Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi) Genel Başkanı Ali Babacan, yerel seçimlerin ardından iktidarın seçimle kazanamadığı belediyeleri kayyum mekanizmasıyla kontrol altına almaya çalışmasının yanlış bir yöntem olduğunu dile getirdi. İzmir’deki Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen basın toplantısında ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, Türkiye’nin ekonomik, hukuki ve sosyal alanlarda zorlu bir süreçten geçtiğini vurguladı.
Emeklilerin, esnafın ve çiftçilerin ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığını belirten Babacan, “Ekonomik problemler şu anda Türkiye’nin en büyük sorunu. Halkımızın en önemli gündemi geçim sıkıntısı” dedi. Son yıllarda hukuk ve adalet alanındaki tartışmaların da arttığını vurgulayan Babacan, sağlık ve eğitim sistemindeki sorunların da giderek büyüdüğünü ifade etti.
“Halkımızın en önemli sıkıntısı ekonomi”
Babacan şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye zor bir dönemden geçiriyor. Kendi içimizde yoksulluğun, hayat pahalılığının ve geçim sıkıntısının zirvede olduğu dönemdeyiz. Helalinden kazanma mücadelesi veren herkes şu anda Türkiye’de büyük bir sıkıntı ile karşı karşıya. Halkımız, en önemli sıkıntıyı sorduğumuzda ekonomiyi dillendiriyorlar. Ama son birkaç yıldır hukuk ve adaletle ilgili sıkıntılar da dillendiriliyor. Sağlıkla, eğitimle ilgili sorunlar her ay katlanarak devam ediyor. ‘Şurada işler toparlanıyor’ diyeceğimiz alanları mumla arayasınız ki bulasınız… İçinde bulunduğumuz bölgeyle ilgili de sıkıntılar yaşıyoruz. Askeri operasyonlar, uluslararası hukuk normlarına aykırı. Önleyici savaş diye uydurdukları şeyin uluslararası hukukta yeri yok. Bu büyük bir yanlış. Operasyonun başladığı ilk gün şiddetle kınadık. İran’ın sonrasında ülkeleri hedef alan saldırılarının da doğru olmadığını vurguladık. Geçici bir ateşkes ile durmazsa her geçen gün bölgede güvenlik kaygısını arttıracağını, genel olarak halkın tedirginliğinin artacağını ve ekonominin olumsuz etkileneceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Tarım ve gıda fiyatlarının artacağı bir döneme girdik. Biz Türkiye olarak her zaman diplomasiden, barıştan yana olmalıyız. Her zaman insani kaygılarımız yüksek olmalı. Tek bir sivilin hayatını kaybetmesi kabul edilebilir bir şey değil.”
“DEVA Partisi’nde bayrak yere düşmez”
Babacan, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
DEVA Partisi İzmir Kurucu İl Başkanı ve İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen’in CHP’ye katılmasına ilişkin soru üzerine Babacan, şunları söyledi:
“Biz partisinden ayrılan arkadaşlarımızın arkasından konuşmuyoruz. Ama ayrılma gerekçelerine katılmıyoruz. Partimizde vaktiyle çalışmış, katkı vermiş arkadaşlarımızın emeğine saygımız var. Bu çerçevede insani ilişkileri koruyoruz. Parti değiştirme meselesi her ilde, her bölgede seçmenlerin değerlendirmesi gereken bir konu. Seçmenler belli beklentilerle oylarını kullanıyor. Türkiye’de partinin karşısına oy veriliyor. Nihai vicdani hesabı oy verenler yapmalı. DEVA Partisi’nde bayrak yere düşmez, değişimler olur. Bayrağı hemen yere düşmeden başkası alır ve çalışmaya devam eder. Şu anda İl Başkanımız Aybar Bey partimizi İzmir’de temsil etmektedir.”
“Başbakan her gittiği ile doğal gaz vaadi verdi, aradık olmaz dedik”
Bir başka soru üzerine “İzmir Türkiye’mizin en kıymetli illerinden birisi. İktidarın ‘ben bir türlü İzmir’den destek alamıyorum’ bakışıyla İzmir ile ilgili sıkıntılar çıkartması, yapıcı projelere sıcak bakmaması ya da İzmir halkına rağmen inadına işler yapması çok üzücü. Demokrasilerde seçimden önce herkesin desteğini istersiniz verenler olur, vermeyenler olur” diyen Babacan, sözlerine şöyle devam etti:
“İktidar seçildiğinde kendisine destek versin ya da vermesin eşit ve adil desteği herkese sunmak zorunda. Şehirler arasında adaletle hareket etmek zorunda. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanları ile Hazine’nin çok işi oldu, onlara sorun… Ahmet Piriştina bizi Hazine’de ziyaret etti, hiçbir ayrım yok, objektif kriterlere göre şu desteklerimiz var, şartlar şu diyorduk. O dönemde hiçbir şikayet duymamışsınızdır. Ben o dönem bütün belediyelere eşit ve adil davrandım. ABB farklı bir şey istedi ‘aynı partideniz’ dedi. Biz de ‘Siz bilirsiniz canınız isterse’ dedik. Ankara’da kurallara uymak zorunda kaldı. Başbakan her gittiği ile doğal gaz vaadi verdi, aradık olmaz dedik. Kriter koyduk nüfus sınırı koyduk. Yüzlerce ilçe o şartı yerine getirdi ve getirenlere doğal gaz gitti. Çünkü adil yönetim bunu getirir. İktidar halk desteğini kaybettikçe yanlış içine girdi. ‘Bana kim destek verirse hizmeti ona götürürüm’ dedi. Bunu yaparsanız bu adil ve hukuk bazlı bir yönetim olmaz. Ve insanları haksızlık ve eşitsizliğin içine sürüklemiş olursunuz.”
Babacan, CHP ile seçim ihtimaline ilişkin soruya, “CHP Türkiye ittifakından yürüyor. Partilerin kendisini değil seçmenlerini istiyor. CHP partilere ittifakı kendisi kapattı. Bir gün eski modele dönmek isterlerse kendi verecekleri karardır. Biz bir buçuk sene önce kongremizde stratejimizi açıkladık. Türkiye iki kutuplu siyasete hapsedilmeyecek kadar büyük bir ülke dedik. Şu anda hedefimiz iktidarla da ana muhalefetle de mesafeli, Türkiye’nin önüne güçlü ve iddialı tercih koymak. Bizimle bu aynı hedefi paylaşan siyasi partilerle iletişim içindeyiz. Vatandaşlarımızın görmek isteyeceği bir model olduğundan da eminiz” yanıtını verdi.
“Biz kayyuma karşıyız”
Babacan, belediyelere yönelik operasyonlarla ilgili soruyu yanıtlarken de şunları söyledi:
“Yerel seçimlerden sonra Türkiye, iktidar eliyle çok yanlış bir yola girdi. İktidar seçimlerde kazanamadığı belediyeleri kayyum mekanizması ile kontrol altına almaya çalıştı. Biz kayyuma da karşıyız, bağımsız bir yargı kararı olmadan hiçbir belediye başkanı görevden alınamamalı. Başkan görevden alınacaksa da yerine meclisten birisi seçilmeli. Özellikle DEM Partili belediyelerde bu kayyum uygulamasını çok gördük ve hata olduğunu söylüyorduk. CHP’li belediyelerde yargı devrede ancak yargı bağımsız mı siyasi talimatla mı yürüyor halkımız görüyor. Biz bu belediyelere yapılan operasyonları usul olarak değerlendirdiğimizde siyasi olduğunu görüyoruz. Ancak esasi olarak konuyu bilmiyoruz. İşini düzgün yapanlar vardır ancak kötü işlere bulaşan da vardır. Bu durum açıklığa kavuşturulmalı. İddianameler hazırlanıyor, yayınlandığında hukukçu ve hesap bilen arkadaşlarımız bakıyor. Her ne kadar usul açısından yanlış görsek de esası konusunda belediye başkanları yüzde 100 suçsuzdur diyemeyiz. Çünkü bilmiyoruz. Belediyeler şeffaf çalışmalı, her zaman hesap vermeli.”
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]