Milli İttifak’ın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Maltepe’de miting düzenledi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Parti Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Parti Genel Başkanı Saadet Temel Karamollaoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gülteken Uysal ile birlikte mitinge; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş da hazır bulundu.
Babacan, toplantıda yaptığı konuşmada şunları söyledi:
Bugün size Türkiye’nin dört bir yanından, Anadolu’dan ve Trakya’dan sevgiler getirdik. Ülkemizin dört bir yanından yükselen demokrasi çığlığını bugün İstanbul’a taşıdık. İstanbul demokrasi çığlığını duyuyor musun? Türkiye’yi izleyen herkesi tüm dünya duyuyor. Türkiye’de demokrasi zafer kazanacak, dünya demokratları umut ediyor. Sağ sol demeden, Alevi Sünni demeden, Arap, Türk, Kürt, Çerkez demeden hep birlikte daha fazla demokrasi mi diyeceğiz? Sayın Kılıçdaroğlu’nu birlikte 13. başkanımız mı yapacağız? Millet ittifakı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çoğunluğa sahip olacak mıyız?
“Ekonomiyi kötü yönetirseniz, hiperenflasyona kadar bu ülkeye hakim olursunuz.”
Türkiye’nin Hartum Büyükelçisi İsmail Kubanoğlu’nun aracına ateş açıldı.
Sevgili İstanbullular bu ülkenin ekonomisini en iyi bilen sizlersiniz. Sen bu pahalılığı ve yoksulluğu daha iyi hissedenlerdensin, bilenlerdensin. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti miydi? Bunu, tek haneli enflasyon ve AB standartlarına ulaşmak için yaptığımız reformlarla başardık. Bakın şimdi ülkeyi ne hale getirdiler. Dinle, sana 200 liralık faturanın hikayesini anlatmak istiyorum. Bu banknot 2009 yılında tedavüle çıktı. Yıl 2009.. Kaç dolardı biliyor musunuz? Fiyatı 134 dolardı. Bugün ne kadara mal oluyor? 10 dolar bile etmez. Döviz bürosuna git bakalım döviz kuru 20.5 mi? Tuhaf bir 9 lira. Şimdi soruyorum, herkes 200 liranın 134 dolarını cebe atmışken. 9 dolara düşürdüğün 124 doları kim çaldı? Bu enflasyon tam bir baş belası. Ekonomiyi kötü yönetirseniz bu ülkeyi yüksek enflasyona mahkum edersiniz.
“Mevcut kriz ortamını altı ay içinde bitireceğiz”
Şu anda Türkiye’de kurumum kalmadı. Şu anda ülkede neredeyse hiçbir devlet kurumu yok. Her şey bir kişinin iradesine bağlı, bu ülkenin şu anda bir ekonomi politikası yok. ne var? cehalet var. Merkez bankası BDDK bu kurumları adeta yok etti. Devlet kadroları tek kişinin kuklası haline geldi. Ama arkadaşlar merak etmeyin. Ne yapacağız, bu güzel ve güçlü ülke Türkiye’yi hızla aynı seviyeye getireceğiz. 2002 yılında ülke bu kadar kötü durumdayken biz başardık. Şimdi çok daha iyisini yapacağız. İlk ayda temelleri atacağız. Altı ay içinde mevcut kriz ortamına son vereceğiz. En geç iki yıl içinde enflasyonu tek haneli rakamlara indireceğiz. Bunu birlikte başaracağız. Millet olarak bunu başaracağız.
“Her gün hukuka başvurarak bu ülkenin ekonomisini büyütemezsiniz”
Sevgili arkadaşlar, her zaman söylüyorum. Adalet ne kadar büyük olursa, ekonomi o kadar büyük olur. Ne kadar çok hak ve özgürlük olursa ekonomi o kadar büyük olur. Demokrasi ne kadar güçlüyse ekonomi de o kadar güçlüdür. Ülkemizde demokrasinin temellerini sağlamlaştırmazsanız, bunların üzerine güçlü bir ekonomi kuramazsınız. imkansız. Her gün hukuku ayaklar altına alıp bu ülkenin ekonomisini büyütemezsiniz. Bu ona olmadı. Bunu anlamıyorlar ve ülkemizi bir krizden diğerine atıyorlar. Onun için “hakikat, hukuk ve adalet” diyoruz… Burada hakikati düştüğü yerden yükseltiyoruz. Hukukun üstünlüğünü sağlayacağız ve adaletle yöneteceğiz. Ancak o sağlam zemin üzerine sağlam bir ekonomi kuracağız. Çürümüş topraklar üzerine sağlam bir ekonomi kuramazsınız.
“86 milyon birden büyüktür”
İktidara geldiğimiz gün hemen durum tespiti ve zarar tespiti için bir çalışma yapacağız. Halının altına süpürülen her şeyi öğreneceğiz. Enflasyonla mücadele önceliğimiz olacaktır. Çünkü zamanımızın en büyük soygununa bir son vermeliyiz. Merkez bankasının bağımsız ve saygın bir kurum olmasını sağlayacağız. Tüm çalışanları bilgili, deneyimli ve dürüst isimlerle görevlendireceğiz. Reel sektör ile bankacılık sektörü arasındaki sorunları birer birer çözmeye başlayacağız. Çabucak iyileşeceğiz. Üzülmeyin, bu ülke yönetimsizlikten bu hale geldi. Dürüst ve işinin ehli insanlar yönetmeye başlayınca bu ülke bir anda ayağa kalkar. Başaracağız, birlikte başaracağız. Biz buradayız… yüz binlerce burada… 86 milyon birden büyüktür. Türkiye birden fazladır. Buna inan.
“Güven olmadan ülke ekonomisine yükleyemezsiniz”
Bakın, güven olmayınca bu olmuyor. Güven olmadan mümkün değil. Güven inşa etmeden bir ülkenin ekonomisini canlandıramazsınız. Güven inşa etmeden toplumdaki refahı artıramazsınız. Güven olmadan olmaz. Bazen böyle söyleyince erkekler bana soruyor. Efendim biz bu güveni nasıl kazanacağız diyorlar. Diyorlar ki: söyle bana. Yani 1 dakikada, 8 noktada özetliyorum. Güveni nasıl kazanırız? Birincisi, konuştuğumuzda doğruyu söyleyeceğiz. Merkez bankasına yanlış yaptırmayacaksınız. TÜİK’e yalan enflasyon beyanında bulunmayacaksınız. İkincisi, sözünü tutacaksın. Üçüncüsü, güvene ihanet etmeyeceksin. Dördüncüsü, adaletle yargılayacaksın. Beşincisi, nitelikli ve nitelikli personel getireceksiniz. Altıncı olarak, danışmaktan asla geri kalmayacaksınız. Seven, şeffaf olacaksın. Merkez bankasının arka kapısından gizlice 250 milyar dolar satmayacaksınız. Son madde 8, her zaman sorumlu olacaksın. Bu 8 maddeyi yapın, korkmayın. Güven kazanırsın ve güven kazandıktan sonra arkanı kollamazsın. İşte o zaman bu ülke çok hızlı bir şekilde AB standartlarına ulaşan yüksek gelirli bir ülke haline geliyor.
“Güç mü, demokrasi mi? Sevinç mi, hukuk mu?”
Değerli arkadaşlar, seçime gidiyoruz. Ancak gerçekte bu seçim özünde bir referandumdur. İki seçenek üzerinden referandum yapıyoruz. İki seçeneğimiz olacak. Şimdi bu iki seçeneği İstanbul’a sipariş edeceğim. Otoriterlik mi demokrasi mi? keyfi mi yoksa kanun mu? Baskı mı, özgürlük mü? Tek akıl mı, kolektif akıl mı? Korku mu umut mu? Öfke mi aşk mı? savaş mı barış mı? Kriz mi barış mı? Yoksulluk mu zenginlik mi? Beyler, kış mı yoksa bahar mı? Buna demokrasi, özgürlük ve zenginlik diyoruz. Cevabı İstanbul veriyor. Bahar deyin. Son seçim günü 14 Mayıs Anneler Günü. 14 Mayıs’ta annelerimize baharı hediye edelim arkadaşlar. “Oyumu sana veriyorum anne” deyip annelerimize adalet, huzur ve güven getirelim. “
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]