AYM: Gizlice kaydedilmiş bir ses kaydı delil olamaz.

Gizli ses kaydının delil olarak kullanıldığı davada Anayasa Mahkemesi, “hak ihlali” kararı verdi.

2018 yılında Anayasa Mahkemesi (AYM), kamuya açık olmayan bir ortamda konuşması kayıt altına alınan ve şüpheli sıfatıyla soruşturulduğu dosyaya eklenen Albert Arslan’ın bireysel başvurusunda hak ihlaline karar verdi. Yargıtay, kişisel verilerin korunmasını talep etme hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verdi.

Anayasa Mahkemesi’nin kararında, gizli ses kaydının özel hayatın gizliliğine saldırı oluşturduğu ileri sürülerek, “Başvurucunun özel yaşamının korunacağına dair meşru beklentisine dayanarak, başka kişilerle yaptığı konuşmaların kayıt altına alınmasının hukuka aykırı bir şekilde kaydedilmesi” ifadesine yer verildi. -kamuya açık ortamda kullanılması ve söz konusu ses içeriğinin rızası dışında kullanılması.” Özel bir uygulamadır. Yaşamı kapsamındaki kişisel verilerinin bir saldırı teşkil ettiği ve saldırının yukarıdakilere etkileri açıktır. -bahsedilen yasal değerler ağırdır.

Anayasa Mahkemesi’nin değerlendirmesi şöyle devam etti: “Kabul elde etme amacına mutlak öncelik tanıyan böyle bir yaklaşımın, hukuka aykırı bu tür saldırıları kesin olarak koruyacağı ve anayasal düzeyde korunan kişisel verileri ve özel yaşam alanını korumasız bırakacağı tahmin edilmektedir.” Bu hallere ek olarak başvurucunun ses kaydında herhangi bir eksiltme veya ekleme yapılıp yapılmadığının tespit edilememesi ve ses kaydının yapıldığı iddiasıyla bağlantılı olarak adı geçen diğer kişilerin bilgilerine başvurulmaması. planlı bir tarz soruşturmanın netliğini garanti etmez; başvuranın soruşturma sürecinde Usul güvencelerinden yeterince yararlanmadığını gösterir.

ne oldu?


Bir din öğretmeni, “Alevi ailelerde çocuğun kime ait olduğu belli değil” dedi.Aleviler, öğretmenin görevden alınmasını istiyor

Alper Errasan, borç ilişkisine ilişkin konuşmasının planlı ve kasten kaydedildiğini öne sürerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Dilekçesinde, kişiler arasındaki konuşmanın Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kendi rızası dışında dinlenerek kayda alındığını iddia ederek, şahıs hakkında kamu davasının açılmasını talep etti. Öte yandan Cumhuriyet Başsavcılığı, ses kayıtlarının Albert Arslan tarafından işlendiği iddia edilen suçlara ilişkin delil sağlama amaçlı olduğu sonucuna vardı. Erslan’ın özel hayatına giren ve özel hayatının gizliliğini ihlal eden bir davanın görüşülmediğini belirterek, kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

Albert Arslan itiraz dilekçesinde; Ses kaydının kimliğinin araştırılmadığını, ses kaydında herhangi bir kesinti veya montaj olup olmadığının tespit edilemediğini, kendisinin ve ses kaydında isimleri geçenlerin ifadelerinin alınmadığını iddia etti. İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi itirazı reddetti. Bu noktada Alber Errasan, bireysel başvuru yoluyla konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın