Fitokimyasallar nelerdir? ” efendim

Fitokimyasallar, kanser riskini azaltmada, bağışıklık sistemini güçlendirmede ve ayrıca yaşa bağlı sorunların gelişimini geciktirmede mucizeler yaratabilir. Bu yazımızda çeşitli sebze ve meyvelerde yüksek miktarda bulunan ve doğal olarak bulunan bu kimyasallar hakkında bilgi vereceğiz.

biliyor musun

Diğer besinlerin aksine, fitokimyasallar yaşamımız için gerekli değildir, ancak fitokimyasalları yemek kesinlikle sağlıklı kalmamıza katkıda bulunabilir.

Fitokimyasallar, çoğunlukla bitkilerde bulunan bir grup kimyasaldır. Bitkiler, hayatta kalmak ve kendilerini patojenlerden korumak için uzun süredir fitokimyasalları kullanmışlardır. Fitobesinler olarak da adlandırılan bu doğal kimyasallar sağlığımız için faydalı olabilir. Fitokimyasalların en iyi örnekleri flavonoidler, karotenoidler, izoflavonlar, ellagik asit, indoller ve lignanlardır.

Fitokimyasallar açısından zengin besinler:

Pek çok sebze ve meyve türü iyi miktarda fitokimyasal içerir. Bir meyve veya sebzenin rengi esas olarak içerdiği fitokimyasallardan gelir. Meyvenin rengi kırmızı, mor, turuncu veya mavi olsun, bu renk fitokimyasalların varlığından kaynaklanmaktadır. Meyvenin rengi ne kadar koyu olursa, o kadar fazla fitokimyasal içerir. Çeşitli renkleri ile bilinen portakal, nar, çilek ve çilek gibi meyveler ile domates, pancar ve brokoli gibi sebzeler iyi miktarda fitokimyasal içerir. Tam tahıllı ürünler ve baklagiller de bir dizi fitokimyasal içerir.

Fitokimyasallar ne yapar?

Bu soru, vitamin ve minerallerin ne işe yaradığını sormaya benzer. Sağlığınızla ilgili endişeleriniz varsa, bu doğal kimyasallar göz ardı edilemez. İşte fitokimyasalların faydalarından bazıları.

Yaşlanma karşıtı etkiler:

Antioksidan aktiviteleri vücuttaki serbest radikalleri ortadan kaldırmaya yardımcı olur. Serbest radikaller, vücudumuzda gerçekleşen çeşitli biyolojik süreçlerin bir sonucu olarak oluşan toksik maddelerdir. Bu zararlı maddeler, makula dejenerasyonu, cilt kırışması ve bilişsel gerileme dahil olmak üzere çok çeşitli yaşa bağlı sorunlarla ilişkilendirilmiştir. Ancak bu problemler, antioksidanlar açısından zengin bir diyetle önlenebilir.

Kanser önleyici etkiler:

Flavonoidler ve karotenoidler sınıfına ait olan kateşin ve likopen gibi antioksidanların kanserden koruyucu etkileri çeşitli insan ve hayvan deneylerinde gösterilmiştir. Klinik çalışmalar, hayvan çalışmaları ve ayrıca test tüpü çalışmaları bu antioksidanın kanser gelişimini baskılamada etkili olduğunu göstermektedir. Kanser önleyici etkileri, normal hücrelerin kanserli hücrelere dönüşmesini de koruyabilir. Yani bu besinlere beslenmenizde yer vererek kendinizi farklı kanser türlerinden koruyabilirsiniz.

Bağışıklık sistemini güçlendirici etkiler:

Genel olarak, baharat olarak kullanılan sarımsak, fitokimyasalların flavonoidler sınıfına ait olan allil sülfatlar içerir. Ally sülfatlar, çeşitli çalışmalarda antibakteriyel aktivite göstermiştir. Bu fitokimyasalların Streptococcus, Salmonella, Clostridium, Escherichia ve Staphylococcus gibi birçok bakteriye karşı etkili olduğu tespit edilmiştir. Yani antimikrobiyal etkiye sahip olan bu fitokimyasallar bağışıklık sistemini güçlendirir.

– Yararlı enzimlerin etkilerinin uyarılması:

Turpgil sebzelerde yaygın olarak bulunan indol adı verilen bir grup fitokimyasal, laboratuvar çalışmalarında kanseri nötralize eden enzimler içerir. Hepimizin bildiği gibi kanser hücreleri kolayca yayılabilir ancak kanserin bu özelliği fitokimyasal enzimi uyararak durdurulabilir.

Östrojen benzeri etkiler:

Başka bir fitokimyasal türü olan fitoöstrojenler (izoflavonlar), östrojen benzeri aktivite sergiler. Yani fitoöstrojen yönünden zengin besinlere diyetinize yer vererek östrojenin etkilerinden yararlanabilirsiniz. Soya sütü ve fındık, fitoöstrojenler açısından zengindir. Esas olarak kadınlarda bulunan östrojen, kemik yoğunluğunu kontrol etmeye yardımcı olur. Bu yüzden kemik yoğunluğunuzu korumak için fitoöstrojenler açısından zengin bu yiyecekleri yiyebilirsiniz. Klinik çalışmalar ayrıca bu gıdaların kötü kolesterolü (LDL) düşürebileceğini göstermektedir.

Menopoz sonrası kadınlarda önemli ölçüde daha düşük östrojen seviyeleri gözlenir. Düşük östrojen seviyeleri çeşitli semptomlara neden olabilir. Çalışmalar, östrojen benzeri etkilere sahip bu fitokimyasalların vajinal kuruluk ve sıcak basması gibi menopoz semptomlarını hafifletmeye yardımcı olduğunu göstermiştir.

Sonuç olarak, fitokimyasallar bizi sağlıklı tutmada önemli bir rol oynar. Bu nedenle bu besinlere beslenmemizde yer vermek sağlığımız için çok önemlidir.

yazar:Tülay Ersoy

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın