Babacan’dan Erdoğan’a: “Ülkeyi yavaş yavaş yağa çevirdiniz”

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, Kadıköy’den Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslendi. Babacan, “Sayın Erdoğan biraz yavaş. Memleketi yağa çevirdiniz. Bu milleti sallamaya devam ediyorsunuz. Bunca muharebeden dolayı ülkemizde herkesin cebindeki parayı erittiniz. Daralttınız. ürünümüzün ihracat alanlarını turizmcinin müşterisini azalttınız günün sonunda enflasyon 3 haneli faiz çift haneli kaldırdınız dövizi şişirdiniz en büyük milli güvenlik sorunusunuz Bu ülkenin.Kişisel çıkarlara dayalı bir takım dış ilişkilerle kendinizi ülke çıkarlarının üzerine attınız.Şimdi Kadıköy’den duyuruyorum.Elveda Sayın Erdoğan.”

Ali Babacan dedi ki:

“Bu yorgun yönetim, bu güç şunlarla sınırlıdır: Merhaba sevgili dostlar, Kadıköy, geçmişi binlerce yıl öncesine dayanan antik kentimiz. Güneşin yüzünü gösterdiği ve baharın müjdelediği bu güzel Mayıs gününden herkese merhaba! 11’e kadar aranızda olmaktan çok mutluyum. Kadıköy’ün haklarını geri almasına çok az kaldı. Bu yorgun yönetim, bu güç yakında gidecek. İşte görüyorum. Kadıköy değişime hazır. Özgürlüğe hazır. Kadıköy umuda hazır, bolluğa, berekete, zenginliğe hazır.



Pervin Buldan: 14 Mayıs’ta bu sarayın ampulleri sönecek

Arduan, seçime gidiyoruz, savaşa gitmeyeceğiz: Türkiye’de işler ters gittiğinde hükümetler ne yapar biliyor musunuz? Milli değerlerle oynamaya başlarlar. artık iş yapamayan, başarıya ulaşamayan; Milli değerlerimizi istismar etmeye başlar. Bakın burada Sayın Erdoğan’ı görüyorsunuz. Beyler, sosyal medya profil resmini değiştirmiş. Sayın Erdoğan seçime gidiyoruz, savaşa gitmeyeceğiz. Beyler merak etmeyin ülkemizi Demokrasi Bayramı’na götürüyoruz. 11 gün sonra ülkemizde Demokrasi Bayramı kutlanacak. Geçmişte olduğu gibi bugün de sandıkta oy kullanarak hükümeti değiştireceğiz. Ne dış güçler ne de iç güçler. Saçma bin bir para.

Bu güç devam ederse milli savunmamıza zarar vermez: Daha ileri giderler. Hükümet değişirse, tam bağımsızlık tehlikede olacaktır. Bakın arkadaşlar ben çok iyi hatırlıyorum bu sözleri 2002 seçimlerinde demokrasiye inanmayanlardan duymadık mı? Başarısızlığın geldiğini gördüler, seçimlerde yenilginin geldiğini gördüler. Hemen milli değerleri kullanarak hemşehrilerimize gözdağı vermeye başladılar. Bu ülkede devlette en uzun süre görev yapan insanlardan biri olarak şunu söyleyeyim arkadaşlar; Bu hükümet giderse milli savunmamız zerre kadar zarar görmez. Bu hükümet giderse ulusal çıkarlarımız zerre kadar zarar görmez. Bu hükümet giderse milli değerlerimizden hiçbir şey kaybetmeyiz. hatta ve hatta; Uzun yıllar Milli Güvenlik Kurulu’nda görev yapmış, Dışişleri Bakanlığı yapmış bir arkadaşınız olarak size şunu söyleyeyim: Kazandığımızda ülkemiz o kadar güçlü olacak ki, dünyanın saygın ülkesi olacağız, dünyanın saygın ülkesi olacağız. şimdi cesaret, ama gerçek demokrasinin gücüyle.

Ülkemizin milli onurunu yerle bir eden bu yönetime karşı çıkıyorum: Devlet başkanına ‘Aptal olma’ diyen mektupların geldiği bir dönemin rezilliğini ortadan kaldıracağız. bu ne? Adama: Çık oradan, derler. Milletimizin yoksulluk sınırının altında olmasına itiraz ediyor, ülkemizin milli onurunu yerle bir eden bu yönetime itiraz ediyorum. 34 şehidimizin ardından Putin’in kapısında dakikalarca bekleyen bir cumhurbaşkanı olacak mı? Bu Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışır mı? Buna itiraz ediyorum. Halkımızın itirazları var. Kimse emin olmak zorunda değil. Kötü yönetimin bedelini yurt içinde halkımız ödüyor, yurt dışında ise ülkemiz küçük düşürülüyor. Şimdilik yeterli. bu yeterli.

Tüm ülke şu anda Arduan Kolaylaştırmasını test ediyor: 2017’de “Metal yorgunluğu var, partiyi yeniden düzenleyeceğiz” dediğini hatırlayın. Tam 21 yıldır o partinin başında. Üstelik ülkenin başında. Bütün ülke artık “Erdoğan yorgunluğu” yaşıyor. Bir gün Mısır’dan bahsediyor, bir gün Birleşik Arap Emirlikleri’ni eleştiriyor ve ertesi gün Almanya, Amerika ve Rusya’yı kuşatıyor. Sonra hiçbir şey olmamış gibi gider ve onlardan aldığı 3-5 milyar dolarlık borç karşılığında durur. Milletin onuru ülkenin geleceğiydi. İnanın umursamıyorlar. Tek dertleri iktidarda kalmak. Bir sabah uyandı ve hilali geçti. Bir gün “Şangay Beşlisi”nde yer almak istiyor, bir sabah uyanıyor ve “Avrupa Birliği çok güzel” diyor. Zikzaklar yapmaya devam ediyor, dönüyor.

