Bazen bir yazıda, bir resimde ya da bir filmde kendini görürsün ya da benim yaşadıklarımı yaşamış birini görürsün ya da filmi o andan itibaren o amaçla izlersin çünkü o zaman merak edersin; Aynı şey, yaşadıklarının devamı mı? söyleyerek. Bu temel bir artefakt bağlama tekniğidir. Genelde sanatçılar bilerek kullanmazlar ama bazı işlerde kasten kullanılır çünkü insanları çekmek gerekir ama bu yazıda bunun olmasını istemiyorum, eminim bu yazıyı okuyan herkes beğenecektir. kendileri için görmek Yani şimdi bu satırları okuyan düzgün bir insan göreceksiniz. Sizden tek ricam kendinizi gördüğünüz için yazıyı okumaya devam etmemeniz ve bu paragrafın geri kalanını sadece gerçeği görmek yani karşınızdakini anlamak için okumanızdır…
Tutku dedik mi? tutku!
Birçok büyük düşünürün, bilim adamının ve sanatçının söylediklerine katılıyorum. Bir kişi tutkusunun peşinden gittiğinde, başarının peşinde değildir, başarı onun peşindedir. Tarih bu konuda bir istisna göstermez. Kendimden örnek vereceğim, şu anda kendimi sorumlu gördüğüm şeylerden ve mutlu etmek istediğim insanları mutlu etmekten dolayı istemediğim bir meslek okuyorum. Şimdi bilmiyorum ama belki ileride bu işi yaparım. Okumanın her zaman söylendiği kadar kolay olmadığını söylüyorsunuz. Bazen mecbur kalırız. İnsan ne olacağını çok küçük yaşlardan itibaren gösterir, yaşayacağı tüm hayatın tüm izleri ise çok gençken belli olur derler. Ama aile baskısı, arkadaş baskısı her zaman baskıdır. Neden artık bunun üstesinden gelemiyoruz?
Dünyanın neredeyse tamamı denilebilecek büyük bir bölümünde zaten bunu aşamamış bir eğitim sistemi var karşımızda. Tutku böyle bir şeydir. Onun için hayır diye bir şey yoktur. İnsan tutkusunun işini yaparken, yoktan varlığı da yaratabilir. Her şeyi olumlu kullanabilir. Her şey gerçekten olumlu olduğunda harikalar yaratır. Ama tutkunun olmadığı bir işte olumlu ya da olumsuz her şey yoluna girer. Ne kadar uğraşırsan uğraş, bu böyle işliyor. Yaptığınız işte aşk yoksa, o kayıtsızlık duygusu olmadan o işten hiçbir şey çıkmaz. Gençken sorulacak bir soru yok mu? Büyüyünce ne olacaksın? Bu soruyu sormak saçma. İnsanlar bunu söyleyemez. Siz sormasanız da o çocuğun her hareketi büyüyünce nelerde iyi olacağınızı size gösteriyor. Bu ideal bir toplumun ütopyası değil mi?
Bazen her şey yolunda, korkacak bir şey yok demeliyiz. Yapabiliyorsak, söylemeliyiz! Çünkü göreceksiniz ki herkes tutku duyduğu işi yaptığında o başarı değil başarı peşini bırakmayacaktır. Denemekten korkmamalıyız. Bir iz bırakmak istiyorsak şunu söylemeliyiz…
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]