Işık kirliliği, farklı aşırı ışık kullanım türlerini birleştirir. Işık kirliliği, şehir ışıklarının yıldızların gökyüzünde görünmesini engellemesi, ev ve ofis düzeninin neden olduğu fazla ışığın etkisi, aydınlatmanın neden olduğu enerji tüketimi veya insanların çevreye oluşturduğu fazla ışığın etkisi anlamına gelmektedir. Bu kadar çok özellik varken ışık kirliliğinin ne anlama geldiğini örnek vermeden anlamak bile düşündürücü.
Gece gökyüzünün görülmesini engelleme açısından ışık kirliliği düşünüldüğünde, şehirler gibi en bilinen yoğun nüfuslu yerler akla gelmektedir. Işık kirliliğinin yoğunluğu sadece birçok ışıklı apartmanda değil, araba farlarında, reklam panolarında ve bina ışıklarında da akla gelmelidir. Şehir sakinleri, dış mekan ışığı olmayan alanlarda tatil yaptıklarında veya kamp yaptıklarında genellikle daha fazla yıldız gördüklerinde şaşırırlar. Çünkü bulundukları bölgede ışık kirliliği çok azdır. Bu manzara, geceleri yüksek parlaklığa alışmış pek çok kişiye ilham verebilir. Işık kirliliğinin minimum düzeyde olması da rasathaneler kurulurken önemli bir tercih sebebidir.
Geceleri çalışan insanlar üzerinde yapılan araştırmalar, çok aydınlatılmış ortamlarda çalışanların ışığın etkileriyle nasıl başa çıktıklarını bulmaya çalıştı. Bu çalışmaların sonuçları, ışık kirliliği olan çalışma alanlarında yüksek tansiyon, kaygıya eğilim, baş ağrısı, libido azalması gibi sorunları ortaya çıkardı. Bazı araştırmalar, ışık kirliliğinin özellikle gece çalışan kadınlarda meme kanseri görülme sıklığında etkin rol oynadığını göstermiştir. Göğüs kanseri ile savaşan kimyasal melatonin geceleri üretilir, ancak ışık kirliliği melatonin üretimini baskılar.
Işık kirliliği enerji tüketimi anlamına geldiğinde, ışıkları açık tutmak için kullanılan enerji miktarı gereğinden fazladır ve bu durumda değerli kaynaklar çok hızlı bir şekilde tüketilmektedir. Floresan lambaların üretimi yoluyla bu tür ışık kirliliği azaltılmaya çalışılmaktadır. Enerji şirketleri de insanları çalışmalarında minimum ışık kullanmaya teşvik ediyor ve kullanılmayan odalarda ışıkların kapatılmasını tavsiye ediyor. Halen enerji tüketen ışık kirliliğini azaltmak için bu alanda daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.
Işık kirliliğinin bitki ve hayvanlar üzerindeki etkileri halen araştırma konusudur. Belirli ışıklar, hayvanların, özellikle de gece yaratıklarının davranışlarını etkileyebilir. Daha fazla dış ışık kirliliği, hayvanın yiyecek araması, çiftleşmesi veya temel faaliyetleri gerçekleştirmesi için daha az “karanlık” saat olarak görünür. Işık kirliliği, gece hayvanları için çevresel bir tuzak görevi görür ve hayatlarını tehlikeye atar.
Dış mekan ışıkları da bitkilerinizin davranışını etkileyebilir. Bazı yaprak döken ağaçlar, belirli mevsimlerde, düşük düzeyde dış ışığa maruz kaldıklarında, uygun zamanlarda yapraklarını dökemezler. Bu, ağaç hastalığına yol açar ve insanların tüm yaprakları bir kerede toplamak yerine düşen her yaprağı temizlemesine neden olur.
Işık kirliliği genellikle bir baş belası olarak görülür. Örneğin, başka birinin evindeki ışık kendi evinizden görülebilir. Bu, uykunuzu etkileyebilir ve fotodisorder adı verilen bir durum ortaya çıkabilir. Geceleri odalarını ışıkla dolduran ve sinyal lambalarının veya sokak lambalarının yakınında yaşayan insanlar da ışık ihlali yaşıyor. Bu durum hafif ila şiddetli rahatsızlık arasında değişebilir.
Bilim adamları, ışık almanın iyi ve değerli bir durum olduğu konusunda hemfikir, ancak özellikle kentsel alanlarda ihtiyacımız olandan daha fazla ışık var. Araştırmalar, ışık kirliliğinin sadece bitkiler ve hayvanlar üzerinde değil, insanlar üzerinde de zararlı bir etkisi olduğunu göstermiştir. Bu nedenle ışık kirliliğini azaltmak için yeni aydınlatma yöntemleri aranmaktadır.
katip:İnce Sekizli
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]