5 sentetik kimyasal obeziteye neden oluyor

Bazı sentetik (obezojenik) kimyasalların obeziteye neden olduğu düşünülmektedir. Bu kimyasallar birçok gıda paketinde, biberonlarda, oyuncaklarda, plastiklerde, mutfak gereçlerinde ve kozmetiklerde bulunur. Vücuda girdiğinde normal vücut fonksiyonlarını bozabilir ve yağ alımını artırabilir. Bugün, 20’den fazla kimyasalın obeziteye yatkınlık oluşturduğu tespit edilmiştir.

Fatojenler, endokrin bozucular (hormon üretimine müdahale edebilen kimyasallar) kategorisine girer. Bazı endokrin bozucular, östrojen reseptörlerini aktive ederek hareket edebilir. Bu etki hem erkekler hem de kadınlar için zararlıdır. Östrojen reseptörü antagonistleri, seçici olmayan olarak sınıflandırılır. Bu, herhangi bir östrojen benzeri moleküle bağlanabilecekleri anlamına gelir. Bu nedenle, vücut obezite gibi kimyasallara bağlandığında vücut normalden daha fazla östrojen üretir.

Bazı obezite tetikleyicileri sadece obezite ile ilişkili değildir. Ek olarak, doğum kusurları, kızlarda erken ergenlik, erkeklerde azalmış erkeksi özellikler, meme kanseri ve diğer hastalıklarla ilişkilidir. Ne yazık ki, bu etkilerin çok azı anne karnında meydana gelir. Örneğin, hamile bir kadın bu kimyasallara maruz kaldığında, bebeğinin ileriki yaşlarda obez olma olasılığı daha yüksek olabilir.

1) Bisfenol A (BPA)

BPA, biberonlar, yiyecek ve içecekler için kullanılan plastik kaplar ve metal yemek kutuları gibi birçok üründe bulunan sentetik bir bileşiktir. Uzun yıllardır ticari amaçla kullanılmaktadır ve büyük miktarları laboratuvar hayvanlarına ve insanlara zarar verebilmektedir.

BPA’nın yapısı, kadınlık hormonu östrojenin en önemli formu olan estradiole benzer. Sonuç olarak, BPA vücuttaki östrojen reseptörlerine bağlanabilir. BPA’ya duyarlılığın en yaygın olduğu dönem anne karnındaki dönemdir. İlginç bir şekilde, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki hamile kadınların %96’sının idrarında BPA tespit edilmiştir. Çeşitli çalışmalarda BPA, hem laboratuar hayvanlarında hem de insanlarda kilo alımı ve obezite ile ilişkilendirilmiştir.

BPA’ya maruz kalma; İnsülin direnci kalp hastalığı, diyabet, nörolojik hastalıklar, tiroid fonksiyon bozukluğu, kanser, genital anormallikler ve daha fazlasıyla bağlantılıdır. Tüm bilim adamları yüksek BPA seviyelerinin sağlığa zararlı olduğu konusunda hemfikir olsa da, düşük BPA seviyelerinin sağlığa zararlı olup olmadığı konusunda hala tartışmalar var.

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’ndeki yetkililer, gıdalarda bulunan BPA seviyesinin düşüklüğünün de insan sağlığına zararlı olduğunu tahmin ediyor. En azından, BPA’ya maruz kalmış gıdaların zararlı olduğu gösterilmemiştir. Bununla birlikte, düşük BPA düzeylerinin anne karnındaki bir fetüsün gelişimi üzerinde bir etkisi olup olmadığı bilinmemektedir. Bunu doğrulamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç var. Şimdiye kadar alınan sonuçlar sonucunda Kanada ve Danimarka, ürünlerdeki BPA miktarını azaltmak için yasalar çıkardı.

2) ölümcül

Ftalatlar, plastikleri yumuşak ve esnek yapmak için kullanılan kimyasallardır. Gıda ambalajları, oyuncaklar, güzellik ürünleri, ilaçlar, duş perdeleri ve boyalar dahil olmak üzere birçok üründe bulunurlar. Bu kimyasallar plastikten çok kolay sızar; Yiyecekleri, su kaynaklarını ve hatta havayı kirletirler. İsveç’te yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre; Çocuklar cilt ve solunum yolu yoluyla havadaki ftalatları alırlar.

BPA gibi ftalatlar da endokrin bozuculardır. Vücuttaki hormonal dengeyi etkilerler. Ftalatlar, metabolizmada yer alan PPAR adı verilen hormon reseptörlerini etkileyerek kilo alımına katkıda bulunabilir. İnsanlar üzerinde yapılan çalışmalar, vücuttaki ftalat düzeylerinin obezite, artmış bel çevresi ve insülin direnci ile bağlantılı olduğunu göstermektedir.

