#Election2023 Seçim Günlükleri: ‘Yeniden inşa edilen bir şehir değil, bir sürgün’

Sol Parti Başkanlar Kurulu Üyesi ve Hatay’ın milletvekili adayı Viray Aytkin Aydoğan, gazeteci Sibel Hurtaş’ın sorularını yanıtladı. Deprem bölgesindeki seçim atmosferini anlatan Aydoğan, kentteki seçim atmosferini değerlendirdi.

Türkiye son 5 günde nereye gidiyor? Bize de deprem bölgesinin durumunu anlatır mısınız veya özetler misiniz?

Seçimlere son 5 gün kala seçim gündemini ve Hatay’ın deprem bölgesini değerlendiren Hatay Milletvekili Adayı Feray Aytekin Aydoğan, “Dün hala ilk günkü gibiydim. Hissedin gibiydi Hiçbir hizmet verilmiyor.Tabii her gün yeni bir problem çözmeye devam ediyoruz.Hatay güne yeni bir problemle başlıyor ve şu cümleyi o kadar çok duyuyoruz ki her gün depremi yaşamaya devam ediyoruz. Ve yine bu en temel seçim süreçleri ile birlikte daha çok seçimle ilgili gündemler ortaya çıktı ve o ilk günlerde Hatay’da terk edilmiştik.Şimdi unutulma duygusu unutulma korkusuna dönüşüyor ve aslında yaşanan yıkım… günden güne artıyor.Sorunlar anlamında yaşadığı psikolojik yıkımın ve yaşadığı hayati yıkımın her geçen gün arttığını görüyoruz.Mesela onlarca konu sıralayabiliriz ama yine de erişim sorunu çadır en temel konulardan biri.. Mesela çadırkentte enkaz altından çıkarılan bir ailenin yatak bulma problemini, iş yerinde yatak bulma problemini çözmeye çalıştık. Turunç üçüncü gün Mersin’de uzun süre tedavi görüp tekrar Hatay’a döndü, 3 ay geçmesine rağmen hala çadıra alma sorununu konuşuyoruz.

“Çadırlarda kaos devam ediyor”

Deprem bölgesinde devam eden sıkıntılara dikkat çeken Feray Aytekin Aydoğan, “Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün çadır kurduğu son günlerde Orhanlı’da bunu tekrar yaşadık. Çadırlar boşaltılınca, ‘deyince korkunç oluyor’ boşaltılır alım alanına geri döndürülürler.Her şiddetli yağmurda sulayın bir süre sonra oradan gönderirler.Kaos ve belirsizlik temel bir durum yani her gün yaşadığımız durum orda mesela artık çadırı çok aştı.Tahribin ne kadar büyük olduğunu herkes biliyor.Hatay’da yeni bina yapmanın uzun zaman aldığını herkes biliyor.Bildiğiniz gibi kışın yaklaşmasıyla birlikte konteyner talebi çok daha öncelikli. Yaz döneminde yeni sıcaklıklara rağbet, böcek, yılan ve benzeri tehlikelerin yanı sıra kap ihtiyacı da bir ihtiyaçtır. çok az bir alan ve Hataylıların en temel sorun ve taleplerinden biri ve bununla ilgili adımlar.Konteyner ama Hataylılar için böyle bir plan yok. 65 yaş üstü, engelliler, evi ağır hasarlı olanlar için öncelik ve planlama yapılacak ve bununla ilgili bir planlama yok. Mesela Orhanlılar’ın tahliyesi, Hayyam’ın tahliyesinin sebebi ise konteynerler gelecek ama bu konteynerler ne zaman, hangi sürede gelecek? Bu kaplarda öncelik kime ait olacak veya bu kaplar hangi düzende oluşturulacak? Bu da bilinmiyor. Yine boşalan çadırlarda çok sayıda engelli var, örn. 65 yaş üstü çok sayıda Hataylı tahliye edilen çadırlarda yaşıyor. Evleri ağır hasar görenler var, gidelim. Hani nerede, nasıl, hangi şartlarda yaşayacaklarını bilmiyorlar. Su alanına yerleştirilirler. Kalıcı bir çözüm bulunana kadar kesinlikle ayrılmayacağını bir bölümde haklı olarak söyledi. Bunu tekrar oraya dönen bölge valisine de iletmişler, bu çok meşru ve haklı bir talep.”

Asbest tehlikesi devam ediyor.

Aydoğan, deprem bölgesindeki molozlarda asbest bulunması tehlikesine dikkat çekerek, “Asbestin çok ciddi kimyasal riskler taşımasına ve inşaatta kullanılan bu kazıkların asbestsiz olması ve kalıcı depolarda olması gerekliliğine rağmen, yasanın çıkması için şimdilik yok sayılıyor.Örneğin bu asbest çadırkentlerde her yerde bulunuyor.Onlarca yerde,tarım alanlarında,meralarda,yaşam alanlarının olduğu her yerde küçük yığınlar oluştu.Bununla birlikte yeni bir asbest tehlikesi ortaya çıkıyor. gün geçtikçe artıyor ve bir his var Tahliye ederek.Hala her gün daha molozlar temizlenmeden artçı sarsıntıların olduğu bir dönemdi.Yıkılmak üzere olan yüzlerce bina için hiçbir önlem alınmazken, riskli alan ve kamulaştırma kavramları bile ne yazık ki boşaltıldı ve biz çok net bir şekilde söylüyoruz ki bu kamulaştırma halkın lehine bir hareket değildir ve şu anda bu tehlikeli alan ve kamulaştırma kararları 5’e çıkmıştır. neden halkın yanında değil de hızla Kamulaştırma sürecini Tarihi Çarşı ve Kurtuluş Caddesi’nde paylaşarak. 5 Nisan’da alelacele söylediğim gibi enkaz kaldırılmadan temel ihtiyaçlara erişim sorunu devam ederken, tehlikeli bölge ile ilgili hızlı bir şekilde karar verildi. Tarihi çarşı Kurtuluş Caddesi’ne ithaf edilmiştir ve bu sadece Antakya’nın değil tüm Türkiye’nin meselesidir. Çünkü Antakya’nın kalbi, Antakya’nın kadim geçmişinden bu yana yüzlerce medeniyeti kucaklamış tarihi bir kültürü temsil etmektedir ve şimdi de öyledir. Biz bu kararların savunucusu muyuz, yani iktidar kanadı olarak biz bu dokuya sahip çıkmak istiyoruz. 5 Nisan’da alelacele söylediğim gibi temel ihtiyaçlar için erişim sorunu molozlar temizlenmeden devam ederken, istikrarsız bir bölgede hızlıca karar verildi. Tarihi çarşı Kurtuluş Caddesi’ne ithaf edilmiştir ve bu sadece Antakya’nın değil tüm Türkiye’nin meselesidir. Çünkü Antakya’nın kalbi, Antakya’nın kadim geçmişinden bu yana yüzlerce medeniyeti kucaklamış tarihi bir kültürü temsil etmektedir ve şimdi de öyledir. Üstüne bir de bu kararların savunucusu, yani iktidarın kanadı onlar, biz bu dokuya sahip çıkmak istiyoruz. Yıllardır büyük bir emekle sahip oldukları evleri ve dükkanları olması ve biz onlara ulaşana kadar kimsenin bu bilgilere sahip olmaması ve ardından tehlikeli bölge kararının devam etmesi, kamulaştırma kararının çok hızlı bir şekilde çıkması muhtemeldir, muhtemelen çünkü İstanbul’da yapılmıştır. Antakya ile ilgili bu görüşme, Antakya için çok önemli olan Antakya’nın kaybı dediğimiz alanda İstanbul’da yapılacak bir toplantının karara bağlanması için zaten büyük bir soru işaretiydi. Bir mimarlık firmasına ihale ve davet usulü ile ihale yapılmıştır. Yani gerçekten akıl dışı, insanlık dışı bir durumda yaşıyoruz. Temel ihtiyaçları karşılanmayan ve enkazı henüz temizlenmeyen insanlar. Onlarca sorunla baş başa kalmışken, o kadar ince ince işlenmişti ki, oradaki her türlü geri dönüş bu firma tarafından yapılacak, daha enkaz altında insanlar varken bu ihale bir savunuculuk havasında yapılmış olabilir. Bu bir şehir imarı değil, Hatay halkı ve ulema ile bir karar alma süreci değil, birden fazla kişiye ve hepimizin tanıdığı birçok kişiye ulaştık. İl dışında yaralılar ve yakınlarının tedavisi sürüyor. Eski Antakya ve Kurtuluş Caddesi’nde oturan Antakyalı vatandaşlara 200’den fazla kişi ile dava açtık. Bu yüzden beşe kadar açmak zorunda kaldık. Antakya’yı koruyacağız ve bu kararların Antakya halkına, âlimlere rağmen alınmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

Bu bir haciz değil mi? Ama aynı zamanda, bu sürgünle tam olarak neyi kastediyorsunuz?

Kentin tahliyesini değerlendiren Aydoğan, “Yani süreç şöyle ilerliyor. Çünkü bu kararlar alındıktan sonra bir şekilde müsadere adı altında evlerine, tarlalarına veya işyerlerine el konuluyor ve başka bir yere gitmek zorunda kalıyorlar. başka bir yerde hayata başlamak.” Ve bu demografik yapının OHAL kararıyla değiştiğini zaten hepimiz biliyoruz. Aslında 11 ilin tamamında bu ihaleler yapıldı. Yaklaşık 3 aydır Hatay’da bu gerçeği gün be gün yaşıyoruz.Şehrin yeniden inşası ve yeniden inşası nasıl olmalı? Okulunu, hastanesini, tüm yaşam alanlarını tek bir birim halinde planlama ihtiyacı varken, Hataylılar bunu parça parça, en basit sorunları bile çözmeden sanal bir sürgün olarak görüyor.

Hatay’da seçim günü neler olabilir? Hataylılar depremde hayatını kaybedenlerle ilgili yayınlanan verilere güveniyor mu?

Seçim günü Hatay’da olası sorunları ve deprem sonrası verileri değerlendiren Aydoğan, “Hataylıların bu rakamlara inanmadığını söyleyebilirim. Daha ben gitmeden önceki gün bir anne ve iki çocuğu bulundu. Enkaz altında yani evet bir kaç mağdur.Kaybolana ulaşamamak en önemli acılardan biri yani en önemli acılardan biri bizlerin en temel hakkı olan şeffaf bilgiye ulaşamıyoruz. 21 yıl önce tanık olduğumuz salgında, tanık olduğumuz depremde yaşadığımız toplum, kaç öğretmenin hayatını kaybettiğini bilmiyoruz, hala kaç öğrencinin hayatını kaybettiğini bilmiyoruz. Kaç öğretmen ve öğrencinin hayatını yaralı veya engelli olarak sürdürmek zorunda kaldığını bilmiyoruz.Bu genellikle fayın tamamıyla ilişkilendiriliyor.Aynı durum deprem bölgesi ile ilgili tüm gazeteciler için geçerli Vakıf Gazetesi ilanı açıklama yaptı. 26 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı ama mahalleliye gittiğimizde ilk defa bu sene açıklandı yani 30 kişi gazeteci dedi orada da bir sıkıntı var sadece gazeteci değil. Yani bir gazeteci olarak yayınlandı. Ancak tüm medya çalışanlarının bu habere dahil olması gerekiyordu. Işık yapıcısından fotoğrafçısına, matbaacısından yönetmenine kadar hepsinin bu yelpazeye dahil edilmesi gerekiyordu. Aynen işte mesela gazetecilerle ilgili bir haber yapılmış ve biz deprem bölgesine gidip bu sayıya baktığımızda 30’dan fazla bir sayıyla karşılaştım. Basın kartı olup olmadığı konusunda da bir bilgim yok. veya nasıl yapılır. Verilen rakamlar bu bilgidir. Yani bu bilgilerin henüz paylaşılmamış olması seçim dönemine ilişkin bu güvensizliğin inşa edilmesi konusunda çok haklı bir endişe, dediğim gibi pandemi bunun çok net bir örneğiydi. Seçim sürecindeki temel kaygılardan biri Hatay’daki seçmen sayısıdır. Depreme tanık olmadığımız zamanlarda bile, Aisha Teyze’nin ölüler adına seçmen kaydetme olgusu vardı. Bir gazeteci arkadaşımız bunu ifşa etti ve çok konuştu. Ölenler adına bile seçmen kaydının olduğu bir ülkeden bahsediyoruz. Evet, buna bir de bu karmaşa eklenince. Bu bilgilerin tüm anketlerde tek tek paylaşılması gerekiyordu. Bu sandıklara kayıtlı seçmen sayısına ilişkin ne gerçek rakamlar ne de gerçek rakamlar hakkında henüz bir açıklama yapılmadı. Yine bahsettiğiniz gibi çok fazla göç oldu. Çok fazla göç olmasına rağmen Hatay’da oy kullanma ısrarı ve kararlılığı çok yüksekti ve ulaşım sorununun çözülmesi gerekiyordu. Önceki gün bununla ilgili de bir açıklama yaptılar ama bununla ilgili planlamaya dair detaylı bir bilgi yok. Peki hangi noktalardan, nasıl ve ne şekilde olacak? Oraya nasıl varacaklar? O araçların kalkacağı noktalar için bir planlama yok. Zaten hepsi sadece hayal gücü. 21 yıldır tanık olduğumuz salgın ve deprem döneminde yaşadığımız bir algıdır. Hatırlarsak Yerel Haberler depreminde tasarım yapıyordum. Yine Arama Kurtarma’nın temel ihtiyaçlarının zamanında ulaşmadığına dair çok gerçek ve bariz eleştiriler varken o an mikrofon açıkken şu cümleyi duyduk, algı güzel ama ne kadar algı yaparlarsa yapsınlar. yaparlar, yaratmaya çalışırlar. Anlamsız. Çünkü insanlar bunu her gün, her an, her dakika yaşıyor, burada bize veya muhalefet cephesindeki herkese çok büyük bir sorumluluk düşüyor.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın