Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Sofular Mahallesi’nde, Kipaş Fabrikası’nın enerji ihtiyacını karşılayan santralden çıkan atık küllerin depolanması amacıyla planlanan projeye yerel halk, muhtarlar, çevre örgütleri ve siyasiler tepki gösterdi. Fıstık çamları ve zeytinliklerle çevrili yaklaşık 220 bin metrekarelik bir alana, günde 384 ton külün 10 ila 20 yıl boyunca depolanmasının öngörüldüğü proje; halk sağlığı, tarım alanları ve su kaynakları açısından ciddi riskler barındırdığı gerekçesiyle protesto edildi.
Projenin yalnızca Sofular ve çevresindeki köyleri değil, Büyük Menderes Havzası üzerinden Bafa Gölü’nü ve Ege Denizi’ni de tehdit ettiği belirtilirken, uzmanlar kül atıklarının içinde arsenik başta olmak üzere çok sayıda zehirli ve kanserojen maddenin bulunduğuna dikkati çekti. Bu maddelerin yeraltı ve yüzey sularına karışması halinde, Menderes Nehri aracılığıyla Bafa Gölü’ne ve Ege Denizi’ne kadar ulaşabileceği vurgulandı.
Sofular Köyü’nde bir araya gelen yurttaşlar, “doğa ve yaşam alanlarımızdan vazgeçmeyeceğiz” mesajı verdi. Bir yurttaş, “Ben bu sermayenin oyunlarına karşı halkın sağlığını, mutluluğunu ve güzel bir yaşamı savunuyorum. Zeytinin, çam fıstıklarının ve doğanın 8 bin yıllık tarihe sahip olduğu bir bölgede kül depolamak akla ziyan bir iştir. Halk sağlığına zararlıdır” dedi.
Bir başka yurttaş ise “Şirketler kar edecek, bizler onların kirliliğini taşıyacağız. Bu mümkün mü? Yaşam alanlarımızı terk etmeyeceğiz. Kipaş bölgemizi terk edene kadar mücadele edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Kül istemiyoruz” diyen yurttaşlar; zeytinliklerin, çamlıkların ve su kaynaklarının yok edileceğini, hayvancılığın ve tarımın biteceğini dile getirdi.
“Uçucu küller, tarım alanlarına ve ağaçlara ciddi zarar verebilir”
Çevreci Dr. Varol Aydın, projeye ilişkin teknik bilgileri paylaştı. Aydın, yaklaşık 220 bin metrekarelik alana, günde 384 ton külün 10, hatta 20 yıl boyunca depolanmasının planlandığını belirterek, “Bu alan fıstık çamlarıyla, ormanlık alanlarla ve üç kilometrelik mesafe içinde onlarca zeytinlik parseliyle çevrili. Uçucu küller, tarım alanlarına ve ağaçlara ciddi zarar verebilir” dedi. Aydın, kül dökülmesi planlanan alanın iki tarafındaki dere yataklarının Kisir Çayı ile birleştiğini, eğimli arazi ve betonlaşma nedeniyle sel riskinin de artacağını vurguladı.
Avukat Mehmet Çilsal ise projenin çevresel etkilerine değinerek, “Bu proje, madenlerden bile daha fazla çevreye zarar verme potansiyeline sahip. Şirket, maliyet nedeniyle atıkları çimento fabrikalarına göndermekten vazgeçti ve Sofular’daki yaklaşık 222 dönümlük araziyi 21 milyon liraya satın alarak bu projeyi hayata geçirmek istiyor” dedi.
“Bu zehri insanlara nasıl içireceksiniz?”
Sofular Köyü Muhtarı Veli Kurt, “Burası kül alanı olacak bir yer değil. Burası cennet bahçesi. Grup suyu sondajımız tam bu alanın üzerinde. Bu kül bu suyun üzerine dökülecek. Bu zehri insanlara nasıl içireceksiniz?” diyerek projeye sert tepki gösterdi. Kurt, gerekirse kül alanına ilk çadırı kendisinin kuracağını söyledi.
Muhtarlar Derneği Başkanı ve Güneyyaka Köyü Muhtarı Ali Çıtak da “Bu kirlilik sınır tanımaz. Esas zarar Bafa ve Serçin Havzaları’nda yaşanacak” dedi.
AYÇEP Başkanı Mehmet Vergili ise Söke Ovası gibi birinci sınıf tarım topraklarının ortasına önce kağıt fabrikasının kurulduğunu, şimdi de kül depolama alanı planlandığını belirterek, “Cennet dediğimiz yerleri cehenneme çevirmek istiyorlar” diye konuştu.
“Bu projeye hayır diyoruz”
CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül de Söke’nin Sofular Köyü’nde yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
“Aydın’da JES’ler, RES’ler, maden ocakları derken Aydın’ın havası, suyu, toprağı zehirleniyor. Sofular’da 17 köyü etkileyecek kül atık tesisi projesi hazırlanmış durumda. Bu proje bu bölgenin ekosistemini, doğasını, toprağını ve suyunu mahvedecek bir sistemdir.
Kağıt fabrikasında atık olarak çıkan külü buraya depolamak istiyorlar. Depolamak istedikleri alan yaklaşık 220 dönümlük bir alan. Bu alan zeytin ağaçlarıyla kaplı bir alan. Ne yapmışlar? Satın aldıktan sonra araziye gitmişler, cins değişikliği yapmışlar. Cins değişikliğiyle birlikte çam fıstığı düzenlemesi yapmışlar. Bu ne demek? İstedikleri tesisi kurmak için kanunu dolanmışlar. Sofular köylüleri, 17 köyün çevre dostları, ‘artık yeter’ diyor; havamızı, suyumuzu, toprağımızı zehirleyecek olan bu kül tesisine hayır diyor.
Bu küllerin içinde ne var? Arsenikten tutun kanserojen maddelere kadar her şey var. Bu maddeler yeraltı sularına karışacak, yüzey sularına karışacak. Serçin’den Bafa Gölü’ne kadar yeraltı suları kirlenecek. Ege Denizi kirlenecek. Bu ne demektir? Çevre katliamı demektir. Doğa katliamı demektir. Halk sağlığına, hayvan sağlığına, bitkiye ve toprağa aykırı bu projeye hayır diyoruz.”
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]