Polonya’nın başkenti Varşova, harika bir mimari, tarihi ve kültürel başyapıta ev sahipliği yapmaktadır. Orijinal adı, Bilim ve Kültür Sarayı anlamına gelen “Kültür ve Bilim Sarayı”, aynı zamanda Polonya’nın en yüksek binasıdır. Bu binada yaklaşık 3.000 oda bulunmaktadır. Turistik anlamda izin verilen ve dikkat çeken bir diğer özellik ise yapının 30. katına asansörle çıkılabilmesi, turistlere ve yöre halkına harika bir manzaraya tanık olma fırsatı veriyor. 30. kattaki teras da şehri optik dürbünle izleme imkanı sağlıyor.
Binanın tarihi
Varşova Bilim ve Kültür Sarayı’nın bir diğer adı da “Stalin’in Sarayı”dır. Bu isim, Joseph Stalin’in binayı kendisi için inşa etmesinden ve tüm binayı kendisine adamasından gelmektedir. Ancak Sovyet askerleri binayı tamamlamasına rağmen bu binaya gelemedi. Binanın inşaatı 1952 1953 yılına denk gelmektedir. Sadece 30. kata izin verilmesine rağmen bina toplam 42 katlı olarak inşa edilmiştir. Bu devasa yapının yüksekliği tam olarak 230,5 metredir. Bina içerisinde çok sayıda ofis, akademik bilim merkezi, sinema, yüzme havuzu, kütüphane, tiyatro, postane ve müze bulunmaktadır.
Joseph Stalin, yapının adının “Stalin’in Sarayı” olmasını istemesine rağmen, Polonya Sovyet sisteminde yer almadığı için Polonyalılar yapının adını değiştirmiştir. Kısaca “Kültür Sarayı” olarak bilinse de yukarıda sayılan birçok sanat ve bilim merkezinden dolayı bugünkü adıyla daha çok anılmaktadır.
kampüs binası
Kültür Sarayı, Varşova’nın merkezinde yer almaktadır. Yakın çevrede Varşova’nın en merkezi ana caddeleri ve ana tren istasyonu bulunmaktadır. Ne de olsa, Varşova’nın Merkez Meydanı, binanın etrafındaki alandır.
Binanın kültürel etkisi
1989 yılından itibaren kentin geçirdiği büyük değişim eski yapıları da değiştirmiştir. Varşova’nın merkezinde yeni “Manhattan Yarat” sloganıyla inşa edilen devasa binalar, iş kuleleri ve meydanların yanı sıra Kültür Sarayı’nın üzerinde dört büyük saat bulunuyor.
Binanın Polonya halkında ve o dönemin belediyesinde yarattığı travma o kadar derin ki, bazı projeler binanın görülmesini engellemeye çalıştı. Hatta o dönemde belediye tarafından bu konuda proje yarışmaları açılmıştır. Bazı projelerde masif taş işçiliği göz ardı edilerek tüm yapının aynalarla kaplanması fikri bile savunulmuştur. Asıl amaç yapıyı tamamen yıkmak olsa da yapının bu kadar dayanıklı olması yapının ve tarihin ölmesini engellemiştir.
Yapının getirdiği bu etkileşim, hem nefret hem de aşk açısından büyük bir paradoksu doğurdu. Örneğin, çoğu Varşova, şehrin en iyi manzarasının Kültür Sarayı’ndan olduğunu iddia eder, çünkü bu bakış açısından hiçbir manzara binanın kendisini içermez. Tıpkı Parislilerin şehrin en güzel manzarasının Eyfel Kulesi’nden görüldüğünü iddia etmeleri gibi, içinde “demir yığını” dedikleri Eyfel Kulesi olmadığı için. Ancak Varşova ya da Paris’e giden her turist ilk olarak bu iki devasa yapıyı ziyaret eder. Kentin geçim kaynağını oluşturan yapılardan biri olan Kültür Sarayı da bu değerli düşünceden nasibini almıştır.
Tarihi ve kültürel açıdan Varşova için büyük değer taşıyan Kültür Sarayı, mimari açıdan birçok uzmanı kendine hayran bırakan bir yapıya sahip. Yılın büyük bir bölümünde sergiler, oyunlar ve çeşitli etkinlikler de bu binada düzenlenmektedir. Tüm bunlara ek olarak gece aydınlatması ile birlikte yapının ihtişamı artar ve daha da güzelleşir. Hem gündüz buradan şehrin manzarası hem de gece şehirden binanın ışıklı görüntüsü turistlere keyifli dakikalar yaşatıyor.
Kaynak:
http://www.polonyadan.com/2011/04/01/varsova/
katip:Baran Akkök
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]