Seçim 2023 Anna Akshner: Yapacağımız ilk şey; Temmuz’da emekli ve işçilere yüzde 50 zam

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Mersin’de miting düzenledi. Akchner, vatandaşlara şu sözlerle seslendi:

“Demokrasinin beşiği olan ve bu demokrasiyi gerçekten talep eden, gereğini yapan Arslanköy kadınlarının torunları buradasınız. Size en derin şükranlarımı sunuyorum. Annelerimiz, anneannelerimiz ve büyük anneannelerimiz, O günlerde yeniden demokrasi için hapse girmeyi göze alan kim, 14 Mayıs’ta Kadınlara ve emeğine para ödemeye hayır mı diyeceğiz, Erdoğan Bey ve arkadaşlarını emekli mi edelim, 13. Cumhurbaşkanımız Sayın Kılıçdaroğlu’nu, beraberindekilerle makamına mı koyalım? Alkışlar Kiminizin ablası Kiminizin annesi Kiminizin kardeşi Meral Akşener’i başbakan yapar mısınız Şimdi bunu duyanların yürekleri sızlıyor.

“Temmuz ayı gibi emekli ve aktif çalışanlarımızın tamamına yüzde 50 zam yapacağız.”

Kemal’e 1, Miral’a 1 oy verirseniz; Evet Kemal Bey başkan, Meral Akşener başkan oldu. Bugün 1 Mayıs Uluslararası Emekçi ve Dayanışma Günü, bugün kutlu olsun. İşçilerimizi, çalışanlarımızı ve emekçilerimizi tebrik ederiz. Buradan Ümmet İttifakı adına ve Uluslararası Kızıl Haç Partisi Yılı adına Meral Akşener olarak bir söz vermek istiyorum. Ocak ayında emeklilerimiz ve çalışanlarımız için yüzde 55 zam istedim ama yapmadılar. Şimdi seçimleri 15 Mayıs’a taşıyacağız, Recep Bey ve arkadaşları emekliye ayrılarak Kılıçdaroğlu Bey’in makamına çekildiler, bundan sonra yapacağımız ilk iş şu; Temmuz başında tüm emekli ve çalışanlarıma yüzde 50 zam planlanıyor. Bunu burada söyleyeyim.

“Mistik dosyalar atılıyor, milletimizin seçmenleri uzaklaştırılıyor”

Bazılarınız benim yaşımdasınız. Geçmişte Türkiye’de beğenmeyen siyasetçiler önce bu platforma gelen siyasetçiler seçmenin önünde durmuş, selam vermiş, yere kadar eğilmiş, projeleri ve hizmetleriyle seçmeni size sevdirmeye çalışmışlardır. Yaklaşım, bir not vereceğim. Olumlu bulursanız, “Ben sizi ve partinizi güç yaptım, hizmet edeceksiniz” diyeceksiniz. Daha az hoşunuza gittiğinde, “Ben size karşı çıktım, siz bizim avukatımız olacaksınız” diyeceksiniz. Muhalefet halkın şampiyonudur. Devletin de hizmet etme görevi vardır.

3 buçuk yıl önce. Biliyorsun, ben yeni patronum. Bana göre harika bir konuşma yaptın. Bir köylü için öğretmen tutamama konusunda gençlerle konuştum. Kendimi bir kez sevdim, kendimi bir kez sevdim, kelimelere dökemiyorum. Göğüs dolu çıktım ve gazeteci arkadaşlarım sıraya girdi ve bana bu konuda soru soracaklarını düşündüler. Ne dediler biliyor musunuz Sayın Erdoğan Sayın Kılıçdaroğlu’na bunu söyledi. Sayın Kılıçdaroğlu bu şekilde cevap verdi, bu konuda ne düşünüyorsunuz? Beni DYP’den tanıyanlar var, ağzımdan ilk çıkan kelime ‘Gözüm bağlı diyorum’ oldu. Ben söyleyemem. CEO olduğumu hatırladım. Dedim ki: Benim neyim var? Ben de dışarı çıktım. Sonra arkadaşlarımızla toplandık ve dedim ki: “Yün yumakları atıldı, bizim seçmenlerimiz çırak.”

“Esnaf ekonominin bel kemiğidir”

Bu nedenle tüccarlara gitmeliyiz. Esnaf, sanayi ve tarım ürünlerini satan ekonominin bel kemiğidir. Aynı zamanda bu ülkede en fazla iş imkânı sağlayan sektördür. Esnafı ziyaret etmeye başladık. O dükkânlarda Allah şahittir, partimi övdüğüm anda başka bir partiyi eleştirmem. Ama biz bunu yapmaya çalıştık, sesinizi dinleyin ve buna bir çözüm bulun ve sonra iktidardaki arkadaşlarınız bu çözümleri isterse alabilirler; Sizin adınıza, başvurularını sizin adınıza talep ettik. Böyle bir yöntem bulmaya çalıştık. Bir kısmını pandemi döneminde yaptılar. Bu gezilerde ben; Bizden yorgun ve yaşlı gençler gördüm. 82 puan aldığı çocuğun AK’de amcası ve ayısı olmadığı için atanamadığı için atanamayacaklarını yüksek sesle haykıran anneler gördüm. Ağlayarak çocuklarının iki üniversiteden mezun olduklarını ve KPSS’den yüksek puan aldıklarını söyleyip de mülakatta takılıp gece yatıp gündüz uyuduklarını söyleyen anne babalar gördüm. Farklı emekli maaşları olan 5 emekli gördüm. Annelerin tencere kaynatmakta zorlandıklarını gördüm. 21 yıl önce Türkiye’de bu kadar ekonomik kaos, bu kadar yoksulluk yaratan iktidar, iş imkanı sağlamadığı için insanları işsiz bırakmış, ünlü röportaj yüzünden her türlü ayrımcılığa maruz kalmış, gençleri umutsuzluğa düşürmüştür. Türkiye’de.

“Parlak gözleri Mersin’e verdiler. ‘Bilgi ekonomisi’ diyeceksiniz”

Burada da pırıl pırıl gözler vermişler. yandım Bilgi ekonomisi derken yanılıyorsunuz. Altmış yaşında, işsizsin. Tarım kayboldu. Tarım ürünlerinde indirim, mazotu ucuzlatın, girdileri sübvanse edip tarım öncesi karşılaştığımız sorunları artırın diyorsunuz, mazot ve ilaçtan öldük diyorsunuz, harcadığımız parayla ürünlerimizi satamayız diyorsunuz, iflas ettik. ; “Bilişsel” diyor. yandım

“Başbakan, Natural Breeze’i bir kağıt parçasından okuyamaz.”

14 Mayıs’ta önemli bir seçime gidiyoruz. Bu seçim Seçmen Günü. Oy verirsin, beğendiğini oylarsın, beğenmediğini gönderirsin. Sizi ikna etmeleri için siyasi ekibi arayın; Hizmet anlayışını, vizyonunu, yapacaklarını, projelerini anlatmak zorundadır. Bu gücün bir kısmını açıklayayım. İlginçtir ki AKP üst kademeleri bize milliyetçilik dersi veriyor. Ve anlamadıkları için ortalık karışır. Başbakanlık görevini yürüten kişi gazeteden İstiklal Marşı’nı okuyamadı. Ama öte yandan, her biriniz burayı onurlandırdınız, biz ve sizler fatih olduk. Onlar kim? Onlar “bağımsızlık için savaşanlardır”. Ben dahil buradaki insanları tek tek sayarsak Balkan Savaşı’nda, Birinci Dünya Savaşı’nda ve Milli Mücadele’de her aileden birer şehit var. Bu ülke bu ülke gibidir. Hangi şehirde doğmuş olursak olalım, her birimizin ailemizde bir şehidi vardır. Dolayısıyla muhalefeti işgalci ve bu millete karşı bir kurtuluş savaşı gibi göstermek ayıptır, günahtır.

“Sadece görüşme yoluyla yediğiniz kişinin hakları, bir yabancının ortasında büyük bir kara leke oluşmasına neden olmuştur.”

Bir ev kutlaması var. Allah Şanlıurfa halkının yardımcısı olsun. Milletin koalisyonu olarak 14 Mayıs’ı kazanırsak iki şey olur diyor; Önce FETÖ kazanacaktı. İkincisi, şampanya patlatacaktık. Neyse hayatımda hiç ağzıma alkol almadım, öylece kenara koyduk. Daha komikleri var; Bu arkadaşlarımız temiz yerleri ile alınlarını seccadeye yaslarlardı. Benim Yaşımdaki Kadınlar, St. Adam’ın hikayesini biliyorsun. Ve alnını temiz tutmak için “çalmayacaksın”, yapmayacaksın, kul hakkına tecavüz etmeyeceksin, harama el uzatmayacaksın. O alnı temizlemek için kulun hakkını yemezsin, ona yedirmezsin. Sadece röportaj yoluyla ele aldığınız insan hakları, alnınızın ortasında koca bir kara lekeye neden oldu. Çık oradan.

“Vito geliyor.” Dernek başkan yardımcısı olarak 8 yıl derneğe başkanlık yaptım. Bu arkadaş gibi veto teşkilatını öven bir siyasetçiye hiç rastlamadım. Kadere bak.

“Kişi, kadın ve erkek arasındaki evlilikle ilgili kamu görevinden sorumludur.”

Psikiyatrinin üçüncü bir alanı da vardır. Asayişten sorumlu olması gereken kişi, erkek erkeğe evlilik meselesine kafayı takmış durumdadır. Ey Mersin halkı, kazanırsak erkekleri erkeklerle evlendireceğiz. Böyle kurgusal bir dünyayı anlamak hiç mümkün değil. Erkek erkeğe, işimiz bitti beyler, sizi hayvanlarla evlendiriyorlar. Kadın ve erkekle evlenmek zorunda kaldık. Daha da ilginci 14 Mayıs akşamı kazansaydık darbe yapacaktık. Arslanköylü kadınların torunları… O gün haksızlığa, demokrasi karşıtlığına engel olan sizler… Bu ses, bu ahmaklar, bu Mersinli deliler bu sesi duymalı.

Biz buna Milletin Demokrasi İttifakı adını verdik. Demokrasi için, bağımsız yargı için, hukukun üstünlüğü için, kayırmacılığın sonu için, meritokrasi için, tarımın gelişmesi için, gençlere umut olsun, defolun doktorlar için çıktık bu yola. atağa git Ve darbe değil, milletin iradesi olarak 14 Mayıs’ta galip geleceğiz değil mi? Dinleyin, saygıdeğer varlıklar.

“Sinan Atti’yi unutamıyorum”

Sinan Ateş’i unutmam mümkün değil. Sinan Ateş genç bir akademisyendir. İki kızları var. Genç bir öğretmen karısı var. ve öldürüldü. Katiller belli, azmettirenler belli. Ah Recep Bey nefes almayı bilir misin? Asayişten sorumlu, evliliklerin peşinden erkekten erkeğe giden, ayakkabı numarasından ayakkabı numarasına kadar her şeyi biliyor musun? Sinan Ats’ın katilleri nerede, Sinan Ats’ın azmettiricileri nerede? Mersin biliyor. Ben ona hesap sormazsam, ona uymazsam kardeşim bana hesap sorar. Kardeşim mezarına geri döndü. Ben Nihat Gürer’in ablası olsam bu hesabı sormasam şerefsiz ve şerefsiz olurum. Onun için 14 Mayıs çok önemli. Ama Sinan Ateş’in bizi 50 bin suçla karşı karşıya bıraktığını söyleyince tüyleri diken diken oldu.

18-26 yaş arası tüm gençlere 200 bin lira ödeyeceğiz” dedi.

Recep Bey ve arkadaşları Cafer Okan’ın katilleri Hizbullah’ı ellerinde tutmaktadır. Çok fazla sorumluluk olacak. Bu sol el PKK’dır. Recep Bey dedi ki: Ailesiyle birlikte İmralı’ya gitti, Muhammed de gitti. Onlar akraba, onlar Muhammed, Abdullah Öcalan kardeşimiz. Üstüne üstlük, iş artık kontrolden çıktı. Ama siz elinizin tersiyle şunları yapacaksınız.. ve bu ülkeyi kalkındırmak için çalışacak, bu ülkedeki adaletsizlikleri önleyecek, gençlere nefes aldıracaksınız. 18-26 yaş grubundaki tüm gençlerimize iş bulana kadar koşulsuz 200 bin lira ödeyeceğiz.

“15 bin lirayı emeklilerimizin hesabına kurban olarak yatıracağız”

Kurban geliyor. Allah hepimize fedakarlık yapmayı nasip etsin. Geçen yıl 5 bin liraydı, bugün Kocaeli’de 15’inci koyunun karar ortalaması 12 buçuk. Büyük bir çoğunluğunuz fedakarlık yapamayacak, imanın gereklerini yerine getiremeyecek ama biz seçip emeklilerimizin hesabına hemen 15 bin lira yatıracağız. Köyler boş, o köylerde yaş ortalaması 50. Köylerde okul açacağız, öğretmen tutacağız, veteriner tutacağız, ziraat mühendisi tutacağız. Genç bir çiftçi eşiyle birlikte köyde yaşayıp çiftçilik yapmak isterse biz devlet olarak karı kocaya SSK veya BAĞ-KUR taksitleri ödeyeceğiz. Türkiye üretmeden kalkınamaz. Pandemi sırasında gıdanın hayatta kalmak kadar önemli olduğunu gördük. Havza bazında ekim yapılacak ve toprağınızda yetiştirmeniz gerekenleri size anlatacağız. Yetiştirdiğiniz her ürünü alacağımızı, düşükse aynı parayı alacağınızı, yüksekse cebinize fazladan para çıkacağını önceden duyuracağız.



Diyarbakır ve Gaziantep’te uyuşturucu operasyonu

“Birinci öncelik kadın ve gençlere nefes almak”

Ama hepsinden önemlisi nefes almaktır. Kadının nefesi ve gençlik. Kısa bir süre önce, Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılışı için Nowshahr’a gittim. Seninle orada ilgilenmek istiyorum, biraz dengem var. Orada ağladım, Türkiye’de bu kadınların yaşadığı kötü durumu düşündüm. Acıtıyor. Hangi makam, mevki, hangi yaşta olursak olalım, her birimiz, örtülü olsun olmasın, üniversite mezunu ya da köylü kızı farketmez. Çektiğimiz acılar çok büyük. Burada birinci öncelik, bu baskıyı, bu mutsuzluğu, bu sıkıntılı durumu, genç kadın ve erkeklerin bu koşuşturmacasını engellemektir. Tanrı’nın huzurunda size söz verdiğim gibi.

“Bütün Suriyeliler iki yıl içinde ülkeyi terk edecek”

Neden Suriyelileri bu ülkeye getirdik, ne kâr elde ettik, ne oldu? Kimine göre 10 milyon, kimine göre 8 milyon, kimine göre 6 milyon kişiyi doldurduk. Öte yandan komşularımızla olan 7 trilyon dolarlık ticaret hacmi de ortadan kalktı. Sanki biraz önce demokrasiymiş gibi Beşar Esad’a demokrasiyi öğretmeye çalıştık. Sonuçta ülkemizde 8 milyon Suriyeli var. Bunu açıkça söylüyorum. Hepsi iki yıl içinde gitmiş olacak. Hepsi bir arada gidecek.”

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın