Güllaç, ramazanın geleneksel lezzetlerinden biridir. Osmanlı mutfağından günümüze Türk mutfağındaki yerini koruyan güllacın yapımı oldukça kolaydır. Bunun için önce süt kaynatılır. Şeker ve gül suyunu ekleyip iyice karıştırın. Süt ılıyınca geniş bir tepsiye Güllaç yufkası dizilir. Güllaç yufkaları teker teker tepsiye dizilirken bol sütlü karışıma batırılır. 3-4 yufkayı dizdikten sonra üzerine hindistan cevizi, çekilmiş ceviz, fıstık ve pudra şekeri serpin. Üzerine 3-4 adet daha sütlü sır yerleştirilir. Bu tatlıyı narla süslemek de bir Osmanlı geleneğidir. Son olarak süslü jalaj artık kahvaltı sofrasındaki yerini almaya hazır.
Güllaç yaprağı ise mısır nişastası ve unun su ile karıştırılarak tavada pişirilip kurutulmasıyla elde ediliyor. İdeal gulak yaprağı ağırlığı 30-35 gram olmalıdır. Güllaç yaprağının ağırlığı artarsa lapa olur, azalırsa kırılır.
15. yüzyılın ortalarına kadar Osmanlı Devleti’nde insanlar mısır nişastasından yufka açıp saklarlardı ve bu yufkalar hava ile temas ettiğinden zamanla kururlardı. İnsanlar bu kurumuş kabuğu süt ve şekere batırıp yerlerdi. Gül suyunun zamanında eklenmesiyle “gül ölüsü” adını almıştır. İlerleyen zamanlarda tatlının adı “güllaç”a dönüşmüştür.
Arif Bilgin’in Osmanlı Saray Mutfağı’na göre Gulaş, saraya ilk olarak 1489 yılında girmiştir. Kastamonu Ali Usta, Kastamonu gezisi sırasında saray görevlilerinin elinde kalan kuru hamuru şekerli sütle ıslatması üzerine Osmanlı sarayına girmiş ve sarayın gözdesi olmuştur. Ali Usta, kararname ile saraya getirildi ve Tatlıçıbaşı olarak atandı. Osmanlı saray sofralarından eksik etmeyen gulaş tatlısı levhaları, Osmanlı döneminde kömür ocaklarında leğenlerde yapılırdı. Paşaların saraylarına sazdan yapılmış arka sepetleriyle taşınmış, Kanuni Sultan Süleyman’ın oğulları için düzenlediği sünnet törenlerinde ikram ettiği bazı kaynaklarda geçmektedir.
100 gramda yaklaşık 150 kalori vardır. Kalorisi düşük olan bu tatlı aynı zamanda oldukça sağlıklıdır. Uzmanlar, şekerin B ve E vitaminleri ile protein içermesi nedeniyle bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, sakinleştirici etkisi olduğunu ve stresi azalttığını, oruç nedeniyle düşen kan şekerini dengeleyerek normal düzeye getirdiğini söylüyor.
katip: Özji Benez
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]