Aydos Kalesi ve bir aşk hikayesi «Efendim

Aydos Kalesi Yapısı:

Keçi Kalesi olarak da bilinen Aydos Kalesi, Sultanbeyli ilçesinde Aydos Tepesi’nin 325 metrelik bir uzantısı üzerinde yer alıyor. Bizans İmparatorluğu’nun yavaş yavaş topraklarını kaybettiği bir dönemde Aydos Kalesi’nin hem Osmanlılar hem de Bizanslılar için çok önemli bir konuma sahip olduğu inkar edilemez.

Dış surlara göre kale 26.000 metrekarelik bir alan üzerine inşa edilmiştir. Kale tam olarak bilinmemekle birlikte 11. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Kale ve yapıldığı yer olan Sahel Sultanbeyli, o dönemde Anadolu’yu İstanbul’a bağlayan bir istasyon görevi görüyordu ve stratejik bir konuma sahipti.

Aydos Kalesi, iç sur ve dış sur olmak üzere iki surdan oluşmaktadır. Altısı iç surda, yedisi dış surda olmak üzere toplam 13 burçtan oluşur. İç surlarla dış surlar arasındaki mesafe yaklaşık 20 metredir. Benzeri diğer kaleler gibi Sultanbeyli semtine hakim bir konumda olan kale, bir kaya üzerine inşa edilmiş ve kalenin kurulduğu tepenin üstü düzleştirilmiştir. Aydos Kalesi’nin doğu tarafı derin bir vadiye bakmaktadır. Bu yönden kaleye ulaşım zor olduğu için doğu kesimdeki burç sayısı bir olarak düşünülmüştür.

Kale kapıları: Kalede yapılan arkeolojik çalışmalarda iç surlarda toplam üç kapı tespit edilmiştir. Güneydoğu kesiminde kapının iki yanına inşa edilmiş kulelerin izlerini net bir şekilde görmek mümkündür. Kulelerin genellikle kale kapılarının iki yanında yapıldığı göz önüne alındığında, bu kapının kaleye giriş kapısı olduğu tahmin edilmektedir. Kalenin doğusundaki zeminde mermer ve sütun kalıntıları olduğu, geniş açıklıkta kale kapılarından birinin de burada olduğu izlenimini vermektedir.

Burçlar: Aydos Kalesi’nde yapılan restorasyon çalışmaları sırasında ortaya çıkarılan burçların, yarım daire şeklinde yerel taşlardan yapıldığı anlaşılmaktadır. Kalenin güneybatısındaki arazinin dış duvarında üzeri örtülü bir yapı tespit edilmiştir. Bu bindirme 13-14 oluşturur. Açıkça on dokuzuncu yüzyılın mimari tarzını taşımaktadır.

Kalenin açılışından doğan bir aşk hikayesi:

Kale, İstanbul’un fethinden yaklaşık 125 yıl önce, 1328’de Abdurrahman Gazi ve Konur Alp komutasındaki Osmanlı ordusu tarafından işgal edildi. Orhan Gazi tarafından görevlendirilen Abdurrahman Gazi’nin planı, Gebze Kalesi’ni işgal etmek, Bizans’a askeri yardımı kesmek ve kalenin işgalini kolaylaştırmaktı.
Bu amaçla önce Gebze Kalesi fethedilmiş, ardından Aydos Kalesi kuşatılmıştır. Bu kuşatma, nesiller boyu anlatılacak bir aşk hikayesinin de temellerini attı.

denir; Aedos Kalesi’nin kızı Tekfur, rüyasında ateşten bir kuyuya düşer. Bir Osmanlı askeri kendini kuyudan çıkarıyor. Osmanlı askeri kızı Abdurrahman Gazi’nin rüyasında Tekfur’u görür.

Tekfur’un kızı bu rüyadan o kadar etkilenmiş ki, kaleyi kuşatan Abdurrahman Gazi’ye yardım etmeye karar vermiş. Bir taşa sarılı bir kağıda Abdurrahman Gazi’yi rüyasında gördüğünü ve ona yardım edip onu duvarlardan atacağını yazar. Tekfur’un kızı tarafından sızdırılan bilgilere göre, gece yarısı kaleye aniden baskın yapan Abdurrahman Gazi, duvardan çıkarak Tekfur’un kızının duvardan sarkıttığı ip vasıtasıyla kaleye girdi. kaleyi açmak. İçeriden bir kapı kalenin işgal edilmesini sağlar. Fetihten sonra Tekfur kalesi Abdurrahman Gazi Aydos’un kızıyla evlendi. Böylece Türkler ile Yunanlılar arasında yıllarca anlatılacak bir aşk hikayesi doğdu.

Kale neden terk edildi?

Kale, ele geçirilmesinden kısa bir süre sonra terk edildi. Bunun sebebi ise 1337 yılında İzmit’in fethi ile Orhan Gazi’nin Aydos Kalesi’ni yıkıp İzmit Kalesi’ne taşımak istemesi ve bunun üzerine Aydos Kalesi’nin 1337 yılında yıkılmasıdır. Aydos Kalesi’nden günümüze kadar yapılan kazı çalışmaları..

Kaynak:

Aydos Kalesi Kazıları 2010, http://www.istanbulkeoloji.gov.tr/web/41-227-1-1/../aydos_kazisi

katip:Türkoğlu taraftarları

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın