmiyoruz ama hepimiz bir şekilde denedik. Sezgiyi tanımlamaya çalışan birçok psikolojik teori vardır. Ancak sezgi tüm inançlar için geçerli değildir ve bizi her zaman haklı çıkarmaz.

beyin: Beynin ve sinir sisteminin işlevi ve işleyişi, bilim adamlarının çözebildiği en büyük gizemdir. Beyin nasıl bu kadar hızlı çalışıyor? Beyin tek başına mı çalışıyor yoksa çalışması için başka organlara mı ihtiyacı var? Nörolojik bozukluklarda ve yaralanmalarda beynimize ne olur? Beyin görüntüleme yöntemlerinin gelişmesiyle birlikte beynin işleyişini ortaya çıkarmaya başlıyoruz ama bilmediklerimiz hala bildiklerimizden çok daha fazlası.

katip:Tülay Ersoy

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın