CHP İstanbul Milletvekili Fethi Açıkel, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı. Açıkel, AKP döneminde gazeteciliğin Türkiye’nin en tehlikeli ve güvencesiz mesleği haline geldiğini iddia etti. Gazetecilerin hem yargısal baskı hem de ekonomik güvencesizlikle karşı karşıya kaldığını belirten Açıkel, ancak basının tam anlamıyla özgür olduğu koşullarda bu günün gerçek bir bayram niteliği kazanabileceğini ifade etti.
Açıklamasında uluslararası kuruluşların raporlarına atıfta bulunan Açıkel, Türkiye’nin Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 2002’de 99. sıradayken, 2025 itibarıyla 159. sıraya gerilediğini kaydetti. Bu veriyi, ifade özgürlüğü ve yargı bağımsızlığında yaşanan sistematik aşınmanın bir sonucu olarak yorumladı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye aleyhine verdiği ifade özgürlüğü ihlali kararlarının da bu tabloyu doğruladığını öne sürdü.
İçindekiler
BAĞIMSIZ MEDYAYA YÖNELİK SİSTEMATİK BASKI İDDİALARI
CHP’li vekil, geçen 23 yılda medya sektöründe iktidara bağımlı bir yapı bilinçli olarak inşa edilirken, nesnel yayıncılık yapan kuruluşların ekonomik baskılar, yargı süreçleri ve ilan ambargolarıyla sektörün kıyısına itildiğini iddia etti. Boşalan alanların ise siyasi iktidarla organik bağları olan sermaye gruplarına devredildiğini öne sürdü.
Bu politikaların, kamuoyunun doğru ve tarafsız bilgilendirilmesini neredeyse imkansız hale getirdiğini ve iktidarın medya üzerindeki kontrolünün bağımsız araştırmalara göre yüzde 95 seviyesine ulaştığını savundu.
GAZETECİLERİN ÇİFTE BASKI ALTINDA ÇALIŞTIĞI İDDİASI
Fethi Açıkel, gazetecilerin çift taraflı bir baskı rejimi altında olduğunu öne sürdü. Bir yandan soruşturma, dava, gözaltı ve tutuklama tehdidiyle karşı karşıya kalırken, diğer yandan kronik düşük ücretler, iş güvencesizliği ve sendikasızlaştırma ile ağır bir geçim krizi yaşadıklarını iddia etti. Kamu kaynaklarıyla beslenen imtiyazlı medya holdingleri yöneticileri ayrıcalıklı konumdayken, bağımsız gazetecilerin yoksulluk sınırı altında ücretlere mahkum edildiğini savundu.
Sözcü, Cumhuriyet, BirGün, Halk TV, Evrensel, T24 ve benzeri bağımsız yayın yapan kuruluşların sistematik baskı, RTÜK cezaları ve keyfi erişim engelleriyle karşı karşıya olduğunu belirten Açıkel, bu kuşatmanın eleştirel yayıncılığı susturmayı ve kamuoyunun haber alma hakkını ortadan kaldırmayı hedeflediğini öne sürdü.
Açıkel, sonuç olarak, basının özgür olmadığı, gazetecilerin anayasal güvencelerle çalışamadığı bir ortamda 10 Ocak’ın sembolik bir anma olmanın ötesine geçemeyeceğini ifade ederek açıklamasını tamamladı.
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]