26 Nisan 1986, dünyayı sarsan bir olay ve tarihe geçecek bir felaket…
Çernobil felaketi, Sovyet topraklarında meydana gelen ve dünyayı etkisi altına alan bir patlamaydı. Serpintisi devam ediyor ve etkilerini görebiliyoruz. Zayıf güvenlik önlemleri, arızalı santral çalışanları ve Çernobil nükleer santralinin 4 numaralı reaktöründe meydana gelebilecek büyük bir patlama…
Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarından 200-250 kat daha fazla radyoaktif madde Dünya’ya sızdı ve deney gerçekten ölümcül bir hal aldı. Kazanın ardından Kuzey Yarımküre’deki hemen hemen her bölgede Çernobil’in etkileri ve zararları görüldü. Bunun yanı sıra farklı ülkeler de rüzgarların ve hava olaylarının etkisiyle radyoaktif maddelerden nasibini almıştır. 150.000 km toprağı etkilediği ve kirlettiği araştırmacılar tarafından söylenmektedir. Güney Almanya ve İngiltere’de insan ölümleri ve kanser riskleri daha da arttı ve hayvan ölümleri durdurulamadı.
Benim için açığa çıkan verilerin gerçek payı sıfır çünkü araştırmalarımda hala nükleer santralin kullanılabilir ve zararsız olduğu tartışılıyor ve kara para aklama çalışmaları sürüyor. Greenpeace bu konuda en büyük tepkiyi gösteriyor. Sayılarına göre ölü sayısı 93.000…
Ülkemizde de Trakya ve Karadeniz’de etkisini gösteren Çernobil, özellikle Karadeniz bölgesinde yetişen ürünlerde olgunlaşma dönemindeyse zararlıdır ve kansere çok müsaittir.
Çernobil elektrik santrali
Santral, her biri 1.000 megavat kapasiteli dört reaktörden oluşuyor. 25 Nisan 1986 tarihinde santralin 4 Nolu Reaktörü rutin bakım için kontrol altına alınmıştır. Mühendisler bunu, bu arada deneyi yürütmek için bir fırsat olarak gördüler. Deneyin amacı, özellikle reaktör aniden çalışmayı durdurursa buhar türbinlerinin ne kadar süre daha çalışmaya devam edeceğini ve böylece acil durum güvenlik sistemini ne kadar süre tetikleyebileceklerini bulmaktı.
Reaktör gücü düşürüldü. Bu, gün boyunca tekrarlandı ve ölümcül deney adım adım tırmandırıldı. Patlamanın ardından 30 farklı yangın çevreyi sardığı için afetler durdurulamadı. Bilinçsiz itfaiyeciler gerekli ekipman olmadan çalışmaya başladılar ve santral görevlileri ile birlikte radyasyondan en çok etkilenen ikinci kişiler oldular.
Kazanın ardından çalışma ekibindekiler ile o bölgede bulunanların kaçma şansı olmadı. Bu yetmezmiş gibi çevresindekiler ve çocukları da bu felaketten etkilendi. Tiroid kanseri o zamanlar en yaygın hastalıktı ve önlenmesi çok zordu. Lösemi o dönemin belasıydı ve ölü sayısı her geçen gün artıyordu ve bu felaketin yaraları hiç kapanmadı. Çernobil 2000 yılına kadar faaliyetlerini sürdürmüş ve etrafına duvar örülmüştür.Tabii ki bu duvar çalışmamış ve yapılan baskılar sonucu Çernobil’in sonu gelmiş ve 2000 yılında kapatılmıştır.
katip: Ali Ersoy
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]