Astrobiyolojide beş büyük keşif

Astrobiyoloji basitçe; Dünya dışında yaşamı veya yaşamı doğuran koşulları araştırma bilimidir ve diğer gezegenlerde yaşam kalıntılarını bulmaya odaklanır. Bu bölgedeki keşifler, Dünya’ya ve evrene bakışımızı değiştirdi.

1) Okyanus Plüton’a gömülüdür.

Bilim adamları, Plüton’un buzlu yüzeyinin 100 kilometre altındaki sıvı fazdaki su hakkında sonuçlar çıkarmak için termal modeller ve tektonik kanıtlar kullandılar. Ayrıca araştırma, sudaki tuz içeriğinin Ölü Deniz’inkine benzer olduğunu gösterdi. Dünyadan uzak bir gezegende bulunan su, bilinen evrenin çeşitli yerlerinde biyolojik yaşamın olası varlığını gösterir.

2) Bugün Mars’ta akan su

Mars uydu görüntüleri, daha sıcak mevsimlerde Mars yüzeyinde akan su olduğunu göstermiştir. Bu su muhtemelen yüzeyindeki tuz nedeniyle tuzludur. Mars’ta su olduğu doğrulanırsa, karada yaşayanlar Mars’ta bir yerleşim yeri oluşturabilir.

3) Mars’ta metan ve organik moleküller

2014 yılında Mars’taki metan seviyesinin aniden yükseldiği ve ardından normale döndüğü tespit edildi. Bilim adamları bu artışın nedenini hala bilmiyorlar. Ancak bu artışın Dünya’dakilere benzer şekilde yaşayan organizmalardan kaynaklanıp kaynaklanmadığını araştırıyorlar. Mars’ta canlı organizmalar bulunursa, bu, Mars gibi gezegenlerin Dünya’ya benzer sıcaklık ve atmosfer koşullarına sahip yaşam barındırmasının mümkün olduğunu gösterir.

Curiosity gezgini tarafından Mars yüzeyinden alınan toprak örneklerinde karbon ve hidrojen içeren moleküller tespit edildi. Proteinler, karbonhidratlar ve lipitler gibi Dünya’daki yaşam için çok önemli olan moleküllerin yapıları karbon bağlarına dayandığından, Mars’ta karbon içeren moleküllerin varlığı heyecan verici bir gelişmedir. Ancak bu parçacıkların canlı mı yoksa cansız bir kaynaktan mı geldiği henüz bilinmiyor. Ayrıca Mars’ta bulunan manganez oksit bileşiği, Mars’ın bir zamanlar atmosferinde daha fazla oksijen bulunduğunu gösteriyor. Mars’taki manyetik alan zayıfladığında, iyonlaştırıcı radyasyon su molekülünü hidrojen ve oksijene ayırdı. Mars’ın yerçekimi de nispeten düşük olduğu için hidrojeni tutamadı, ancak Mars’ta kayalarda ayrılan oksijenin fazlası hapsedildi ve manganez oksit bileşikleri oluştu.

4) NASA tarafından keşfedilen üç dış gezegen (güneş sistemimizin dışındaki gezegenler)

2013 yılında Kepler Uzay Teleskobu tarafından; Güneş sistemimizin dışında, Dünya’dan daha büyük ve bir yıldızın yörüngesinde dönen üç gezegen keşfedildi. Bu gezegenlerin durumları ve yaşam belirtisi taşıyıp taşımadıkları halen araştırılmaktadır. Daha fazla benzer gezegen keşfedildikçe, başka bir gezegende yaşam kanıtı bulma olasılığı artar.

5) Güneş sistemimizin dışında bir radyo sinyali tespit etmek

2015 yılında, California Üniversitesi, Berkeley’deki bir radyo dinleme ekibi, bir radyo teleskopu kullanarak güneş sistemimizin dışındaki bir gezegenden alışılmadık derecede güçlü bir radyo frekansı gözlemledi. Sinyal sürekli olmaktan ziyade geçiciydi, ancak sinyalin kaynağını belirlemek için çalışmalar devam ediyor. Bu sinyal uzaylılardan geliyorsa; Bir kara delik, bir nötron yıldızı veya dünya dışı akıllı yaşamın varlığından kaynaklanabilir.

özetleme; Şu anda dünya dışı yaşamın kesin kanıtlarına sahip değiliz. Sonuçlar, Dünya dışında yaşam için uygun koşulların olabileceğini gösteriyor.

kaynak:
https://www.astrobio.net/mars/astrobiology-top-10-nasa-rover-findings-point-earth-like-martian-past/
https://ecurrent.fit.edu/blog/research/5-incredible-breakthroughs-astrobiology/

yazar: Ayka Olkay

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın