Sinop Sokak Can Koruma Derneği’nden deprem bölgesi desteği


Markizfendi Belediyesi Dayanışma Merkezi’nden 3 bin 697 depremzede yararlandı

Dernek başkanı Taner Dinchcourt, “Hızla bir binaya girdik. Yaşlı bir kadın vardı, dışarı çıkardık. Bir baba ve bir oğul vardı, koşarak yanlarına gittik. Bana bir çekiç verin, kırayım” dedi. duvar içeri.”

Sinop Sokak Canlılarını Koruma Derneği üyeleri, 6 Şubat depreminin ardından Kahramanmaraş’ın Bustan ilçesinde arama kurtarma çalışmalarına katıldı. Dernek üyeleri de yanlarına aldıkları birçok malzeme ile arama kurtarma ekiplerine yardımcı oldu.

“Koruya gittiğimizde bir sürü insan vardı.”

Tanner Dinchcourt dedi ki:

“Sinop’ta ilk gün hızlı gideceğimiz için erzak çalışmalarımızı yaptık. Her ihtiyacımızı alacağız dedik. Biz Sokak Canlılarını Koruma Derneğiyiz. Hızlı bir şekilde mama temin ettik. Kedi ve köpekler aç ve Kimse yemek konusunda yardım etmiyor.” Ardından delme, kesme ve dinleme cihazlarını kontrol ederek depremin ikinci gününde hızla Sinop’tan yola çıktık. Önce Adıyaman’a gittik ama yolda fikrimizi değiştirdik. Koruya kimse gelmedi, koru depremi ilk depremden sonra olduğu için bir sorun olduğunu söylediler. Hızla Elbistan’a taşındık. Koruya gittiğimizde pek fazla insan yoktu. İlk depremde bahçede 4 bina yıkıldı ve depreme yakalandılar ve dediğim gibi bahçeye gittiğimizde pek kimse yoktu ve yıkılan binaların arasında hızla kendimize kamp alanı yaptık. K. Burada duracağımızı düşündük. Bir yandan asıl işimiz olan sokak objelerini korumaya çalışalım, diğer yandan da depremlere çalışalım. Orada bir AFAD gönüllüsü vardı. Onlarla konuştuk ve ne yapabileceğimizi sorduk. Elimizde ne var diye sordu. Ayrıca tüm kesici ve delici aletlerin olduğunu söyledik. Adam o kadar mutlu oldu ki “Uzmanlar geldi” diye bağırmaya başladı. Uzman değiliz, gönüllüyüz dedik. Sonra hızla bir binaya girdik. Yaşlı bir kadın vardı, dışarı çıkardık. Bir baba ve oğlu vardı, yanlarına koştuk. Bina aldık, baştan aşağı yıktık, insan çıkardık diyemeyiz. Çok fazla insan vardı. Kayserili bir duvarcı, “Bana bir çekiç ver, duvarı kırıp içeri gireyim” dedi. İnsanlar bir şey yapmak için çok dolu geldi. Somali’den madenciler vardı. Onlarla sürekli seyahat ettik. Dinlerken ses alıyorduk. Burada insanlar var, hadi buraya girelim diyerek hızla koşuyorduk. Dışarı çıkan toplam 7 kişi vardı. İnsanlar birbirine çok yardımcı oldu. Zor zamanlar oldu. Çok soğuktu.

“Üst katlardaki insanların çoğunun donarak öleceğini düşünüyorum.”

Hepimiz bir binaya girdiğimizde ilk baktığımız şey orada biri mi yaşıyor? Ölüler kesinlikle öndedir. Hava çok soğuk olmasına rağmen üçüncü gün inanılmaz bir koku etrafını sarmaya başladı. Bir şekilde ölüleri topluyorsunuz, battaniyelere sarıp yol kenarına bırakıyorsunuz ve dinleyenler gelip alıyor. Sonra, ne yaptıklarını bilmiyorum ama her gün bir binada 2 kişiyi eziyorsak, bu 8 kişiyi öldürür. Öyle bir sorun oldu ki enkazın altına girdim. 5-6 katlı bir bina çöktü, nereye bakarsanız bakın resmin 4 katı toprağa düştü. Bina iki katlı gibi görünüyor. Binanın üst katlardaki daireleri açıktır. Sıcaklık sıfırın altında 17-18 derece. Bu kadar soğuk havalarda çalışırken yarım saatte bir ateşin başına gider, ellerimizi ısıtır, geri dönerdik. Bu rüzgarlarda hava sirkülasyonu olduğu için bu insanların donma olasılığı daha düşüktür. Alt katlar sıcaktı. Hayatta kalanlar bodrum katlarında ve birinci ve ikinci katlarda kaçtı. Neden, çünkü donmadılar. Ama sanırım üst kattaki insanların çoğu donarak öldü.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın