Hayatın sadece sözlü ürünlerle anlatıldığı dönemlerden bu yana edebiyat ve sanat da değişerek yeni bir gerçeklik ve yeni bir terimler dünyası yaratmıştır. Anti-kahraman, güçlü ve başarılı kahramanların iyi sonla bittiği edebi üretimlerin kesinlikle iyi, güzel ve mutlu son olamayacağı gerçeğiyle insanların yüzleştiği çağımızın organik metin ve kahraman-filmidir. sempati, ancak ara sıra kahramanca özelliği temsil eder.
Postmodern edebiyat eserlerinde giderek yaygınlaşan terimlerden biri olan anti-kahraman. Öncelikle edebiyatta sıklıkla kullanılan bu terim zamanla sinema dünyasında da en sık kullanılan terimlerden biri haline gelmiştir. Kahraman kavramını tanımlamadan önce kahraman teriminin edebiyat ve sinema dünyasındaki anlamını bilmek gerekir. Kahraman, herhangi bir eylemde olayın gerçekleşmesini sağlayan ve olaylara yön veren ana karakterdir. Klasik edebiyat açısından, bu kahraman tipik olarak kendi dünyasının eksiklikleri ve başarısızlıklarıyla mücadele eden birinin özlemlerini ve tesellilerini yaşayan ve onlara hitap eden kişidir. Daha geniş anlamda kahraman, okuyucunun eksik bulduğu her türlü özelliği ve tavrı hayata geçirmeyi başardığı için idealleri olan kişidir. Kahramanlar umudun temsilcileridir ve sürekli umut saçarlar. Doğrudan doğruya böyle olmasa bile onu diğer yapılardan üstün ve farklı kılma şansı özellikle seçilmiş ve bu bakımdan idealist bir görevin temsilcisine benzetilmiştir. Kahramanlar, okurların/izleyicilerin hayranlık duyduğu hayatları temsil ettikleri için masumlar adına dürüst ve kararlı davranan, adaletin gereği olduğuna inanan kişilerdir. Onları her bakımdan özel kılan bir yönü de fiziksel olarak mükemmel estetik oranlara sahip olmalarıdır. Fiziksel güçlerini her zaman iyi ve doğru için kullanırlar. Bu anlamda Freddy Larshat Nuri, Gorky’nin annesi İnci Mehmet Yaşar Kemal, Jack London’dan Martin Eden, Sesme Namık Kemal, Handan Halid Edip’tir. Ben… bir kahraman olarak tanımlanabilirim.
Antitez, eserlerde bize sunulan idealize edilmiş boyutlar değil, günümüz gerçekliğinin tipik insanıdır. Kahramanların yukarıda kısmen ifade edilen özelliklerinin dışında, yakışıksız ve adaletsiz bir yaşam yolunu amansızca yaşamak için çabalayan bir kişidir. Onları adalet ve merhamet dolu bir dünyada, yaşamları boyunca hep iyilik ve doğruluk için çabalamakla kalmayıp, çoğu kez sefalet içinde, sık sık suça bulaşmış ve bağımlı hale gelmiş görmek bizi şaşırtmaz. Dışlanmış, fiziksel olarak uyumsuz ve korkak olarak karşımıza çıkmaları çok olasıdır. Şans onlara bir kez bile gülümsemez ve hayatın bu zor dünyasında onları ciddiyetten ve haksız güç asaletinden uzak, tamamen komik karakterlerin sahipleri olarak görebiliriz. Kahraman kendini tanımladığı andan itibaren, genellikle isteksizce karşılaştıkları mücadelelere girişmek zorunda kalırlar. Hakikat ve adalet mücadelesindeki anti-kahramanın aksine; yasadışı bir şekilde savaşmak.
Geçmişim sanat dünyasında bir anti-kahraman
Anti kahraman terimi oldukça yeni bir kavramdır ve yirminci yüzyıldan beri edebiyat ve sinema alanında kullanılmaktadır. Anti-kahraman, kapitalist hayatın bireyci ve yozlaşmış olduğu, insanı değerli bir eşyadan çok bir tüketim aracı olarak gören, pragmatik gerçeklerin şekillendirdiği günümüz dünyasında insan türünün ihtiyaçlarının bir ürünü olarak ortaya çıkan bir tiptir. toplumdaki varlık tüm alanları kaplar, tüm yüksek insani duygular, inanç soldu Adalet yok olmak üzere. Eserlerde bu kadar sık karşımıza çıkmasının temel nedeni, modern yaşam biçimleriyle değişen sosyal çevredir. Edebiyat bilim adamları, edebiyat dünyasındaki anti-kahraman örüntüsünün izini sürerken, bunun ilk örneklerini Homeros’un İlyada ve Odysseia’sına götürürler. Homeros, bu eserin kahramanları olan Hector ve Akhilleus aracılığıyla, insanın ahlaki değerlere karşı tavrını, insanı iradesinden uzaklaştıran aşağılık zevklere tapmasını ve karşı konulamaz kötülük arzusunu metnin akışı içinde başarılı bir şekilde ele alır. Anti-kahraman kavramını en net ve başarılı gördüğümüz eser, dünya edebiyatında da ilk roman olarak kabul edilen Cervantes’in Don Kişot’udur. Don Kişot her bakımdan uyumsuz ve çelişkili özellikleriyle hayatını sürdürürken, mücadelesindeki yöntemler de dolaylı eleştiri ifade eder.
Anti-kahramanlar kesinlikle kötü değildir. Uyumsuz ve çelişkili özelliklere sahip olsa da zeminde ya da olayın akışında büyük ölçüde olumsuz bir tablo çizse de asla tek başına kötülüğün sembolü ya da faili değildir. O sadece bizim dönüştüğümüz yaşam koşullarında yaşamaya bağlı kalmaya çalışıyor.
Dünya edebiyatında ve güncel sinemada bir anti-kahraman olarak Dostoyevski’nin “Yeraltı Adamı”, Camus’nün Saçmalığı, Kafka’nın kardeşi Joseph K, Batman, Örümcek Adam, Barbar Conan, Beavis ve Butthead, Jackie Chan, Jean Perfumer’ın Rose -Bu Baptiste Grenouill gibi isimleri sıralamak mümkün. Bizim durumumuzda anti-kahramanı en net görebildiğimiz eser Yalnız Adam Yusuf Atiljan’dır. Ayrıca bazı edebiyat araştırmacıları Nasreddin Hoca’nın bir anti-kahraman olarak da kabul edilebileceğini belirtmişlerdir.
Kaynak:
http://www.millifolklor.com/tr/sayfalar/78/03_.pdf
yazar:Erdal Oğur
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]