Çocuklar dünyamızı güzelleştiren en güzel varlıklardır. Bebekler eşsiz güzellikteki resimleri, parlak yüzleri ve ışıltılı gözleriyle evrendeki masumiyeti simgeler. Bu eşsiz masumiyet bazen farkında bile olmadan bağırmak gibi eylemlerle yok edilebilir. Dünyanın en samimi varlıkları olan çocukların bu duyguları kontrol edebilmeleri için sevgi, şefkat ve şefkat duygularıyla yetiştirilmeleri gerekir.
Geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımızı sevgi ve saygı kuralları içinde yetiştirmek toplumsal ve bireysel tüm sorunların da çözümü olacaktır. Çocuk, toplumun en genç ve en etkili yapı taşıdır. Doğaları gereği, bugünün çocukları yarının yetişkinleri olacaktır. Bu nedenle ruhlarını incitmeden, gururlarını kırmadan fikirlerine ve kişiliklerine saygı duyacak şekilde yetiştirilmeleri, gelecekte bilinçli bir birey olabilmeleri için çok önemlidir. Çocuklar küçük olmalarına rağmen algıları bir yetişkine göre 9 kat daha nettir. Özellikle 3 ile 6 yaş arasındaki yaş grubu daha fazla öğrenmeye açıktır. Ancak çocuklar konuşarak değil yaşayarak ve örnek alarak öğrenmeyi ilke edinirler. Bu nedenle çocukların kişiliklerinin belirlenmesinde rol model çok önemlidir. Davranış özellikleri burada çok önemlidir. Bunlardan en önemlisi çocuğa bağırmaktır. Bağırarak bastırılmaya çalışılan bir çocuk sözlü şiddete maruz kalır ve bu onun ruhunda onarılamaz bir enkaz oluşturur. Çığlık atmak çocuğu susturuyor gibi görünse de işin aslında bambaşka bir yönü olduğunu unutmamak gerekir. Bağırmak, yüksek sesle uyarmak gibi davranışlar çocuklarda pek çok kötü olayın temelini oluşturur. Bunlar şu şekilde sıralanmıştır:
İçindekiler
Çığlık atmanın çocuk üzerindeki etkileri
Çocukta duyarsızlığa neden olur
– çocuğu çek
– Çocuğun dış çevre ile teması zorlaşır ve hatta hiç kurulamayabilir.
Çocuk duygularını ifade etmekte zorlanır.
Çocuk korku ve endişe halindedir.
– çocuk olası davranış bozukluklarını not eder (şiddetli ilgi, kendine bağırma, düzenli arkadaş edinememe vb.)
Çocuğun duygusal karmaşıklığı vardır ve sevgiyi sevgisizlikle karıştırabilir.
– Çocuk kendini sürekli aşağılanmış hisseder ve duygularını bastırır.
– Çocuk anne babasına güvenli bağlanma duygusunu kaybeder ve belli bir yaştan sonra anne baba arasındaki ilişki bozulur.
Bu, çocuklarda çığlık atmanın en yaygın sonucudur. Bu sonuçların yanı sıra birçok sonuç da görülebilir. Aslında her etki her çocukta farklı boyutlarıyla gözlemlenir. Hayatı boyunca kendisini olumsuz yönde etkileyen etkinin kişiliğine nüfuz edip etmediği kaydedilmiştir. Henüz ruhlarında kötülük olmayan çocuklara bağırmak, kişiliklerinde olumsuzluklar yaratmak bir anne babanın çocuk yetiştirirken yaptığı en büyük hata olsa gerek. Çocuklarla iletişim, sakin ve dikkatli bir dille, onlara olumlu duygular yüklenerek yapılmalıdır ki gelecekte dünyamıza olumlu ve bilinçli bireyler hükmedsin, hiçbir çocuğun ruhunda yara açılmasın.
yazar: Fred Akdoğan
Diğer gönderilerimize göz at
[wpcin-random-posts]