İçindekiler
“2010 referandumunu yapmasalardı, o referandumda o maddeler değişmeseydi FETÖ terör örgütü 15 Temmuz 2016 girişimini gerçekleştiremeyecekti, bu millet de yapmak zorunda kalmayacaktı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Sokaklardan, köprülerden. Dinlenseydik, derdimizi anlatabilseydik, 15 Temmuz 2016 girişimi gerçekleşmezdi, 200’den fazla insanımız kurtulurdu” dedi. şehit olmamıştır.”
CHP’li Özkoç: Öğrencilerin KYK kredisi sıkıntısı devam ediyor, erteleme zammı silinmedi
Meral Akşener, İYİ Parti’nin bugün İstanbul’da düzenlenen bölge konferansında konuştu. Parti üyelerine seslenen Akchner, kısaca şunları söyledi:
“Mağdur olamayız, mağdur olduğumuzu ilan edemeyiz. En büyük zulümleri, haksızlıkları görsek bile gerekli direnişi gösterir ve başımız dik yolumuza devam ederiz. onun hayatı ve istikbali Bizler, istikballerini, istikballerini ve canlarını ve ırklarını bu millet için hiç düşünmeden feda eden yiğit ve yiğitleriz.
Elindeki güce asla güvenmeyen ve zorbalık yapmayan biziz. Biz hiçbir zaman var olan gücü ve var olan gücü hiçe sayarak elini sıkan, arkasına saklanan, garip Ra’s al Ghul’a balyoz saplayanlardan olmadık. Aksine biz balyozu düşüren eli yakalayıp o eli kıranlardanız. Bu milletin geleceğini hedef alan her hatayı dile getiren bizleriz ve bu hataya dur demek için teslim oluyoruz. 2010 referandumunda da böyleydik, ille de siyasi bir yapılanma içinde olmamız gerekmiyor. 2010 referandumunda ‘hayır’ diye haykırdık, keşke haklı olmasaydık, haklıydık. 2010’da referandum yapmasalardı, o referandumda o maddeler değişmeseydi FETÖ terör örgütü 15 Temmuz 2016 girişimini gerçekleştiremeyecek, bu millet milleti toplamak zorunda kalmayacaktı. sokaklardan ve köprülerden devlet. Dinlenseydik, derdimizi anlatabilseydik 15 Temmuz 2016 girişimi yaşanmaz, 200’den fazla insanımız şehit olmazdı.
“Demokrasiden bıktılar, millet iradesinden bıktılar”
Demokrasiden bıktılar, milletin iradesinden bıktılar, milletin huzurunda hazırlanmaktan bıktılar. Seçim yapmaktan yoruldular. Kısacası demokrasiden bıkmış durumdalar. Kısacası yargıdan, hukukun üstünlüğünden, millet iradesinin her şeyin üstünde olması gerektiğinden bıkmışlardır. Öyle istediler, 2017’de tek adam sistemini, acayip tek adam sistemini getirmek için bir referandum yaptılar. O plebisitte hepimiz birer birer bir araya geldik – partimiz yoktu, örgütümüz yoktu, bizi koruyacak hiçbir şeyimiz yoktu – sonuna kadar gittik.
Kütahya’da benimle olanlar hatırlayacaktır. Salonu bulamadık. Arkadaşlarımızla Çanakkale’ye gittik ve parasını ödediğimiz odadan bizi çıkarmaya çalıştılar. O odadan çıkmadık ama elektrikler gitti. Hala konuşuyoruz ve konuşuyoruz. Tek adam sisteminin maliyeti ne olacak, siyaset nereye evrilecek, TBMM’nin önemi nasıl ortadan kalkacak, milletvekilliği nasıl ortadan kalkacak, tek seçim sistemi nasıl iktidara gelecek; Meritokrasi, nesnellik, hukukun üstünlüğü, demokrasi ve hesap verebilirlik ortadan kalkacak; Tek adam sisteminde kayırmacılık, yardımlaşma, ekonomiyi paylaşma, hırsızlık, ahlaksızlık ve talihsizliklerin ortaya çıkacağını anlattık. Sonra gittiğimiz her yerde saldırıya uğradık. Şikayet etmedik. Onun için “Kahrolsun zulüm, yaşasın özgürlük” diyoruz.
2017’de bu zor koşullarda dayanışma içinde, kol kola, imkanları paylaşarak yürüttüğümüz mücadele, 2017 referandumunun tüm büyük şehirlerde ‘hayır’ çıkmasıyla sonuçlandı. Ama Kütahya’dan Tokat’a, Tokat’tan Kocaeli’ye, Kocaeli’den Afyon’a aklınıza gelebilecek her yerde saldırıya uğradık. Gözyaşlarına ortak olmadık, direndik ama yolumuza devam ettik. Uluslararası Kızılhaç Yılı’nı kuranın iradesi temelde direnişin iradesidir. Bu salonun iradesini oluşturan geçmiş uçuş o kadar temiz, dürüst, açık ve o kadar gururluydu ki şimdi gençlere sesleniyorum: Büyüklerimiz bize ne dedi biliyor musunuz? Bunun için savaştık ve onlar bunun için başımızı eğmediler. Kafamızı kestiler ama bizi bükemediler, diz çökmeye zorlayamadılar.
“CHP’ye ‘Birlikte oy verelim’ demek hep birlikte aklımızda”
Bizler, gençliğin geleceği, vatanın refahı, milletimizin nefesi için her türlü fedakarlığı ve fedakarlığı yapmayı bilenlerdeniz. Bu yüzden 31 Mart şovu aramızdan ayrılıyor. Bu nedenle aklımızda 31 Mart, CHP’ye “Gelin birlikte seçime girelim” önerimiz var. Özellikle İstanbul ve Ankara’da millet ittifakını, muhalefeti demokratik olarak sandıkta ve seçimlerde kabul ettirmiş bir gösteridir. Morali zayıf seçmenleri ayağa kaldırıp: Nasıl başaracağız? Bunu başaran, talep eden, örgütleyen, bu aklı, zekayı ve stratejiyi ortaya koyan bizleriz. Bizler sadece bu millet için canımızı vermeye hazır değiliz, aynı zamanda milletimizin geleceği için düşünmeden her türlü fedakarlığı ve tavizi veren stratejik fikirli insanlarız. Uluslararası Kızıl Haç Partisi Yılı da stratejik akıl ve stratejiye sahip bir yapıdır.
Zalimlerin ve haksızlıkların karşısında korkusuzca duran bizleriz. Bugün Türkiye’de bunun çok önemli olduğunu yaşayarak gördük. Her zaman etrafta olan zorbalar. İmamoğlu Bey’in tutuklandığını ve yasaklandığını duyunca İstanbul’a koştum ve orada bir konuşma yaptım. Ben de ‘Erdoğan Bey giderken ben buradaydım’ dedim. 28 Şubat döneminin yamaçlarında, o dönemde güçlünün yanında olanlar vardı. O zamanlar çarmıhta yürüyenler de vardı. O zamanlar, kudretlilere karşı nöbet tutanlar vardı. Bu görevli ve ben o dönemde adaletsizliğe karşı durduk. O gün zulme uğrayanlar, bugün zalim oldular. Hala mağdurun yanındayız, hala adaletsizliğe karşıyız, hala zorbalığa karşıyız. Bulunduğumuz yer her seferinde aynı yer. Bunun için ödediğimiz bedel çok yüksek. Seksen devrimini unuttuk mu? Şikayet etmedik. Gidip Avrupalılara ülkemizi şikayet etmedik. Ağlamadan anlatmadık hikayemizi.
“Bu ülkeyi, demokrasiyi yargı bağımsızlığına, hedefine ve egemenliğine devretme arzusuna göre buradayız.”
Dokuz aylık bebeklerine şekerli su veren gelinler gördüm. Sanıkların ailelerini ve annesi tülbent giymiş, ağzında dişleri olmayan mahkumları gördüm. Yanlarında yiyecek olmayan insanlar gördüm ve o gün çok açlardı. İki katlı tellerle işkence gören arkadaşlarımı gördüm ve onlara “Kanasam da zafer İslam’dır” dedim. Bugün bize İslam’ı satanlar, defolun oradan! Vay haline! Pense ile bıyıkları kesilmiş arkadaşlarımı gördüm. Sadece Kocaeli’den bahsediyorum. Ağzı kanlı, arkadaşını ihbar etmeyen, işkence gören arkadaşlarımızı, kardeşlerimizi gördüm. İşte bu yüzden birbirinin hayatında muhbirlik yapmayan, kadınıyla erkeğiyle dimdik ayakta duran, zulmün ve zulmün karşısında buradayız; Bugün İYİ Partililer olarak bu ülkeyi ve demokrasiyi bağımsızlığa, tarafsızlığa ve hukukun üstünlüğüne taşıma iradesiyle bir başka zulme karşı hüküm vermek için buradayız.
Atatürk’e ve Cumhuriyet değerlerimize savaş açanlar çok beklesin, iyiler var. Cumhuriyet ve Atatürk değerlerinden rahatsız olan iyi yürekli insanlar var, çok beklerler. Ne zaman zorbalık olsa aziz ve muhterem kardeşlerim hep karşı çıkmışlardır. Dün bugünün, bugün yarınımızın kanıtıdır. Merak etmeyin çok az kaldı. Vakit bugündür, vakit o vakittir, sene o senedir. 2023 seçimlerinde 13’üncü cumhurbaşkanının da elbette Millet İttifakı’nın adayı olacağını göreceksiniz. Ama başka bir şey olacak. 2023 seçimlerinde birinci parti İYİ Parti olacak.
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]