Soğuk Savaş döneminin kavramlarından biri olan bu doktrin, medeniyetin ulaştığı teknolojik ve bilimsel boyutun aynı zamanda ne kadar korkunç bir tehdit anlamına geldiğini de göstermektedir. MAD, Karşılıklı Garantili Yıkım anlamına gelen Karşılıklı Garantili Yıkım’ın kısaltmasıdır. Temel olarak, nükleer silahlanma yarışında ilk kim saldırırsa ve Rusya ile ABD’yi tehdit ederse etsin, savaş başladığında her iki tarafın da yok olacağı teorisine dayanıyordu. Bir anlamda caydırıcılığın gücünü ve ilkesini ifade eden bu doktrin, 1960’larda çekilen birçok savaş filmine konu olmuştur. Terim ilk olarak 1962’de ABD savunma politikasında önemli bir rol oynamaya başladı. Başkan Kennedy’nin savunma şefi Robert McNamara, Amerikan Barolar Birliği’ne hitaben yaptığı konuşmada bu doktrini ilk kez dile getiren kişi oldu. MAD doktrininin açılımına baktığımızda, ifade ettiği anlam ve kısaltma dikkate alındığında, Amerikan savaş terminolojisi ile oldukça tutarlı görünmektedir. Çünkü İngilizce’de MAD kelimesi “delilik, delilik” anlamına gelir. Kısaltmanın mizahi kelime kısaltmalarına ilgi duyan John von Neumann tarafından üretildiği belirtiliyor.
MAD doktrini de uzun yıllardır dünyanın nükleer silah tehlikesinden uzak durmasının garantisi olmuştur. Çünkü nükleer silahlara taraf devletlerin hiçbiri küresel yıkımdan sorumlu olmak istemiyordu. MAD Creed daha sonra “Dehşetin Dengesi” olarak anıldı. Satın alma, korkunç bir korku olarak tanımlanıyor. MAD prensibi, uzun yıllar dünya barışını sağlamasına rağmen, nükleer silahlanma yarışının da sebebi olmuştur. ABD ve Rusya gibi güçler, terör dengesinden çıkmanın yollarını bulmak için müthiş sistemler geliştirmişler ve ikinci taarruz kabiliyeti doğrultusunda okyanuslarda ve göklerde nükleer silah teknolojilerini kullanmaya devam etmektedirler. terör dengesinden çıkmanın yollarını bulmak için. MAD doktrininin yarattığı sürekli silahlanma ve teyakkuz, her iki kutup ülkesini de ciddi bir ekonomik krizin eşiğine itti, çünkü bu ekonomik nedenler Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ön saflarında yer aldı. Pek çok savaş analisti ve stratejistinin belirttiği gibi, her iki kutbun da nükleer silahlara sahip olması sıcak ve nükleer bir savaşı doğrudan engellemektedir. İnsan uygarlığı, MAD doktrini ile nükleer yok oluştan kurtulmuş olsa da bu durum, vekalet savaşları gibi birbirini test edecek vekâlet savaşlarını artırmıştır. Kore Savaşı, Afganistan Savaşı, Vietnam Savaşı ve son dönemde Irak ve Suriye’de yaşanan bölgesel savaşlar bu duruma en güzel örneklerdir.
Kaynak:
http://www.nuclearfiles.org/menu/key-issues/nuclear-weapons/history/cold-war/strategy/strategy-mutual-assured-destruction.htm
yazar: Erdal Oğur
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]