Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Antalya’da düzenlenen halk buluşmasında bölgesel gelişmeler ve iç siyasete ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Antalya İl Örgütü tarafından, “Barış ve Demokratik Toplum Buluşmaları” kapsamında Kepez ilçesindeki Erdem Bayazıt Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte konuşan Bakırhan, İran’da yaşanan askeri hareketliliğe değindi.
Bakırhan, İran’a yönelik saldırılar hakkında yaptığı değerlendirmede, hem dış müdahalelere hem de mevcut rejimin yapısına karşı mesafeli bir tutum sergilediklerini ifade etti. Bakırhan, “Biz DEM Parti olarak ne bu hegemonik emperyal saldırıları destekliyoruz ne de o ceberrut tekçi kendi ülkesindeki bütün hakları, farklılıkları, renkleri renklikleri solduran İran’ın mevcut çürümüş sistemini destekliyoruz” dedi. İran’da farklı kimliklere sahip direnen kesimlerin yanında olduklarını belirten Bakırhan, “Biz İran’da ben Kürt’üm, ben Belucum, ben Şii’yim, ben Sünni’yim, ben kadınım diyen o direnenlerin yanındayız. İran halklarının yanındayız ve yanında olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
İçindekiler
MECLİS’TE MÜCADELEYİ YÜRÜTECEĞİZ
Bakırhan, Türkiye’de devam eden barış ve demokratik toplum sürecine ilişkin de açıklamalarda bulundu. Onurlu bir barış talebinin Türkiye’nin dört bir yanından yükseldiğini kaydeden Bakırhan, bu sesin daha gür çıkması için Türklerin, Kürtlerin ve tüm ezilenlerin birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Meclis bünyesinde hazırlanan rapora da değinen Bakırhan, 100 yıllık Kürt meselesinin yalnızca güvenlik ve terör parantezine sıkıştırılamayacağını, bu konunun bir demokrasi ve özgürlük meselesi olduğunu rapora şerh düşerek yazdırdıklarını belirtti. Raporda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanması gibi önemli başlıkların yer aldığını ifade eden Bakırhan, Meclis zemininde bu hakların takipçisi olacaklarını söyledi.
Siyasetin çözüm odaklı bir pratik içinde olması gerektiğini savunan Bakırhan, tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Leyla Güven gibi isimlerin ve sürgündeki siyasetçilerin demokratik ortama dönmeleri için mücadele edeceklerini kaydetti. Ayrıca, görevden alınan 13 belediye başkanının ve tutuklu Antalya Belediye Başkanı’nın görevlerine iade edilmesini talep eden Bakırhan, “Diyarbakır’da şunu dedik. Bir an önce kayyum atanan 13 belediyenin belediye başkanları ve iş başkanları serbest bırakılmalı ve görevlerinin başına dönmelidir dedik. Yani Ahmet Türk dönsün ama Sayın Böcek de dönsün dedik” ifadelerini kullandı.
Ekonomik verilere de değinen Bakırhan, Meclis raporunda savunma harcamaları için yıllık 140 ile 240 milyar dolar ayrıldığının belirtildiğini, çatışma ortamı nedeniyle bugüne kadar harcanan miktarın yaklaşık 10 trilyon doları bulduğunu kaydetti. Barışın sağlanması durumunda bu kaynakların emekliler, asgari ücretliler ve öğrenciler için refah sağlayacak bir zemine dönüşeceğini vurguladı. Ana dilde eğitim hakkının ülkeyi bölmeyeceğini, aksine demokratik bir hak olduğunu belirten Bakırhan, dünyadaki 110 ülkede bu uygulamanın başarıyla sürdürülmekte olduğuna işaret etti. Son olarak Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat tarihinde yaptığı açıklamalara değinen Bakırhan, barışın ancak hukuk, adalet ve kapsayıcı bir dil ile tesis edilebileceğini sözlerine ekledi.
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]