Erkekler ftalatların zararlı etkilerine karşı daha hassastır. Çalışmalar, anne karnında ftalatlara maruz kalmanın genital anormalliklere, olgunlaşmamış testislere ve düşük testosteron seviyelerine neden olduğunu göstermektedir. Başka bir çalışmada kandaki ftalat seviyesinin tip 2 diyabet ile ilişkili olduğu belirlenmiş, bu nedenle birçok hükümet ve sağlık otoritesi ftalatlara karşı önlem almıştır.

3) atrazin

Atrazin, Amerika Birleşik Devletleri’nde en yaygın kullanılan herbisitlerden biridir. Avrupa’da yeraltı sularının kirlenmesi nedeniyle 10 yılı aşkın bir süredir yasaklanmıştır. Atrazin ayrıca bir endokrin bozucudur ve bir çalışma, atrazine maruz kalma ile doğum kusurları arasında bir ilişki olduğunu göstermiştir. Atrazinin en sık kullanıldığı bölge ile Amerika Birleşik Devletleri’ndeki obezite oranı arasında bir ilişki bulundu. Bu maddenin farelerde mitokondriye zarar verdiği, metabolik hızı düşürdüğü ve obeziteyi arttırdığı gösterilmiştir. Ancak korelasyon, neden ve sonuçla aynı şey değildir. Atrazinin insanlarda obeziteye neden olduğundan emin olmak için daha fazla çalışma yapılması gerekiyor.

4) Organik kalay

Organik kalay, çeşitli endüstriyel işlemlerde kullanılan sentetik kimyasallar kategorisine girer. Bunlardan biri de tribütiltindir (TBT). Fungisit olarak kullanılır ve deniz organizmalarının gemi gövdesinde büyümesini önlemek için teknelere ve gemilere uygulanır. Ahşap koruyucu olarak ve bazı endüstriyel su sistemlerinde de kullanılır. Birçok göl ve deniz kıyısı TBT ile kirlenmiştir. TBT, suda yaşayan organizmalar için zararlı kabul edilir ve birçok düzenleyici makam tarafından yasaklanmıştır.
Bazı bilim adamları, TBT ve diğer organokalay bileşiklerinin endokrin bozucu ajanlar olarak hareket edebileceğine inanmaktadır. Böylece vücuttaki yağ hücrelerinin sayısını artırarak obeziteye neden olurlar. Hücreler üzerinde yapılan bir laboratuvar çalışmasında TBT’nin yağ hücrelerinin hızlı büyümesine neden olduğu ve hücrelerin leptin üretimini azalttığı bulundu. Sıçanlarda yapılan başka bir çalışmada, 45 gün boyunca TBT’ye maruz kalmak kilo alımına ve karaciğer yağ kaybına neden oldu. Anne karnında TBT’ye maruz kalmanın yağ hücrelerinin sayısını artırabileceğine dair kanıtlar da vardı.

5) Perflorooktanoik asit (PFOA)

Perflorooktanoik asit (PFOA), çeşitli amaçlar için kullanılan sentetik bir bileşiktir. Mikrodalga fırınlarda ve teflonda kullanılan yapışmaz özelliği olan bir malzemedir. Amerikalıların %98’inden fazlasının kanında tespit edilmiştir. Tiroid hastalıkları, düşük doğum ağırlığı ve kronik böbrek hastalığı dahil olmak üzere çeşitli insan hastalıkları ile ilişkilidir. Sıçanlarda yapılan bir araştırmaya göre, gelişim sırasında PFOA’ya maruz kalmak, insülin ve leptinde artışa ve yaşamın ilerleyen dönemlerinde kilo alımına yol açar.

Patojenlere maruz kalmayı nasıl azaltabiliriz?

Bu kimyasallar çok yaygın olduğundan, onlardan tamamen kaçınmak neredeyse imkansızdır. Ancak maruz kalma ve komplikasyon riski birkaç basit önlemle azaltılabilir.
1) Plastik kaplarda paketlenmiş yiyecek ve içeceklerden kaçınılmalıdır.
2) Plastik yerine paslanmaz çelik veya alüminyum su şişeleri kullanılmalıdır.
3) Plastik yerine cam biberonlar kullanılmalıdır.
4) Yapışmaz pişirme kapları yerine paslanmaz çelik veya demir kullanılmalıdır.
5) Organik ve doğal kozmetikler kullanılmalıdır.

Özellikle hamilelerin bebeklerinin gelişimi için yukarıdaki maddelere dikkat etmesi önemlidir.

kaynak:

https://www.healthline.com/nutrition/5-chemicals-that-are-making-you-fat#section1

yazar: Ayka Olkay

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın