Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, planladığı son mitingini bugün Ankara’da Tindoğan Meydanı’nda gerçekleştirdi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Parti Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Parti Genel Başkanı Saadet Temel Karamollaoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gülteken Uysal ile birlikte mitinge; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş da hazır bulundu.
Yürüyüşte Yavaş dedi ki:
“Milli İttifak’ın bütün belediyelerinde gerçek sosyal devleti herkes ilk önce gördü”
Devlet Bahçeli: İnsanların özel hayatı ve özel hayatı en kötü şekilde hedef alınıyor
Değerli Ankaralılar bugün yaşadığımız hemen hemen her şeyi 2019 yılında yaşadık. Sandıklarda geride kaldıklarını görünce her türlü ganimet ve iftirayı attılar, hatırlarsınız. Yardımları keseceğiz, işçileri işten atacağız, PKK’lılara karşı sayaç okuyacağız diye iftira attılar değil mi? Ankara halkı inanmadı. Ankara halkı onları dinlemedi. Sonuç olarak, Ankara’daki fitne ve tecrit politikaları ortadan kalktı. İnsanlar 25 yıl aynı yönetimi görünce bölücü ve kutuplaştırıcı politikaları nedeniyle kimseyi dinlemediler. Başka bir yönetim denemedi ama 25 yıl sonra bir deneme yaptı ve Ankara halkı belediyecilik nedir gördü. Artık ihaleler açık, ihaleler şeffaf. Atık yok. Ankara halkının emeğiyle kazandığı, çöp projelere ödediği paralar artık çöp projelere yatırılmıyor. Nerede ihtiyaç varsa, oraya gidersiniz. Yani artık Ankara’da üretim var, sosyal yardımlar kesilecek dediler, hepinizin gördüğü gibi; Sosyal Yardım Belediyesi’nin Sosyal Yardım Belediyesi olmadığını herkes anladı. Herkes önce kendi belediyesindeki gerçek sosyal durumu gördü. Bunu Pan-Nation Alliance’ın belediyelerinde gördü. Şimdi herkes destekleniyor ama bir elin verdiğini diğeri görmüyor. Basit bir şekilde eskiden koli dağıtılırken, şimdi kartlara para yükleniyor ve insanlar en uzaktaki bakkala gidip gerçek ihtiyaçlarını alıyor. Şu anda 60.000 öğrenci evden okula ve okuldan eve ücretsiz geliyor. 16.000 kız ve erkek öğrenciye hizmet bedeli ödüyoruz. Bu küçük çocuklar arkadaşları alışveriş yaparken üzülmesinler diye her gün 15 bin öğrencimize 15 lira kantin parası veriyoruz. Desteklenen ailelerin tüm çocukları için tüm sınav ücretlerini ödüyoruz, böylece yardım almamaları için mümkün olan en kısa sürede okuyabilirler.
“Geçit törenlerinde de gördüğümüz gibi bu iş gerçekten bitti”
Pandemi sürecinde 40 bin öğrenciye 10 GB internet sağladık, cumhurbaşkanı da 15’inden sonra vermeye kararlı. 21 yıldır verilmeyen internetin seçimden sonra sağlanacağı söyleniyor. Yine doğalgaz için bir aylık doğalgaz ücreti, sadece mutfakta harcanan fiyata bir yıl sürmüyor. Bu seçim zamanı. Ama Ankara’nın emanet ettiği bu kardeşiniz geçen yıl ve bu yıl salgın nedeniyle artan ekonomik şartlar nedeniyle 250 ailenin çocuğunu yakalayamadı, doğalgaz yardımı yaptı. Yine pandemi nedeniyle artan ekonomik koşullar nedeniyle beslenme güçlüğü çeken aileleri ve beslenme güçlüğü nedeniyle öğrenme güçlüğü yaşayan aileleri düşündük. Son 18 aydır ayda 200 bin ailenin evine bir kilo et giriyor. Eskiden 1,8 dolara su satıp, o parayı bağışlarla kolilere dağıtarak, onlardan aldıkları parayla onlara yardımcı oluyorlardı; “Sosyal destekle fakiri koruyoruz” derlerdi. Şu anda 10 ton su kullanan ailenin ödediği ücret ise sadece 10 lira. Ben de bunu söylüyorum. 2019’da insanlar bu iftiralara inansalar, aldansalar, bölücü siyasete şimdi olduğu gibi cevap verseler Ankara’da bu iftiraların hiçbiri olmazdı. Ankara böyle karar verdi, iyi mi? Şimdi Türkiye’de 21 yıldır aynı hükümeti görüyorlar ve bir başkası çıkarsa ne yapacaklarını bilmiyorlar. Üç koyun güdemeyeceklerini öğrendiler. Bakalım sürü mü değil mi? Senden daha iyi idare ediyor mu, etmiyor mu? Ama mitinglerde gördüğümüz kadarıyla bunun gerçekten bittiğini umuyorum.
“Birinin özel hayatını kandırıp siyasete alet ediyorsunuz. Şimdi de Sayın Cumhurbaşkanımızla ilgili olmayan enstalasyonlu videoları sahnedeki insanlara gösteriyorsunuz. Ne fark eder?”
Kırsal kalkınmaya da desteğimiz var ve bunun detaylarına daha fazla girmeyeceğim. Ankara’da küçük bir burun olduğunu artık son kez biliyorsunuz. Öğren bunu; 1994 yılında bile rakibine komplo kurduğu iddiaları var. İlçe belediye başkanı hakkında kurdele olduğu için bu kafa dik tutuluyor. Hatta partisinden birine tuzak kurdu. Ama işin garibi, onu yaratan kişinin yanında çalışmak zorunda. Bu siyasetin acı tarafıdır. Şimdi görüyoruz ki FETÖ döneminden başlayan teyp kumpasları hala konuşuluyor. Yine Muharrem İnce hakkında aynı şeyleri ifşa ettiler. Ama nereden başladılar? Ankara’da yıllardır sahte broşürler dağıtılıyor. Bu şekilde seçmeni etkilemeye çalışıyor. Evet, öyle görünüyorlar. Fark etmez, hep birilerinin özel hayatını taklit edip siyaset için kullanıyorsun. Şimdi televizyonda gördüğünüz gibi sahneden insanlara başkanımızla alakası olmayan videolar gösteriyorsunuz. Fark ne? O zaman hiçbir şeyden şikayet etmeye hakkınız yok. Ankara sokaklarında sahte afişler dağıtıyorsunuz. Göreve başlama döneminde şehit olanların fotoğraflarıyla siyaset yapıyorsunuz. Şehit kanıyla siyaset yapıyorsunuz. Evet şehit kanıyla siyaset yapıyorlar. Ancak oradaki fotoğrafların çoğu açılış dönemine ait. Yeter artık bu ülkede nefret siyaseti yok olacak. Aynı şeyi söylüyorlar, 2019 seçimlerine giderken seçimleri kazanırlarsa devletin bekasının tehlikeye gireceğini söylediler. Böyle bir şey olmadı. Kazandık, PKK’nın açılış döneminde dayattığı “Ne mutlu Türküm demeye” ibaresini kaldırdılar, andımızı kaldırdılar, Türkiye Cumhuriyeti’nin bayraklarını kaldırdılar. Ve seçimi kazandıktan sonra hak ettikleri yere TC pankartlarımızı astık. Sonra İstanbul seçimlerini iptal ettiler. İstanbul seçimlerinde Millet İttifakı’nın hiçbir belediyesinde ayrımcılık olmadığını, dediklerinin de olmadığını gördüler. Başka bir yola başvurdular. Önce, “Kahrolsun Mekke, kahrolsun Kudüs, Ekrem Bey’e oy vermeyin” dediler. Ama İstanbul halkı kararlıydı.. ve ellerinden alınan iradenin gaspına karşı durdu. Bu sefer yedek kuvvetlerini çıkardılar. Bingöl’de 33 askerimizin şehadet emrini veren Osman Öcalan bu sebeple ayağa kalkıp televizyonlara çıktı; Akram Bey’e oy vermek ve Ben Ali Bey’e oy vermek. AKP’ye oy vermek… Yetmedi, çocuk katilinin konuşmasını getirip televizyonda okudular. Aynı şekilde en şereflilerinize oy vermemek için. Bunu uzun zamandır biliyoruz. İktidara geldiğimizde iktidar olmak için rahip cübbesi giymemiz gerektiğini söyleyenler bunlar değil mi? Aynı şeyleri yapıyorlar, kendileri gibi düşünmeyen herkesi, milyonlarca insanı teröristlerle işbirliği yapmakla suçluyorlar. Bir yandan da İmralı’ya heyet götürecekler değil mi? Artık bu ikiyüzlülük politikası sona erdi. Bunlar mevsimlik milliyetçiler, mevsimlik milliyetçiler. Duruma göre şekillenirler. Başarılı olursak, diyorlar, her türlü milliyetçiliği ayaklar altına alacağız. Onlar için işe yararsa, başımıza bela olduk derler. Artık onların muhafazakarlığına ya da başka bir şeye inanmıyoruz. İyi Müslümanın ağzından bal damlar, yalan söylemez, sövmez, bugün cumadır. Acaba o sahte kitapçıkları yapan kişi neden camide namaz kılıyordu? Bilmiyorum ki. Müslüman erkeklere ait olmayan videoları manipüle edip değiştirip halkını aldatıyor mu? Ne yazık ki ikiyüzlülük zirvede ama Türkiye kararını vermiş durumda. Gittiğimiz her yerde, toplantılarda gördüğümüz her yerde çok kararlı ve bu sözleri dinlemeyen insanlar var.
Ayın on beşinci gününden sonra Ankara’nın hakkını alacağına inanıyorum” dedi.
Değerli Ankaralılar; Keçiören-Havalimanı metrosu 2020’den beri Ulaştırma Bakanlığı’nın yatırım programında. İstanbul’da Akram’ın patronuyla metroda yarışacağız diye Ankara’da kıllarını kıpırdatmıyorlar. Ankara halkını cezalandırıyorlar. Bununla da kalmayıp önceki dönemde belediyeye 70 milyon aktarılırken ve şu ana kadar o sözleşmeye göre kesilmesi gerekirken; Seçimimizden 20 gün sonra KHK ile kural değişti ve şu ana kadar kesilen para 1 katrilyon 700 trilyon lirayı buldu. Ankara halkına hizmet etmelerini engellemek için bunu yapıyorlar. Asla şikayet etmeyiz. Çünkü 15’inden sonra inşallah başkanımız Keçiören-Havalimanı metro hattına imza atacak. 5-6 ay sonra kara havacılığından Eskişehir yolunu açacağız. Milli Savunma Bakanı’nın imzasını bekliyor. Keçiören Köprüsü’nü yıkmadan genişleteceğiz, orada gördüğü işkenceleri biliyorsunuz. Ne yazık ki Ankara Üniversitesi Rektörünün imzası altı aydır bekleniyor. Bunu zaten yaptık. Bunun gibi çok şey var ama umarım Ankara ayın 15’inden sonra hakkını alır. Nereye gidersek gidelim, bir daha asla eskisi gibi olmayacak. Binlerce milyon genç artık boş sözlere inanmayarak haklarını talep etmek için sokaklara çıkıyor. Hakkını istiyor, hakkını alacak. O hor görülen gençler, en ufak bir istekte azarlananlar, müjde. Umuyoruz ki, ayın on beşinden sonra kimseyi fitne etmeyen, kimseyi azarlamayan, kimsenin yiyip içtiğine karışmayan, herkesi bu konuda özgürleştiren, düşüncede özgürleştiren, özgürleştiren bir hükümet gelir. ifadede. dertlerini, cumhurbaşkanına hakaretin suç sayılmasına son vereceğiz diyor.
“Milletin iradesi üzerinde hiçbir güç yoktur”
Altı lider iki yıl çalıştı ve bir araya geldi. 2 bin 400 maddelik mutabakat zaptı hazırladılar. Orada yapılacak her şey açık. Aksi halde ne iftira atarlarsa atsınlar iftiradan öteye gitmez. ‘Seçimi kazanırlarsa darbe olur’ diyecek kadar ileri gidiyorlar. Şimdi tehdit etmeye başladılar ama biz korkmuyoruz, irademize sonuna kadar sahip çıkacağız. Halkın iradesinin üzerinde hiçbir güç yoktur. Ve Akram Başkanımızın da sık sık söylediği gibi ilk turda birinci olduk. Ankara söz mü? Sonunun geleceğinden eminim, umuyorum. Her şey çok güzel olacak.”
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]