Karamollaoğlu: “Yozlaş ve ‘alnımı secde et’ dost yok”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamolaoğlu bugün Sakarya’da, “Sadece ekonomi değil, ülkemiz de huzur içinde değil. Nerden? Dara düştüğünde adalete güvenemez. Adalet yoksa bir yerde, o zaman yok biz o ülkede yaşarız demek ki zulüm var bizim inancımızın temeli bu islamdan bahsediyorlar islamdan bahsediyorlar peygamber efendimiz ne demiş islam güzel ahlaktır adaletin başında gelir güzel ahlâk harama varmamak demektir.Yolsuzluktan vazgeçmek israftan gelir.Bütün bunları yapacaksın sonra secdeye gelenle şampanya patlatan arasında bir seçim yaptığımız safsatasına varacaksın.hayır, dostum.. Alnıma şımar ve secde et ve sen Cenab-ı Allah’tan en büyük azabı hak ettin.

Karamollaoğlu, mitingde şunları söyledi:

“İnsanlar geleceği için oy verir, kimse bundan korkmasın”

Bizim sorunumuz kavga etmek değil. Son zamanlarda, hükümet destekçileri işleri kontrolden çıkarıyor ve bir çatışma ortamı yaratıyor. Ama bir sözümüz var: “Sonsuz korku yardımcı olmasın.” Bu korku siyasetteki bu arkadaşları öldürür. Aslında bir bakıma onlar da çok bunaldıkları için tatmin olacaklardır. Bu işten nasıl ayrılacaklarını bilmiyorlar. Ellerini yüzlerine koyarlar. İnşallah pazar günü sandıkta hepimiz görüşlerimizi dile getireceğiz. Seçimlerin barış ve huzur içinde geçmesini temenni ediyoruz. Seçimler demokrasilerde en önemli konudur. Seçimler barışçıl bir ortamda yapılmalıdır. İnsanlar kendileri ve ülkelerinin geleceği için oy verirler. Bundan kimse korkmamalı. Ancak seçimlerde bir sorun daha var. Siyasi parti adayları ve siyasi parti temsilcileri seçime giderken kamuoyunu yanıltmamalıdır. Yalan, iftira ve hakaretlerden uzak durma ihtiyacı. Bugün farklı görüşlere sahip olabiliriz. Yarın iktidar değiştiğinde gerçekleri göreceğiz ve gerçekleri kabul etmek zorundayız ama bunun için birbirimizle kavga etmemize gerek yok.



Yurt dışında ve gümrüklerde oy kullanan seçmen sayısı 1 milyon 798 bini geçti

“Bu arkadaşlar hala demokrasinin ne olduğunu anlamıyor ve demokrasiyi içselleştiremiyorlar”

İlk hedefimiz neden tanıştığımızdır. Altı siyasi parti bugün değil 5-6 yıl önce bir araya geldi. Asıl sebep, mevcut başkanlık sisteminden kurtulmaktır. Başkanlık sistemi bugünkü haliyle bir diktatörlüğe evriliyor. Senin söylediklerini biz söyledik. Kimsenin görüşüne güvenmem. Parlamento? Bana göre değersiz olma noktasına geliyor. Bu nedenle başkanlık sistemini mutlaka değiştirip müzakere ve istişare ortamı oluşturacağız. İlk adımı atarken iki yıldır saygıdeğer cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştük. Uzman arkadaşlarımız ve abilerimiz çeşitli konularda düşüncelerini tartışıyorlar. Proje hazırlıyorlar ama geldiğimiz nokta bu. Bu seçime gittiğimizde altı partinin liderleriyle istişare ederek bu seçimden sonra karar vereceğiz ki sistem değişsin. Bu bizim adımız çok net ve doğru. Ve böylece Başkan Yardımcısı meselesi ortaya çıktı. Danışmak istemeyenler, danışmanlığın ne olduğunu bilmeyenler altı kişi toplanacak. İki belediye başkanımız da başkan yardımcılığı yapacak. Türkiye’yi nasıl yönetecekler? 600 kişilik toplantıda danışmak zorunda olduğunuz altı kişiden bahsetmiyorum bile. Aklından bile geçmeyenler, altı-sekiz kişinin bir konu etrafında toplanıp meseleleri tartışmasını karar vermenin önünde bir engel olarak görüyorlar. Bu arkadaşlar demokrasinin ne olduğunu hala anlamış değiller, kavrayamamışlar. Bunu unutamayız. Biz birbirimizin düşmanı değiliz, savaşa girmeyiz. Tamamen zıt fikirlere sahip olabiliriz ama bu fikirleri kavga etmek için değil, birbirimizi ikna etmek için ortaya atıyoruz. Sonunda bir karar veriyoruz… Bu seçimdeki ilk hedefimiz mevcut başkanlık sistemini değiştirmek.

“Avrupa’da herkes yoksulluk sınırına düşerken neden biz açlık sınırında kabul ediliyoruz?

Ama şunu da biliyoruz. Cumhurbaşkanımız seçildi, Sayın Kemal Cumhurbaşkanlığı görevini üstlendi. Onunla da çalışıyoruz. Parlamento müdahale edecek ve anayasa değiştirilecek. Bu bir süreç gerektirir. Meclis’te 400 kişilik bir çoğunluğa sahip olursak bu süreç kısalır. Burada Sakarya halkına büyük bir sorumluluk düşmektedir. Seçime gittiğimizde Sakarya’da patlama yapmak zorunda kalıyoruz… Uğraşacağımız konuların başında hep kurbanlarımız geliyor. Şimdi KHK mağduru kardeşlerimiz var. Kirasını ödeyemeyen insanlarımız var. İşçilerimiz var. Emekli bir memurumuz var. Borç alıp borcunu ödeyemeyen tüccarlar var. Her mağdurun elinden tutacağımıza söz veriyoruz kardeşim. Bizdendi, bizden değil diye ayırım yapmadan bu hizmetleri yerine getireceğiz. O yüzden nerede olursa olsun, şu anda mağdursa ve sorunlarını çözemiyorsa bir pandemi döneminden geçtik ve ardından deprem olayı yaşıyoruz. İnsanlarımız yok edildi. Borçlarını ödeyemeyen büyük tüccarlara elbette vuramayız. Memurumuz, çiftçimiz, emekçimiz, tüccarımız elbette bizim kardeşimizdir ve onların dertleriyle ilgilenmeyi görev biliriz. Cumhurbaşkanımızın bu arkadaşları bazı konularda ısrar ettiler, “Ben iktisatçıyım, inanın ekonomiyi bana bırakın, ben bunu kısa sürede nasıl düzeltirim.” Bu sözü unutmuyoruz. Ama gördük ki Sayın Cumhurbaşkanı ülkenin ekonomik sorunlarını çözemiyor. Bir tarafın çözümü daha da korkunç boyutlara ulaştı. Çalışanlarımızın büyük bir kısmına asgari ücretin altında ücret ödenmektedir. Açlık sınırının altında maaş alıyor, buna razı olamayız. Ne işveren ne de devlet böyle bir anlayışa sahip olamaz. Biz halkımız sadece karnını doyurmak değil, tüm ihtiyaçlarını karşılayacak bir ücret almak istiyoruz. Avrupa’da çalışan tüm emekli memurlar yoksulluk sınırının üzerinde ücret alırken biz neden açlık sınırının altında ücrete mahkum ediliyoruz?

“Yolsuzluk ve Yahoo’nun Korumasına Yabancı”

Şu anda ülkemizde sadece ekonomi huzur içinde değil. nerden? Sıkıntıya düştüğünde adalete güvenemez. Bir yerde adalet yoksa o ülkede yaşanmaz bir zulüm var demektir. Bu bizim inancımızın temelidir. İslam’dan bahsediyorlar. Ne demiş peygamberimiz “İslam güzel ahlaktır”. Güzel ahlakın başında adalet gelir. Yasak olana ulaşmamak demektir. Yolsuzluğu terk etmek, israfı terk etmek demektir. Bütün bunları yapacaksın ve sonra bizim ibadete gelenlerle şampanya patlatanlar arasında bir seçim yaptığımız yanılgısına varacaksın. Arkadaş yok. Güzel ahlakın Müslümanların düsturu olduğuna inanıyoruz. İkisi de çürük ve alnım secde. Allah tarafından en büyük cezaya layık olacaksınız. Bu nedenle gençler arasında İslam’a olan eğilimde bir azalma oldu. nerden? İnsanlar bu sözlerle İslam’ı anlatmaya kalkarsa, genç adam neden İslam’a uysun? Umursamıyor. Bu anlayışı kökten değiştireceğiz. Her ilde yatırımlar olacak. Adalet kavramı ilk etapta üzerimizde taşıdığımız tuval olacaktır. Kişisel bir dış politika izleyeceğiz. Çevremizdeki politikayı her ülke ile uyum içinde tutmaya kararlıyız. Bizim için iki şey önemlidir. İlk önce; Türkiye Cumhuriyeti olarak sınırlarımızı korumakta kararlıyız. Hiçbir şekilde bu limitleri değiştiren bir politika içerisine girmeyeceğiz. Buna katılmıyoruz. Başkalarının sınırlarını ihlal etmek istemiyoruz. İkincisi, aile kavramımızı kesinlikle koruyacağız. Aile toplumun temelidir. Aile kavramı ortadan kalkarsa o ülkede huzur olmaz. Birlikte aile kavramını tanıtmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Pazar, oyların sandık başına gideceği gün olacak. İnşallah pazartesi de tatil olur.”

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın