Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM’de düzenlenen grup toplantısında, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Bahçeli şunları kaydetti:
“Bölgesel ve küresel manzaranın bozulan ve bulanan atmosferine karşı ‘Terörsüz Türkiye’nin oluşması ve olgunlaşması maksadıyla çalışmalarımızı sabırla devam ettiriyoruz. Allah’ın izniyle hedefimize vasıl olacağız. Gayret bizden tevfik Allah’tandır diyoruz. Büyük bir kucaklaşma ve kaynaşma seferberliğiyle çevremizde kazılan nifak çukurlarına inanıyorum ki düşmeyeceğiz. Tökezlememizi ümit edenleri yine hayal kırıklığına uğratacağız.
İçindekiler
“27 Şubat İmralı çağrısına müzahir gelişmelerin ortaya çıkması lazımdır”
Suriye’de geciken ve ertelenen entegrasyon sürecinin bir an evvel gerçekleşmesi, 27 Şubat İmralı çağrısına müzahir gelişmelerin ortaya çıkması lazımdır. SDG/YPG’nin müzakere edilemez talepleri gündeme taşıması akıllara evvela uzlaşmadan kaçmak için mazeret ürettiğini getirmektedir. Bu yanlıştır, istikrar ve huzur hedeflerini sekteye uğratmaktadır. SDG/YPG, Suriye’nin Kuzeydoğusunda geniş bir alanda fiili hakimiyet kurmuştur. Bu bölge yar altı ve yer üstü kaynakları bakımından son derece zengindir. SDG/YPG’nin, İsrail’in dümen suyuna girmesi, bu Siyonist alçaklık tarafından Mazlum Abdi’nin PKK’nın kurucu önderliği yerine hazırlanıyor görüntüsü, çözümsüzlüğü ve kaosu sertleştirecektir. Buna da hiç kimsenin hakkı yoktur. Ya mutabakatla ya da zorla Suriye’nin üniter yapısı, siyasi ve toprak bütünlüğü kategorik olarak tesis edilmeli, bilhassa Arap aşiretleri Şam yönetiminin önşartsız yanında durmalıdır.
“İsrail insanlık vicdanı karşısında ciddi bir meşruiyet kaybı yaşamaktadır”
Suriye’de İsrail planları bozulacaktır. Bu Siyonist şımarıklığın, DEAŞ kartını masaya sürüp Türkiye üzerinde istihbarat operasyonları ve terörist faaliyetler yürütmesinin bedeli de çok ama çok ağır olacaktır. Sormak lazımdır ki, dünya Yahudileri, İsrail’in soykırım siyasetini reddedip, on emirden birisi olan ‘öldürmeyeceksin’ mesajını ne zaman dikte edeceklerdir? İsrail, insanlık vicdanı karşısında ciddi bir meşruiyet kaybı yaşamaktadır. Eninde sonunda işlenmiş soykırım suçunun siyasi ve hukuki sonuçları muhakkak olacaktır. Toplu katliam ile soykırım boyutuna ulaşan saldırıların ve saldırganlığın herhangi bir inanç sistemiyle, herhangi bir kutsal metinle veya insanlığın ahlaki kazanımlarıyla bağdaşmadığı çok açıktır. İsrail, Filistinli mazlumlar kadar dünyadaki masum siviller için de aşırılaşmış bir tehdittir. Bu nedenle İsrail halkı ile Yahudi inanç mensupları küresel dışlanmayla yüz yüzedir.
“Zulüm karşısında tarafsızlık veya tarafsız bir alan yoktur”
Netenyahu politikalarının ahlaki ve hukuki lekesi esasen bütün Yahudilere tesir etmiştir. Dünya Yahudiliğinin temsilcilerini bu lekeyi temizlemeye, İsrail vahşetini durdurmaya, Gazze halkının insani ihtiyaçlarını karşılamaya, mazlumların dokunulmaz hakları korumaya, bölgesel düzlemde barış ve istikrarı desteklemeye, bu kapsamda da inisiyatif almaya çağırıyorum. Bu çağrım, bir kimliği veya bir inancı hedef almak için değil, bilakis adalet, merhamet ve insan onurunu hatırlatmak içindir. Zulüm karşısında tarafsızlık veya tarafsız bir alan yoktur. Sessizlik suça ortaklık manasına gelecektir.
“Dünya Yahudi cemaatini İsrail üzerinde ahlaki ve vicdani dengeleyici rol oynamaya davet ediyorum”
Dünya Yahudi cemaatini devlet politikalarıyla dini kimliği birbirinden net biçimde ayırmaya, Netenyahu yönetiminin soykırım ve yayılmacılık siyasetini kolektif bir iradeyle reddetmeye, uluslararası hukuk ve insani değerler temelinde İsrail üzerinde ahlaki ve vicdani dengeleyici rol oynamaya davet ediyorum.
Bu meyanda dünya Yahudiliğini temsil eden çatı kuruluşlar, dini konseyler, akademik platformlar ve sivil toplum kuruluşları eş güdüm halinde bir tutum ve eylem planı hazırlamalıdır. Ayrıca dünya Yahudiliğinin göstereceği ilkeli duruşun; yalnızca savunmasız ve masum Filistinlilerin değil, Yahudi inancının, küresel barışın ve insanlığın ortak değer hazinesinin müdafaası bakımından da belirleyici olmasını ümit ediyorum.
“DEAŞ’lı teröristlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduklarının söylenmesi son derece sorunlu bir açıklamadır”
Hiç kimse hesap hatası yapmasın. Hiç kimse itiyle, çakalıyla etrafımızda dolaşmasın. Yalova’da etkisiz hale getirilen DEAŞ’lı teröristlerin akıbeti herkese de ders ve ibret olsun. Son olarak, bu DEAŞ’lı teröristlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduklarının söylenmesi son derece rahatsız edici ve sorunlu bir açıklamadır. Böylesi düşüncesiz ve her yöne çekilebilecek mahsurlu değerlendirmelerden özenle kaçınılmasını temenni ediyor, aziz şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve saygıyla yad ediyorum.”
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]