Ahlâk ilimlerinde mizaç, nefsin ve kalbin kudreti, yani huy demektir. Bu bir alışkanlığa dönüştüğünde ise fazla düşünmeden eyleme geçerler. insana yerleşen ruh hali; Geçici bir alışkanlığa durum denir. Örneğin, hallerin gülmesi ve utangaçlığı. Cesaret ve cömertlik kraliçelerdir. Ahlak denilince yetenek anlaşılır. Bazen vermek bir alışkanlık değildir. Her zaman verirse cömerttir. Sürekli yapsa bile, zorla yapsa yine de cömert sayılmaz. Kolaylıkla ve severek yaparsa ancak o zaman cömert olur.
Alışkanlık, kötü ya da iyi eyleme neden olur. Aynı zamanda ne iyi ne de kötü olan bir şey yapmanıza neden olabilir. Birincisine kötü davranış veya ayıp denir. Bu cimrilik ve zalimliktir. İkincisine görgü veya erdem denir. Ve ayrıca cesaret, cömertlik ve nezaket. Üçüncüsü sanat veya zanaat olarak adlandırılır ve ne bir leke ne de bir erdemdir. Bu dikiş ve çiftçilik.
Ruhun ve kalbin gücü
Nefsin ve kalbin iki kudreti vardır:
1- Dünyadaki körfezin ve spekülatörlerin ifade ettiği anlama gücüdür. Bu güce akıl ve konuşma denir. Bu güçle insanların zihinlerinin ulaştığı şeyler anlaşılır.
2- Hareket ettiren kuvvet yani yapıcı kuvvettir.
Her iki kuvvet de kendi içinde ikiye ayrılır. Akıl iki kısımdır:
1- Birinci tür akıl, bilgelik kuramı olarak adlandırılır.
2- İkinci tür akla bilgelik denir.
Yapıcı gücün de iki bölümü vardır:
1- Birinci tür yapıcı kuvvet şehvet olarak adlandırılır ve tatlı ve hoş şeylere ulaşmak isteyen bir kuvvettir.
2- İkinci tür yapıcı güç ise öfke olarak adlandırılır ve insanı sevmediği ya da hoşlanmadığı şeylerden uzak tutmak isteyen güçtür.
Bu dört farklı güçten farklı eylem türleri doğar. Bunlar iyi, makul, kusurlu ve aşırı olmaktan uzaksa, bunları yapan davranışa erdem denir. Eksik veya fazla iş yapma alışkanlığına ayıp denir. Aklın teorik gücü iyiyse, bu davranışa bilgelik denir. İkinci güç olarak bilinen aklın gücü iyi olduğunda bu davranışa adalet denir. Yapıcı kuvvetlerin kurucu kuvveti olan nefsin ve kalbin kuvveti iyi ise, bu vasfa iffet denir. Ama gadapi kısmı iyiyse bu davranışa yiğitlik (kahramanlık) denir. İyiliğin başı bu dört alışkanlıktır.
Adalet ve zulüm
Az ya da çok adalet yoktur. Adalet ya vardır ya da yoktur. Diğer üçünün fazla ve eksik olmasına ayıp denir. Aşırı bilgelik kibirdir, yani kibirdir. Yokluğu musibettir, donukluk da denir. Adaletin fazlalığı veya eksikliği yoktur. Ancak tam tersi olur, bu da zulümdür.
İffetin olmaması ahlaksızlık ve sefahattir. Eksikliği uyuşukluk, uyuşukluk ve durgunluktur. Artan mutasyona uğramış cesaret ve saldırganlık. Eksik olan peynirdir. Bu tür ahlak, İmam Gazali’nin İhya (Allah ona rahmet etsin) adlı kitabında açıklanmıştır.
Kötü alışkanlıkların sonuçları
Trol mizacına sahip bir kişi, ruh gücü olarak bilinen aklını aldatma, fars ve dedikodu gibi şeyler için kullanır. Yine morali bozuk bir insan gerçeği anlayamaz. İyiyi kötüyü ayırt edemez. Hain doğası olan bir kişi bazen kendini tehlikeye atar. Ayrıca güçlü bir düşmanla savaşmayı deneyebilir. Korkak insan sabırlı ve sabırlı olamaz. Hakkını talep edemez. Morali bozuk olan kimse, âdetlerden, aldatmacalardan, yeme, içme ve nikahta haram olan şeylerden sapar. Çirkin, kötülüklerden zevk alır. Alçakgönüllü bir insan olarak helal zevklerden ve meşru arzulardan vazgeçer. Bu nedenle yok olmuş veya nesli kısalmıştır.
İnsanlarda gördüğümüz bütün güzel huylar ve güzel ahlâk, yukarıda zikredilen dört temel (büyük) güzel huydan ibarettir. Herkes bu dört özelliğiyle övünür. Torunları veya akrabalarıyla gurur duyanlar bile bu özelliklere sahip olmakla övünürler.
Kaynak:
Ahlak-ı alai (Ali bin Amr Allah)
İslam Ahlakı (Hüseyin Hilmi Işık)
yazar: Murat Güven
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]