SES Samsun Şube üyeleri, her hafta birlik genel merkezi ile koordineli olarak farklı illerden sendika üyeleri ile deprem bölgelerinde sağlık hizmeti vermektedir. 3-8 Mart tarihleri arasında Hatay’da faaliyet gösteren SES Samsun şubesi adına şube şefi Aysel Ocak yaptığı açıklamada, bölgedeki izlenimlerine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Su, tuvalet ve yemek mevcut”
“Hatay’da depremzedeler, ihtiyaçlarının karşılanmasını bekliyor. 6 Şubat’ta 11 ilde meydana gelen depremin üzerinden bir ay geçmesine rağmen bölge halkının en hayati ihtiyaçlarının karşılanmadığı ve depremin yaşandığı görülüyor. sorunları çözülmedi.Depremin ilk gününden itibaren gönüllülerimiz sendikacılar ve sağlık ve sosyal hizmet alanında çalışan işçilere bölgede çalışmalarını sürdürdüler.Genel Müdürlüğümüzün yaptığı planlama doğrultusunda biz SES Samsun olarak Hatay şubesi 3-8 Mart 2023 tarihleri arasında gönüllü ekibimizle katılım sağlamıştır. Yaptığımız gözlem ve çalışmalarda halktan aldığımız bilgiye göre kurumlara ulaşılamamıştır. Depremin ilk iki gününde bölgeye gelen yetkililer, arama-kurtarma çalışmalarının başlamadığını, güvenliksizlik sonucu yağma yapıldığını, yakınlarını enkaz altından kendi imkanlarıyla çıkarmaya çalıştıklarını bildirdiler. A yeri, su, tuvalet, yemek olmadığı için soğuğa ve yağmura rağmen sokakta, bölgede sağlık ve sosyal hizmet çalışanları ile Türk Tabipler Birliği gönüllülerinden oluşan bir ekiple planlama yapıldı. Bu planlama doğrultusunda, provizyon yapılır. Gönüllü psikiyatristler aracılığıyla talepte bulunanlara ayakta tedavi ve psikososyal destek hizmetleri, kurulan Kadın Sağlığı Birimi aracılığıyla da kadın ve çocukların ihtiyaçlarına yönelik destek. Saha çalışmaları sırasında gezici sağlık hizmetleri, koruyucu sağlık hizmetleri, çevre sağlığı hizmetleri, su kontrolü, klor ölçümü, yerleşim yerlerine yakın çöp toplama ve moloz dökümü konularında belediyeye bilgi verildi.
“Tuvalete gitmek için su içmiyorlar.”
Çadır kentler ve köyler ziyaret edilerek sağlık ve ihtiyaç tarama malzemeleri dağıtıldı, kadın örgütleri tarafından oluşturulan hijyen kitleri dağıtıldı. Açıklamalarımızda bölge halkının hala çadır ihtiyacı olduğunu, kırsal kesimlerde ve ücra köylerde çadıra erişimlerinin olmadığını, kendi kurdukları küçük çadırlarda 8-10 kişiyi barındırmak zorunda kaldıklarını belirttiler. araç. Depremin üzerinden bir ay geçmesine rağmen hala çadır alamayan ailelerin, yakınlarının çadırlarında çok sayıda barınmasına karar verildi. Burada yaşamaya çalışan insanların en büyük sorunlarının temiz su, duş ve tuvalet ihtiyacı olduğunu, kadınların mahremiyet konusunda sıkıntı yaşadıklarını, tuvalet ihtiyacını gidermek için su içmediklerini, çöplerin çöpe atılmaması olduğunu söylüyorlar. toplanmış. . Özellikle yaşayanlar olmak üzere yıkılmamış ancak hasar görmüş evlerinden çıkamayan insanların en büyük sorununun tuvalet ve duş ihtiyacı olduğu gözlemlendi. Tuvalet ihtiyaçlarını riske atarak evlere girdiklerini söylediler. Bu olumsuz koşullarda yaşamak zorunda kalan kişilerde bit ve uyuz vakalarının görüldüğünü belirledik ve gerekli ilaç tedavilerine başlandı. Kent merkezi çevresinde toplanan molozlar, kaldırma çalışmalarının henüz başlamadığı, bir yerden başka bir yere taşınan molozların gerektiği gibi kaldırılmaması nedeniyle asbest içeren toz bulutlarının hava kirliliği oluşturabileceği belirlendi. çevre için tehlike, özellikle solunum yolu hastalıkları. Yüksek risklere rağmen, ağır hasar görmüş binalar ve yüksek binalar da dahil olmak üzere insanların mülklerini almaya çalıştıkları gözlemlendi.
Davutoğlu: Hakan Fidan’a güvenim tam
“Deprem kaçınılmaz”
Bölge halkının talebi, ilgili kurumların bir an önce çalışması ve sorunlarına çözüm bulması. Gönüllü demokratik kitle örgütleri, sendika, dernek ve STK’lardan memnun olduklarını ancak bölgede kalıcı olarak kalamayacaklarını anladıklarını belirtmişlerdir. Devletin sosyal olması için gerekli olan bir afet durumunda ilgili tüm kurumlarla en kısa sürede bölgeye ulaşması ve arama kurtarma başta olmak üzere insanların her türlü ihtiyacını karşılayabilmesidir. Binlerce yakınını kaybeden, evleri yıkılan, servetini kaybeden, geleceğini ve umudunu kaybeden insanlarımız. Alışılmadık durumlara hazırlıklı olmanız mümkündür. Depremin kaçınılmaz olduğunu ve kayıpların önlenebilir olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. Evlerimizin, hastanelerimizin yıkılmadığı, canlarımızın enkaz altında kalmadığı bir ülkede yaşadığımıza inanmayı umuyoruz.”
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]