Bed Evliya “Harput” «Efendim

Elazığ şehir merkezinde bulunan Harput; Bir tepe üzerine inşa edilmiştir. Milattan öncesine kadar uzanır. Harbut 1085 yılında Türklerin eline geçmiş ve bu tarihten sonra İlhanlılar, Dolkadiroğulları, Akuunlular ve Safeviler’in elinde olmasına rağmen 1516’da Gelderan Savaşı’ndan sonra Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Geçmişte bölgede Türkler ve Ermeniler bir arada yaşıyordu. O dönemdeki Ermeni nüfusu küçümsenemezdi. 1915’ten sonra bölgedeki Ermeniler Suriye ve Halep’e göç etmek zorunda kaldı. Harput günümüzde çok sayıda turist çeken bir şehirdir. Gezilmesi gereken güzel yerlerden biridir. Birçok tarihi eser barındıran Harbut’ta tarihi kale, türbeler ve cami bulunmaktadır. Arap Baba’nın türbesi en ünlüsüdür. Ayrıca Harput Kalesi’nin halk arasında anlatılan bir hikayesi vardır. Bu hikâyeler Harputa’ya ayrı bir tat katmaktadır. Harput’ta her sokakta tarihin izlerini görmek mümkün.

Harput Kalesi

Harbot Kalesi’nin bir diğer adı da Süt Kalesi’dir. Bunun nedeni ise kale yapılırken su sıkıntısı yaşanmış ve su yerine her ne sebeple olursa olsun o yıl çok süt veren ineklerin sütleri havana konulmuştur. Halk arasında anlatılan efsane budur.
Kale dikdörtgen şeklindedir. İç ve dış kaleden oluşur. Zaman zaman düzeltildi. bu güne kadar hayatta kalmayı başardı.

türbeler

Baba Al Arab’ın Mezarı

Arap babanın hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Harput’u fethetmek için gelen liderlerden biri olduğu söylenir. Harika bir baba olduğu da söyleniyor. İnsanları İslam’a davet etmek için sık sık vaaz verdiği söylenir.

Arap Baba’nın türbesi 1279 yılında yapılmıştır. Baba el-Arab türbesinin en önemli özelliği Baba el-Arab’ın türbesinin günümüze kadar gelebilmiş olmasıdır. Mumyalanmamasına rağmen vücudun bozulmadığı bugüne kadar bir sır değil. Bilim adamları, yaklaşık yedi yüz yıldır bozulmadan kalmasının nedenini hala araştırıyorlar. Gövde cam bir kutu içinde sunulur. Eskiden cam açık bir şekilde teşhir edilirken günümüzde yeşil bir örtü ile kaplanmıştır ancak görmek isteyenler için kapağı kaldırılarak sağlam gövde görülmektedir. Başı vücudundan ayrılmıştır. Bunun nedeni; Kıtlık zamanında bir kadın rüyasında Baba’l-Arab’ın kafasını kesip suya atsa yağmur yağacağını görür. Sonra kadın Arap Baba’nın mezarına gider. Baba Al-Arab’ın kafası kesilerek suya atılır. Nitekim yağmur yağmaya başlar. Ancak bu kez sürekli yağan yağmur felaket anlamına geliyor. Kadın rüyasında Arap babasının başını alıp yerine koyduğunu görür. Kadın başını geriye yaslayınca yağmur durur. Afet biter. Halk arasında böyle söylenir.

Fateh Ahmed Baba’nın Mezarı

Türbe, Harputa’ya iki kilometre uzaklıktadır. Türbe altıgen planlıdır. Bir kutu içerir. Yeşil kapaklarla kaplıdır. Mezarın yanında mescit bulunmaktadır.

Mansur Baba’nın Mezarı

Türbe sekizgen planlıdır. Kesme taşlardan yapılmıştır. Türbede dört tabut vardır. Tabutların eşi, kızı ve oğlu Mansur Baba’ya ait olduğu biliniyor.

camiler

*Ulu Kami
Cami dikdörtgen planlıdır. Minaresi kavislidir. Tuğlalar sadece binayı süslemek için kullanılmıştır. Anadolu’nun en eski yapılarından biridir.

* Vitrayben
Zarif minaresi ile dikkat çekiyor. Kubbesi zamanla restore edilmiştir.

* Sara Hatun Cami
Akkoyunlu hükümdarı Bahadır Han’ın annesi Sara Hatun tarafından yaptırılmıştır. Kare şeklindedir. Minaresi kesme taştan iki renklidir.

Markaş Camii
Dikdörtgen planlı mescittir. Minaresi şerefeye kadar siyah beyaz taşlarla süslüdür. İsmi buradan geliyor.

Kurşun Camii
Osmanlı döneminde yapılmış en güzel camilerden biridir. Minaresi kesme taştan yapılmıştır. Kubbeleri kurşunla kaplıdır.

Kaynak:
Wikipedia, Al-Azeeq Valiliği web sitesi, Lawrence Meydanı

katip:İlham Gölü

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın