Hiç düşündünüz mü, neden birisi bir marka, bir parti, bir takım hakkında olumsuz bir şey söylediğinde, sevdiğinizi sandığımızda sinirleniyor, karakterimiz alınmış gibi üzülüyoruz?
Bu sorunun cevabını yakında bulacağız.
Davranış: Bireyin diğer insanlar ve şeyler hakkındaki değerlendirmeleri. bireyin davranışlarına yön verir. Bireyin duygu, düşünce ve davranışlarında tutarlı olmasını sağlar. Birey her şeye karşı bir tutum geliştirir. Bu nedenle birçok pozisyonumuz olduğunu söyleyebiliriz. Elbette bu, çevremizde gördüğümüz her şeye karşı bir tutum geliştirdiğimiz anlamına gelmez, bir birey, psikolojik olarak kendisi için önemli ve önemli olan şeylere karşı bir tutum geliştirir. Durumun geliştirildiği nesneye aynı zamanda durumun nesnesi de denir.
Tutumun bilişsel, duygusal ve davranışsal olmak üzere üç boyutu vardır ve bu boyutlar birbiriyle tutarlı bir ilişki içindedir. Birbiriyle etkileşim içinde olan bu üç boyut birbirinden tamamen ayrı hatlarda değerlendirilmez. örnek; Bir takıma karşı olumlu bir tavrımız varsa, o takımın maçlarına gideriz, o takımın renklerini severiz ve o takımın başarısına seviniriz.
Bir durumun bilişsel boyutu, o nesne hakkındaki ilgimizi, inancımızı, düşüncemizi ve bilgimizi şekillendirir. örnek; Bir yiyeceğe karşı olumlu bir tutumumuz varsa, o yiyeceğin faydalarını biliyoruz ve hatta o yiyecek hakkında en fazla bilgiye sahibiz.
Duygusal boyut aslında en önemli kısımdır. Başka bir deyişle, uzaklık, bir şeye karşı olumlu ya da olumsuz bir tutum geliştirmemizi sağlayan şeydir. Sanatçıya karşı olumlu duygularımız varsa onu çok severiz ve olumlu tavrımız oluşur. Birine veya bir şeye karşı olumlu bir tavır sergilemek bizim için çok önemlidir. Çünkü kişi önce duygusal olarak etkilenir.
Durumun davranışsal boyutu, durumun nesnesine yönelik davranışlarımızı belirler. Bir önceki örnekte olduğu gibi bir sanatçıya ya da kişiye karşı olumlu tutum sergileyen insan, onun yanında olma, ona yardım etme, destek olma davranışını sergiler. Birbirleriyle etkileşime girdikleri için durumumuzun bir boyutu olumlu olan her yönü olumlu olacaktır. Boyutlar arasında tutarlı olan tutumlar çok güçlüdür ve değişime karşı çok dirençlidir. Neredeyse hiç değişmediğini söyleyebiliriz. Bu tavırlar bizim bir parçamız haline geldi ve o kadar benimsedik ki takımımıza, partimize, inancımıza karşı bir şey söylendiğinde çok ağır geliyor ve karakterimize aykırıymış gibi değerlendiriyoruz. Çünkü: Tutumlar öğrenerek şekillenir. Yaşamımızın ilk 25 yılında oluşur ve yaşam boyu devam eder. Bu nedenle tutumlarımızı kişiliğimiz olarak benimsiyoruz. Düşünelim ki 25 yıldır evliyiz ve bu evliliği bitirmek ne kadar zorsa durumu değiştirmek de o kadar zor, zamanla benimseniyor.
Tutumlarımızı geliştirmede anne babamız, çevremiz ve yetiştirilme tarzımız çok etkilidir. Ebeveynlerin öğrettiği bilgiler, okulda öğrendiklerimiz, arkadaşlarımız, bilgisayarlar, telefonlar ve ailede rol model alınan davranışlar tutumlarımızı büyük ölçüde etkiler ve şekillendirir.
Tutumun derecesi, tutumun değişip değişmemesi açısından önemlidir. Durum çok güçlüyse, onu değiştirmek çok zordur. Özellikle her üç boyut da tutarlıysa, değişiklik önemsizdir. örnek; Bir şampuan markasını beğenebilir, faydalarını ve içeriğini bilebiliriz ama bu şampuanı almayabiliriz. Bu örnekte, davranışsal boyut karşılanmamıştır. Ya da yalnız yaşayan kişi evcil hayvanları seviyor ama korktuğu için evine alamıyorsa davranışsal boyut geçerli değil. Bu tür pozisyonlar değişime açıktır. Ancak her üç boyutta da tutarlı olan pozisyonları değiştirmek zordur. Ayrıca bilgiler bir uzman tarafından anlatıldığında durum değişebilmektedir. Kişi bilginin kaynağına güveniyorsa, anlatıcı alanında uzmansa, bilgi açık ve netse tutumlar değişebilir. Özellikle uzmanın ikna ve iletişim becerileri iyi ise durumlar değişebilir.
yazar:Yalnızca altn
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]