Buradan Erdoğan’a meydan okuma: Sayın Erdoğan, bazıları yavaşlıyor. Ülkeyi Yaik Eran’a çevirdi: Buradan Erdoğan’a sesleniyorum: Sayın Erdoğan biraz yavaş. Ülkeyi yağa çevirdiniz. Bu milleti sallamaya devam ediyorsunuz. Bütün bu savaşlar yüzünden ülkemizdeki herkesin cebine para erittim. Ürünümüzün ihracat alanlarını daralttınız. Tur şirketinin müşterisini hafife almışım. Günün sonunda enflasyonu üç haneye, faizi de çift haneye çıkardınız. Döviz kurunu şişirdim. Burada ENAG %105 enflasyon var diyor, TÜİK %44 enflasyon var diyor. Yıllardır gösterdiğiniz kuru inadın, ülkemizi Doğu Akdeniz’de nasıl yalnızlaştırdığını görüyoruz. Sizler bu ülkenin en büyük ulusal güvenlik sorunusunuz. Bir kişinin kişisel güdülerine bağlı olan bir dizi dış ilişki ile; Ülke çıkarlarını ayaklar altına aldınız.

Bay Hardouin, güle güle: Şimdi Kadıköy’den buraya reklam verin. Güle güle Sayın Erdoğan. Sizlerden sonra ülkemiz dış politikada saygın ve güçlü bir ülke konumuna gelecektir. Ortadoğu’da, Balkanlar’da, Kafkasya’da yeniden parlayan bir yıldız olacak. Avrupa ve Amerika ile ilişkiler bu milletin çıkarları doğrultusunda geliştirilecektir. Biden’ın telefon hatlarında tutulmayacak. Bu utanç çağı sona erecek ve gelecektir. Bakın arkadaşlar 2019’da “Oy Ekrem İmamoğlu’na, Sisi’ye oy verin” demedi mi? Ne oldu 4 yıl sürmedi el ele kol kola fotoğraf çektikten sonra gitti. Dostlarım, biz kimseye şunu söylemiyoruz: Neden falan ülkeyle ilişkileri normalleştiriyorsunuz? “Neden elini sıktım” demeyiz. Normalleşme çabalarını destekliyoruz. Ancak iç siyasette 3-5 oy daha için mücadele ettiği o yalancıların bedelini hepimiz ödüyoruz.

Doğmamış çocuklarımız için bize şöyle emredildi: Bunu doğmamış çocuklarımıza borçluyuz. Ülkemizi dünyadan koparan bu içe dönük ve mücadeleci maceralara son vereceğiz. Yönümüz AB standartlarıdır. Üye olduk, olmadık o ayrı mesele. Ama bizim amacımız vatandaşlarımıza en az Avrupa Birliği düzeyinde bir hukuk, özgürlük ve demokrasi standardı sağlamaktır. En azından Avrupa Birliği düzeyinde zenginlik sağlamak. Vatandaşı “vatan batar, açlığa mahkum kalır” gibi yalanlarla, kandırmalarla hor gören bu zihniyetin yıkılmasıdır. Şimdi daha güçlü, çok daha iyi ve daha sağlam yapacağız. İnanıyorum ki çocuklarımız Avrupa’nın güçlü bir demokrasisi, güçlü ekonomisi ve güçlü adaleti olan bir üyesi olan Türkiye’de büyüyecek. Savunma sanayiydi, otomotivdi, teknolojiydi; Hepsinin gözbebeği olacağız.

BU KARA MAKİNELER PROPAGANDALARINA BAKMAYIN; Siz zengin olurken biz elimizden gelenin en iyisini yapacağız: Onların kara propaganda makinelerine bakmayın; Her birinizin başarılı olması için elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Silahlı Kuvvetlerimiz, itibarlı, caydırıcı ve etkin, demokratik gözetim ve denetime tabi bir askeri güç olmalarını sağlayacaktır. Kişisel anlaşmazlıkların ortasında caydırıcı gücümüzün sınanmasına izin vermeyeceğiz. Özgür, bağımsız ve zengin olacağız! Başka yol yok ve başka yol yok. Ama arkadaşlar 14 Mayıs’ta vereceğiniz oy ile tüm bunları nasıl yapacağız. Evet, 14 Mayıs’ta iki pusulanız olacak.

Eşbaşkan adayımız Kemal Kılıçadarulu’nun ismine ‘Evet’ damgası vuracağız: İlk oylamada kendi başkanımızı seçeceğiz. Eşbaşkan adayımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismine ‘Evet’ damgasını vuracağız. Bir başka oylamada da ajanlarımızı seçeceğiz. DEVA için CHP’ye, mutluluk için, gelecek için, Demokrat Parti için CHP’ye oy vereceğiz ve böylece meclis çoğunluğunu alacağız. Şimdi soruyorum Kadıköy: Herkesin tamamen özgür olduğu bir Türkiye’ye hazır mısın Kadıköy? Bereket, bolluk ve bereket içinde Türkiye’yi kurmaya hazır mısınız? Sen varsan biz de öyleyiz. Türkiye’ye gel, gel! Hadi hayırlısı! özgürlüğe gel! Zengin olalım! hepinize çok teşekkür ederim Teşekkürler, hazır olun.”

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın