Aile Sağlığı Merkezi Personeli: Personel lütuf değil, haktır!

Aile Sağlığı Merkezi (ASM) çalışanı Hemşire Büşra Şahiner, “Bir kamu kurumunda kamu hizmeti veriyoruz ancak hiçbir kamu hakkından yararlanamıyoruz. Özlük haklarımız yok, imza atarak mesleğimizi icra ediyoruz.” “İşverenlerimiz doktorlarımız olduğu için” dedi, “işten çıkarma kararını da doktor olan arkadaşlarımız veriyor” dedi.

Aile sağlığı merkezlerinde “kuruluş meclisi” adı altında görev yapan sağlık çalışanları kadro istiyor. Ankara Ovacık ASM’de hemşire olarak görev yapan Büşra Şahiner, mağduriyetlerini ve taleplerini anlattı. Shahiner dedi ki:


Dünya Sağlık Örgütü’nden maske çağrısı: Uçak yolculuklarında mutlaka takın

“Bize ödeme yapılmayacağını söyledik ama sıra haklarınızı ödemeye geldiğinde bazı çalışanlarımız, bazı çalışanlarımız ödemedi.”

“Aile Sağlığı Merkezlerinde Personel Grubu adı altında görev yapan nitelikli ve lisanslı sağlık çalışanlarıyız. Biz Hemşireler, ATT’ler, Tıbbi Sekreterler ve Temizlikçileriz. Bir kamu kurumunda kamu hizmeti veriyoruz ama hiçbir kamu hakkından yararlanamıyoruz. Özlük haklarımız yok, doktorlarımızla taşeron aracılığıyla sözleşme imzalayarak mesleğimizi icra ediyoruz. İşverenlerimiz hekimlerimiz olduğu için işten çıkarma kararını da hekim arkadaşlarımız vermektedir. Bu durumda iş güvencemiz yok. Bu şartlar altında evlerine bakan, çocuklarına destek olan birçok arkadaşımız var. Verilen maaşlar Türkiye’nin gelişen ve değişen koşullarına uyum sağlamamız için yeterli değil. Bildiğiniz üzere pandemi döneminde insanüstü bir gayretle herkesle mesleğimizi yaptık. O dönem balkonlardan alkışlandık, hakkınız ödenmedi denildi ama iş hak ödemeye gelince kimimizin kadrosu vardı, kimimizin kadrosu yoktu. Bu durumu adalet ve eşitlik ilkelerine uygun bulmuyor, huzuru olumsuz etkilediğine inanıyoruz. Devlet bizi bir çatı altında toplamalı, kurum içinde ayrışmayı önlemeli, tüm özlük hakları bize verilmelidir.

“Haklarımızın bize verilmesini istiyoruz”

Türkiye’nin en değerli üniversitelerinden mezun olup Türkiye’nin en değerli mesleklerinden birini icra ediyoruz ama karşılığını tam olarak alamıyoruz. İşverenlerimiz doktor olduğu için yarın işten çıkarılmayacağımızın garantisi yok. Doktor olan arkadaşlarımızın meslektaşımız olmasını istiyoruz. Sağlığı korumak ve refahı sürdürmek adına oturup beyin fırtınası yapalım ama oturup maaş hakkında konuşmak istemiyorum. Bu bir adalet ve eşitlik mücadelesidir. Herhangi bir kişi, kurum veya kuruluşla çatışma halinde değildir. Doktor arkadaşlarımızla değil. Aynı sektörde çok değerli çalışanlarız. Birlikte çok değerli işler yapıyoruz ama meslektaş olarak kalmak istiyoruz. Buna son verecek olan ülkemizin büyükleridir. Bu sistem altında ezilmek istemiyoruz. Ulaşım, randevu, kılık kıyafet, terfi gibi birçok sosyal hakkımız elimizden alındı. Her bireyin kendi içinde aile içinde sorunlar çıktı, kırılmalar başladı, dolayısıyla boşanmalar yaşandı ve her birey bu sistem altında ezildi. Bizimle konuşacak, dertlerimizi dinleyecek bir devlet adamı istiyoruz. Mümkünse Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile görüşmek isterim. Kendisi sağlık alanında çok değerli hizmetler yapmış, işin zorluklarını bilen biri olarak sorunlarımızı dinleyecek ve sağlık alanında taşeron sistemi olmaması gerektiğini bilecek ve ifade edecek çok değerli isimlerden biridir. Bu alan. Dün bir çeşit sipariş ettik, bugün tekrar istiyoruz ve yarın tekrar sipariş edeceğiz. Biz gelene kadar soracağız. İstihdamın bir lütuf değil, bir hak olduğuna inanıyoruz. Biz bunu hak ettiğimiz için sahip olmak istiyoruz. Biz 20.000 kişiyiz ve görmezden gelinemeyecek, görülemeyecek veya duyulamayacak küçük bir grup değiliz. Hakkımızın verilmesini istiyoruz” dedi.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın