Haber: Av. Elifsu Dilek Şen
Berona, Lazca’da “çocukluk ” anlamına gelir ve Karadeniz bölgesinde erken yaşta evlendirilen kadınların yaşamlarını konu alır. Yönetmen Barış Altı, filmde kendi annesinin gerçek hayat hikâyelerini beyaz perdeye taşır. Akdeniz Üniversitesi Sinema-TV Bölümü mezunudur ve Berona onun ilk uzun metraj belgeselidir.
Film boyunca yönetmenin annesi ve arkadaşı eski bir değirmende mısır öğütürken geçmişlerini ve evliliklerini nasıl yaşadıklarını anlatırlar. Bu anılar, sadece bireysel bir yaşam hikâyesi değil, aynı zamanda Karadeniz’in toplumsal yapısının ve kadın dayanışmasının güçlü bir portresi olarak ekrana yansır. geçmişin yükünü hâlen taşındığı görülür; evlilik ve sorumluluklar hayatında kalıcı izler bırakmıştır. Kadınların birlikte çalışması, günlük yaşamları ve dayanışmaları görüntüler aracılığıyla sade ama etkileyici bir dille aktarılır.
Belgesel, dramatik müzik ya da abartılı anlatım yerine doğal sahneler ve gerçek diyaloglar üzerine kurulu bir sinematografi kullanır. Yönetmen, gözlemci bir bakışla izleyiciyi Karadeniz’in atmosferine çeker ve hikâyeyi yaşamın içinden bir yerden izleme imkânı sunar. Film, sadece bireysel bir yaşam öyküsü anlatmakla kalmaz; aynı zamanda kadınların birlikte ürettikleri güç ve dayanışma duygusunu vurgular. Bu yönüyle kişisel hikâye ile toplumsal bir tanıklığı birleştirir.
Berona, yalnızca bir belgesel değil; zaman, hafıza ve sessizlik üzerine kurulmuş şiirsel bir tanıklıktır. Barış Altı’nın kamerası, olayları açıklamaktan çok dinler, yargılamaktan çok bekler. Bu bekleyiş, filmin felsefi damarını oluşturur. Berona ,“çocukluk” burada yaşanmış bir dönemden çok, yarım kalmış bir imkân olarak durur. Kadınların hayatlarında başlaması gereken bir şeyin, erken evlilikle birlikte yarıda kesildiğini hissederiz. Çocukluk, hatırlanan değil; eksikliğiyle hissedilen bir zamandır.
Değirmen, mısır, su. Bunlar sadece etnografik unsurlar değildir. Filmde zaman çizgisel değil, döngüseldir. Kadınlar çalışırken geçmiş anlatılır; geçmiş anlatıldıkça bugün ağırlaşır. Mekân, hafızayı taşıyan bir beden gibi işlev görür.
Berona, slogan atmayan ama derin biçimde politik bir filmdir. Çünkü Michel Foucault’nun söylediği gibi, iktidar en çok “normal” görünen pratiklerde gizlidir. Erken evlilik burada bağırılarak eleştirilmez; yaşanmışlıkla görünür kılınır. Film, izleyiciyi ikna etmeye çalışmaz, onu rahatsız eder bu da en güçlü politik etkidir.
Barış Altı’nın sineması gösterişli değildir; aksine tevazulu bir estetik kurar. Bu tevazu, karakterlerle kurulan ilişkinin bir sonucudur. Kamera üstün bir bakıştan değil, aynı hizadan konuşur. Bu yönüyle film, belgesel sinemada giderek azalan bir etik duruşu hatırlatı
Berona, kaybolmuş çocuklukların yasını tutarken, aynı zamanda kadın dayanışmasının sessiz direncini kayda alır. İzleyiciye şu soruyu fısıldar:“Bazı hayatlar neden hiç başlamadan yaşlanır?”Bu fısıltı, filmin hem sanatsal hem felsefi gücünün tam merkezindedir.
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]