Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sağlığı, insanın fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam iyilik hali olarak tanımlamaktadır. İyi bir sağlık için ön koşul, yeterli ve dengeli bir diyettir. Beslenme sırasında yenen besinler fiziksel ve ruhsal sağlığımızı etkiler. Araştırmalar, dengeli beslenmenin ruh sağlığı için önemli olduğunu gösteriyor.
Örneğin güne kahvaltı ile başlamak, kan şekerinizin dengede kalması nedeniyle kendinizi daha enerjik ve pozitif hissetmenize katkı sağlayabilir.
Yiyecek ve ruh hali arasındaki ilişki karmaşıktır ve bu, diyetimizi etkileyebilir. Stresliyken aşırı yemek yemek yaygın bir davranıştır. Ancak böyle zamanlarda iştahsızlık hissi olabilir. Herkesin stresle başa çıkma şekli farklıdır. Kişinin yaşadığı duygusal durumun yoğunluğuna göre kişi kendisini rahatlatan ve stresi azaltan besin arayışına girer yani karbonhidrattan zengin, yağlı ve tatlı besinleri tercih edebilir. Bu tür yiyecekleri yedikten sonra beyindeki ödül merkezi uyarılır ve duygusal duruma verilen tepki azalır.
Klinik depresyonun temel özellikleri, ilgi ve zevk eksikliği, umutsuzluk, karamsarlık ve hoş olmayan ruh halidir. Bu şekilde hisseden insanlar karamsar düşüncelere sahiptir ve normal aktivitelerden ve hayattan zevk almazlar. Bu durumda besinin etkisi depresyon belirtilerini azaltmada etkili olabilir. Çalışmalar, diyet ve yaşam tarzındaki değişikliklerin depresyonu etkili bir şekilde önlemeye ve tedavi etmeye yardımcı olabileceğini göstermiştir.
Stresli bir durumda kişinin kendisini hızlı bir şekilde rahatlatacak besin arayışı bir kısır döngüye yol açabilir. Başka bir deyişle, karbonhidrat içeriği yüksek yiyecekler, genellikle stres hormonu olarak adlandırılan adrenalin veya adrenalin hormonundan kan şekerinde dalgalanmalara neden olabilir. Buna bağlı olarak rafine karbonhidrat ve şeker tüketiminin fazla olması stresle baş etmeyi zorlaştırabilir.
Yiyecekler ve ruh hali arasındaki ilişki, yiyeceklerin ruh halini etkilemesiyle tersi de olabilir. Bazı besinlerin strese karşı direnç sağladığına dair bir görüş var. Bazı çalışmalar, daha yüksek günlük meyve ve sebze tüketimi ile olumlu ruh hali arasında bir ilişki olduğunu bildirmiştir. Bazı araştırmacılar, majör depresif bozukluk ve intihar riski gibi akıl hastalıklarının vücuttaki düşük omega-3 yağ asitleri seviyeleri ile ilişkili olduğunu bulmuşlardır. Bu araştırmaların ışığında ruh sağlığı için nasıl beslenmesi gerektiğini araştıran beslenme psikiyatrisi alanı ortaya çıkmıştır.
Serotonin teorisi, yiyeceklerin ruh halimizi nasıl etkilediğini açıklar. Nörotransmiterler ve nöromodülatörler, sinir sistemimizde kimyasal iletişimin temel birimleridir. Serotonin uykuyu düzenleme, iştah ve dürtü kontrolü gibi işlevlere sahiptir. İstiridye, salyangoz, ahtapot, kalamar, muz, ananas, şeftali, kuruyemiş, süt, hindi, ıspanak ve yumurta gibi besinlerde bulunan triptofandan üretilen önemli bir nörotransmitter olan serotonin düzeyini yükselterek ruh halini iyileştirmede etkilidir.
İçindekiler
Besinlerin depresyona etkisi
Pek çok besinin, besinin ve bileşiğin depresyonun başlaması ve devam etmesi üzerinde etkili olabileceği ileri sürülmüştür. Bu konuyla ilgili son araştırmalar, bağırsak ve beyin arasında etkili, enerji dengesi ve ruh hali değişiklikleri sağlayan yeni aracıların (IGF-1, NPY, BDNF, ghrelin, leptin, CCK, GLP-1, AGE, glikoz metabolizması ve mikroplar) olduğunu bulmuştur. . Bu nedenle zeytinyağı, balık, meyve, sebze, kuruyemiş, baklagiller, işlenmemiş et ve süt gibi besinlerin depresyon riskini azaltmada etkili olduğu ve depresyon tedavisinde kullanılabileceği kanıtlanmıştır. Ancak şekerli içecekler, rafine gıdalar, kızarmış gıdalar, işlenmiş etler, rafine tahıllar, yüksek yağlı süt ürünleri, krakerler, atıştırmalıklar ve hamur işlerinin fazla tüketildiği beslenme alışkanlıklarının depresyon riskini artırmada etkili olduğu ileri sürülmüştür. Ek olarak, kalsiyum, krom, folik asit, çoklu doymamış yağ asitleri, D vitamini, B12 vitamini, çinko ve magnezyum gibi diyet bileşikleri, antidepresan tedavisinde ek terapötik stratejiler olabilir. Bu anlamda beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerinin depresyonun önlenmesinde ve tedavisinde oldukça etkili ve destekleyici olabileceği belirtilmektedir.
Kısacası, ruhsal hastalığa neden olma veya tedavi etme sürecinde beslenme tek başına etkili değildir. Psikolojimizi etkileyen birçok sebep var. Ancak yediğimiz besinlerin ruhumuzu iyileştirme ve korumada etkisi vardır. Bu durumda dengeli beslenme sağlıklı ve kaliteli yaşamı destekleyen unsurlardan biridir.
kaynak:
https://www.psikoterapi.pro/makaleler/beslenmenin-psikolojimiz-uzerine-etkisi#:
https://www.simapsikoloji.com/beslenme-seklimizin-psikolojimiz-uzerindeki-etkisi/
https://potamya.co/roportajlar/beslenme-ve-psikoloji-arasındaki-iliski/
https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/besinlerin-ruh-haline-etkilerini-biliyor-musunuz
Özenoğlu, A.; (2018). Duygusal ilişki, yemek ve beslenme. Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, (4), 357-365.
Yazar: Gizem ŞİDİM
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]