2023 Seçimleri Ana Karamolaoğlu: Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı olmasını istiyorsanız çalışmak zorundasınız

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamolaoğlu, “Bu alkışlardan anladığım, 15 Mayıs’ta Sayın Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı olmasını ve Türkiye’de yeni bir dönem başlatmasını istiyorsanız, kolları sıvayıp 14 Mayıs akşamına kadar çalışmalısınız. . Yapmalısın Sadece sen de çalışıyorsun, biz değil.


Depremzedeler yaşam alanlarına dökülen molozu protesto etmek istedi, polis müdahale etti

Cumhurbaşkanlığı adayı ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Beylikdüzü Belediyesi tarafından düzenlenen Kadir Gecesi İftar Programına katıldı. Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra; Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamolaoğlu, İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Millet ve Vatandaş İttifakı milletvekilleri, ilçe ve ilçe yetkilileri de hazır bulundu.

Karamollaoğlu, programa ilişkin şunları söyledi:

“Üç noktaya ağırlık vererek huzurlarınızdan ayrılıyorum. Birinci mesele, memlekete huzur ve sükun getirmek için manevi ve manevi değerlerimizin korunmasıdır. Manevi ve manevi değer dediğimizde sadece ayıp olmamalı. Gündemde.Toplumları birbirine bağlayan bütün ahlaki meseleleri kabul ediyoruz.Barışı teminat altına alır ve adaleti ahlaki ve manevi değerler olarak tesis eder.Adalet her şeyden önce gelir.Adalet, mülkiyetin temelidir.Bazıları, “Devletin dini adalettir. Adaletin olmadığı bir ülkede huzur ve barış olmaz ama hemen ardından başka meseleler gündeme geldi.

“Siyasetçi çıkarlarının önündeyse, çevre ve birlikte siyaset yapanlar da toplumun ilerisindedir.”

Elbette dürüstlük, fedakarlık ve fedakarlık olmalı. Yemeyin veya beslemeyin. Kamu malının korunması. Yolsuzlukla heba olmasına izin vermemek, israf etmemek. Ahlaki ve manevi değerler olarak ne anladığımızı ortaya koyuyor. Ahlaki ve manevi değerlerin diriltilmediği bir toplumda huzur olamaz. Toplumda adalet olmazsa, toplumda yolsuzluk norm haline gelirse, itibar kazanmak için israftan korkmama gibi bir tavır sergilenirse o zaman sadece manevi yönden değil, maddi yönden de huzurumuz olmaz. sorunlar çığ gibi büyüyecek. Fedakarlık duygusu kendi içinde olmalıdır. Kendimden, takipçilerimden ve ailemden çok toplumu düşünmekle sorumluyum. Özellikle siyasiler bu konuya dikkat etmelidir. Bir siyasetçi toplum nezdinde kendi çıkarlarını, çevresini ve onunla birlikte siyaset yapanları ön planda tutarsa ​​bundan hayır gelmez. Tabii bu tek başına yeterli değil. Toplumun maddi ihtiyaçlarını karşılamak için tam seferberlik ilan etmek durumundayız.

İnterneti açın ve görün. Kaç işletme özelleştirildi? Prensipte özelleştirmeye karşı değilim ama bu özelleştirme sonucunda devlet zayıflarsa, toplum çaresiz kalırsa, ihtiyaçlarını karşılayamazsa o özelleştirmenin hiçbir faydası olmaz. Sayın Kılıçdaroğlu her seferinde teyit ediyor. Bu ülkeyi bir bütün olarak kalkındıracağız” dedi. Edirne’den Kars’a, Hakkari’den Denizli’ye kadar bu ülkenin tüm insanlarını kalkındırmak zorundayız. Bunun için elbette ciddi bir şekilde teknolojiyi geliştirmemiz, sanayileştirmemiz ve ilerletmemiz gerekiyor. Araştırma ve geliştirme yapacak yeni işletmeler kuracağız. Toplumun standardını ve yaşamını biraz daha yükseltecek… Tek bir kişiye değil, daha geniş girişimcilere de fırsat vermeli ve değer vermeliyiz.

Vallahi Türkiye iktidara gelirsek 3-5 yıl sonra Avrupa’nın en gelişmiş ülkeleri arasında yer alacak.

Türkiye; İnşallah iktidara gelirsek 3-5 yıl sonra Avrupa’nın en gelişmiş ülkeleri arasına girecek. İnanıyorum ki. Sorunlarımıza samimiyetle yaklaşırsak Avrupalılardan bin kat daha başarılı oluruz. Dünyada yalnız yaşamıyoruz. Komşularımız var. Dünyanın bir ucunda iletişim halinde olduğumuz ülkeler var. Tüm bu ülkelerle kişisel bir politika oluşturmak zorundayız. Bunların etkisinde kalmadan sadece ülkemizde değil dünyada da hakkı ön planda tutan, adalete önem veren bir anlayışı mutlaka hayata geçireceğiz.

“Avrupa ve ABD ile aynı mantığa sahip değiliz. Gittikleri her ülkeye ‘Nasıl sömürürüm’ diyorlar”

Kişisel dış politika derken, dünya çapında sömürgeciliği hedefleyen anlayışın reddi ile kastediyorum. Avrupa ve ABD ile aynı mantığa sahip değiliz. Gittikleri her ülke ‘Ben bunları nasıl sömürürüm’ diye gittiler. Şu Asya’ya, Afrika’ya ve Güney Amerika’ya bakın. Sadece ayaklarının üzerinde duramadılar. Peki bunun sorumlusu kim? sensin. Gidip onları çaldım. Aldığını aldın, gram vermedin.

“Bundan daha büyük bir komisyoncu var mı?”

Hintli bir parlamenterin yazdığı bir kitap var. Birkaç yıl önce çıktı. İngiltere’yi arıyor. Sizin medeniyet anlayışınıza sahip çıkamayız, kucaklayamayız, diyor. Bir süre İngiliz sömürgesi iken, Hindistan’ın bir yerinde kıtlık, daha uzak bir bölümünde bolluk vardır. İngilizler, yiyeceklerin bolluk olan yerlerden kıtlık olan yerlere taşınmasını yasakladı. Her şeyi eve gönderiyorlar. Bundan daha büyük bir utanç olabilir mi?

Biz onlar gibi olamayız. Tüm dünya için adaleti sağlamayı ama bizim gibi eli kolu bağlı ülkelerle işbirliği yapmayı ve tüm bu ülkeleri kendimizle kalkındırmayı hedefleyen bir anlayışa sahibiz. Ahlaki ve manevi değerlerin canlanması ve teknolojik ve endüstriyel gelişme. Az önce bahsettiğim ilkelerle dünyayı kucaklayın. İnşallah bu dönem 15 Mayıs’ta başlayacak. Sayın Kılıçdaroğlu’nun 15 Mayıs’ta cumhurbaşkanı olmasını ve Türkiye’de yeni bir dönem başlatmasını istiyorsanız ki bu alkışlardan anlıyorum, kolları sıvayıp 14 Mayıs akşamına kadar çalışmalısınız. Sadece biz değil, siz de.”

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın